Ranked by real-world frequency and an example sentence. Study all of them free with spaced repetition.
This page collects the 250 most common Turkish adverbs in frequency order, each paired with an English translation and an example sentence so you can see how it behaves in context. Adverbs are some of the highest-value words you can pick up in Turkish: a handful of them, like daha (more), sadece (only), and hemen (immediately), come up constantly in everyday speech, so working through this list early pays off fast.
Most Turkish adverbs keep a single fixed form no matter what the verb around them is doing, which makes them a low-effort, high-reward category to drill. Go down the list in order, read each example sentence aloud, and use Vocab Voyage's flashcards to type the Turkish word from the English prompt — the spaced repetition will keep bringing each word back until it sticks.
Free forever · No card · No password
More Turkish lists: Words Nouns Verbs Adjectives About learning Turkish
| # | Turkish | English | Example |
|---|---|---|---|
| 1 | evet | yes | evet, bu doğru. |
| 2 | daha | more | Bu konu hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var. |
| 3 | tamam | okay | Her şey tamam, sorun yok. |
| 4 | sadece | only | Bu kitapta sadece bir bölüm var. |
| 5 | burada | here | Ben burada bekliyorum. |
| 6 | sonra | after | Ödevimi bitirdikten sonra dışarı çıkacağım. |
| 7 | en | most | Bu film en güzel olanı. |
| 8 | biraz | a little | Dışarıda biraz rüzgar var. |
| 9 | peki | well | peki, seninle geliyorum. |
| 10 | geri | back | Evime geri dönmek istiyorum. |
| 11 | belki | maybe | belki yarın yağmur yağar. |
| 12 | nerede | where | Top nerede? |
| 13 | orada | there | Onlar orada bekliyor. |
| 14 | hemen | immediately | hemen gelmelisin! |
| 15 | asla | never | Ben asla pes etmem. |
| 16 | tekrar | again | Bunu tekrar yapmalıyız. |
| 17 | yine | again | Bugün yine sinemaya gitmek istiyorum. |
| 18 | bence | in my opinion | bence bu film çok eğlenceli. |
| 19 | birlikte | together | Arkadaşlarımla birlikte pikniğe gideceğim. |
| 20 | zaten | already | O, zaten bu konuda çok deneyimli. |
| 21 | pek | very | Bugün pek çalışmadım. |
| 22 | hep | always | hep aynı hatayı yapıyorsun. |
| 23 | kesinlikle | definitely | Bu filmi kesinlikle izlemelisin. |
| 24 | niye | why | Bugün okula niye gitmedin? |
| 25 | elbette | of course | Sana yardım edeceğim, elbette! |
| 26 | sanki | as if | sanki her şey yolunda gibi görünüyor. |
| 27 | sonunda | finally | sonunda istediğim yere ulaştım. |
| 28 | tamamen | completely | Bu proje tamamen bitmek üzere. |
| 29 | oldukça | quite | Bu konu oldukça ilginç. |
| 30 | beraber | together | Biz beraber sinemaya gideceğiz. |
| 31 | bazen | sometimes | bazen yalnız kalmayı severim. |
| 32 | henüz | yet | Ödevimi henüz yapmadım. |
| 33 | evde | at home | Bugün evde kalmayı planlıyorum. |
| 34 | muhtemelen | probably | O, muhtemelen gelmeyecek. |
| 35 | neredeyse | almost | O, neredeyse her gün buraya geliyor. |
| 36 | yeniden | again | Bu filmi yeniden izlemek istiyorum. |
| 37 | içeri | inside | Kapıyı açıp içeri girdim. |
| 38 | hayatta | in life | Bazen en zor anlarda hayatta kalmak gerekir. |
| 39 | galiba | probably | O, galiba bu akşam gelecek. |
| 40 | böylece | thus | Planımızı değiştirdik, böylece daha iyi oldu. |
| 41 | acaba | i wonder | Bu filmi acaba izlemeli miyim? |
| 42 | sürekli | continuously | O, sürekli gülümseyen bir insandır. |
| 43 | aynen | exactly | O aynen dediği gibi oldu. |
| 44 | yeterince | enough | Bu konuda yeterince bilgiye sahibiz. |
| 45 | aşağı | down | Merdivenlerden aşağı iniyorum. |
| 46 | cidden | seriously | Bu film cidden çok güzel. |
| 47 | gayet | quite | Bugün hava gayet güzel. |
| 48 | yerinde | in place | Her şey yerinde duruyor. |
| 49 | özellikle | especially | Bu yemek özellikle lezzetli. |
| 50 | birden | suddenly | Kapı birden açıldı. |
| 51 | burda | here | Ben burda bekliyorum. |
| 52 | eskiden | formerly | eskiden burada çok güzel bir park vardı. |
| 53 | çoktan | already | O, bu kitabı çoktan okudu. |
| 54 | şimdiye | until now | şimdiye kadar böyle bir şey görmedim. |
| 55 | sırada | in line | Bilet almak için sırada bekliyoruz. |
| 56 | önceden | before | Toplantıya önceden haber vermeliyiz. |
| 57 | birazdan | soon | Toplantı birazdan başlayacak, lütfen zamanında gel. |
| 58 | öylece | just like that | O, öylece durdu ve hiçbir şey söylemedi. |
| 59 | geriye | back | Bir adım geriye atmalıyız. |
| 60 | epey | quite | Bugün epey çalıştım ve yorgunum. |
| 61 | baştan | from the beginning | Her şeyi baştan yapmak daha iyi olur. |
| 62 | buralarda | around here | Ben buralarda yeni bir kafe açtım. |
| 63 | şimdilik | for now | şimdilik burada kalacağım. |
| 64 | genelde | generally | Ben genelde sabahları kahve içerim. |
| 65 | sahi | really | Bu bilgi sahi mi yoksa yanlış mı? |
| 66 | sonuçta | in the end | Çok çalıştı, sonuçta başarılı oldu. |
| 67 | daima | always | O, daima gülümser. |
| 68 | zamanında | in time | Toplantıya zamanında gelmek önemlidir. |
| 69 | şurada | over there | Kitaplar şurada duruyor, alabilirsin. |
| 70 | etrafta | around | Kedim etrafta dolaşıyor. |
| 71 | resmen | officially | O, resmen bu işe başladı. |
| 72 | sırf | only | O sırf eğlenmek için geldi. |
| 73 | uzakta | far away | O, benden çok uzakta yaşıyor. |
| 74 | iyice | thoroughly | Yemekleri iyice karıştırmalısın. |
| 75 | nerde | where | Toplantı nerde yapılacak? |
| 76 | geride | behind | O, hep geride kalıyor. |
| 77 | aşağıda | below | Kitaplar aşağıda duruyor. |
| 78 | maalesef | unfortunately | Bugün maalesef gelemeyeceğim. |
| 79 | şimdiden | already | Toplantıya şimdiden hazırlanmaya başladım. |
| 80 | nihayet | finally | Uzun bir bekleyişin ardından nihayet geldi. |
| 81 | boşa | in vain | Zamanını boşa harcama, önemli işler var. |
| 82 | üstelik | moreover | Bugün yağmur yağdı, üstelik soğuk da oldu. |
| 83 | yukarıda | above | Kedim yukarıda ağaçta oturuyor. |
| 84 | aniden | suddenly | Kapı aniden açıldı ve herkes şaşırdı. |
| 85 | ortasında | in the middle | Masa ortasında bir çiçek var. |
| 86 | mutlaka | definitely | Bu kitabı mutlaka okumalısın. |
| 87 | zorla | forcibly | Kapıyı zorla açmaya çalıştılar. |
| 88 | öncelikle | firstly | öncelikle projeyi tamamlamamız gerekiyor. |
| 89 | gizlice | secretly | O, gizlice bir şeyler yapıyor. |
| 90 | ayakta | standing | Uzun süre ayakta durmak zor. |
| 91 | gerçekte | in reality | O gerçekte çok zeki bir insandır. |
| 92 | hele | especially | Bugün hava çok sıcak, hele dikkat etmeliyiz. |
| 93 | geceleri | at nights | Yıldızları izlemek için geceleri dışarı çıkmayı seviyorum. |
| 94 | doğrudan | directly | Sorunu doğrudan çözmek en iyisi. |
| 95 | haftada | per week | Ben haftada üç gün spor yapıyorum. |
| 96 | çılgınca | madly | O, çılgınca dans etmeye başladı. |
| 97 | sola | left | Buradan sola dönmelisin. |
| 98 | havada | in the air | Uçak havada süzülerek ilerliyor. |
| 99 | yavaşça | slowly | Kapıyı yavaşça aç, kimse uyanmasın. |
| 100 | sahiden | indeed | Bu sahiden çok ilginç bir hikaye. |
| 101 | burdan | from here | Yürüyerek burdan geçmek çok kolay. |
| 102 | süreliğine | for a while | Bu proje süreliğine geçerli olacak. |
| 103 | geçmişte | in the past | geçmişte yaşanan olayları unutmamak lazım. |
| 104 | bizzat | personally | Bu projeyi bizzat ben yöneteceğim. |
| 105 | hızla | quickly | Oyun hızla ilerliyor, dikkat et! |
| 106 | hapiste | in prison | O, yanlış bir karar yüzünden hapiste. |
| 107 | yakından | closely | Bu konuyu yakından takip ediyorum. |
| 108 | arkada | behind | Sınıfın arkada oturmayı tercih ediyorum. |
| 109 | normalde | normally | normalde sabah erken kalkarım. |
| 110 | öte | beyond | Dağın öte tarafında güzel bir manzara var. |
| 111 | öylesine | just like that | Bugün öylesine yürüyüşe çıktım. |
| 112 | fazladan | extra | Bu ay fazladan para kazanmalıyım. |
| 113 | gittikçe | as it goes | Hava gittikçe soğuyor. |
| 114 | kolayca | easily | Bu soruyu kolayca çözebilirsin. |
| 115 | fazlasıyla | excessively | Bugün fazlasıyla çalıştım, çok yorgunum. |
| 116 | akıllıca | wisely | Bu sorunu akıllıca çözmelisin. |
| 117 | aksine | on the contrary | O, aksine, daha fazla çalıştı. |
| 118 | herhalde | probably | Bugün hava güzel, dışarı çıkmak için herhalde. |
| 119 | uzaktan | from afar | O, uzaktan çalışmayı tercih ediyor. |
| 120 | tabiki | of course | Sana tabiki yardım ederim. |
| 121 | anında | immediately | O, anında yanıt verdi. |
| 122 | boşuna | in vain | Bu kadar çaba boşuna gidecek. |
| 123 | önde | in front | Araba önde durdu, dikkat et! |
| 124 | bilerek | knowingly | O bilerek yanlış yaptı. |
| 125 | haftadır | for a week | Bir haftadır seni bekliyorum. |
| 126 | yapmadan | without doing | Ödevimi yapmadan dışarı çıkamam. |
| 127 | baya | quite | Bugün baya yorgunum. |
| 128 | yandan | from the side | O, yandan bakarak gülümsedi. |
| 129 | zekice | cleverly | Sorunu zekice bir şekilde çözdü, herkes şaşırdı. |
| 130 | zamanla | over time | Her şey zamanla daha iyi olacak, buna inanmalısın. |
| 131 | herneyse | anyway | herneyse, bu konuyu kapatalım ve başka bir şey konuşalım. |
| 132 | bugünlerde | nowadays | bugünlerde hava çok sıcak, denize girmeliyiz. |
| 133 | yıllarca | for years | O, yıllarca aynı şirkette çalıştı. |
| 134 | çabucak | quickly | Ödevimi çabucak bitirmem lazım. |
| 135 | giderek | increasingly | Hava giderek soğuyor. |
| 136 | olabildiğince | as much as possible | olabildiğince dikkatli olmalıyız. |
| 137 | ortalıkta | around | Bugün ortalıkta çok insan var. |
| 138 | devamlı | continuously | O, devamlı çalışarak başarılı oldu. |
| 139 | şimdi | now | şimdi dışarı çıkmalıyız. |
| 140 | sessizce | silently | O, sessizce odadan çıktı, kimse duymadı. |
| 141 | karanlıkta | in the dark | Gece yürüyüşü yaparken karanlıkta dikkatli olmalısın. |
| 142 | şüphesiz | undoubtedly | Bu konuda şüphesiz doğru bir karar alacağım. |
| 143 | doğruca | straight | Hedefe doğruca gitmeliyiz. |
| 144 | sonradan | afterwards | İşimi bitirdikten sonradan dışarı çıkacağım. |
| 145 | şahsen | personally | Bu konuyu şahsen görüşmek istiyorum. |
| 146 | çoğunlukla | mostly | Ben çoğunlukla evde çalışırım. |
| 147 | demin | just now | demin dışarıda bir kedi gördüm. |
| 148 | nasılsa | anyway | Bugün hava kötü, ama nasılsa dışarı çıkmalıyız. |
| 149 | böylesine | so | böylesine güzel bir manzara görmedim. |
| 150 | defalarca | repeatedly | Bu filmi defalarca izledim. |
| 151 | gelecekte | in the future | gelecekte daha iyi bir dünya umuyorum. |
| 152 | durmadan | without stopping | O, durmadan konuşuyor ve dinlenmiyor. |
| 153 | azıcık | a little | Bana azıcık yardım edebilir misin? |
| 154 | tersine | on the contrary | O, tersine düşündüğümden daha iyi bir sonuç aldı. |
| 155 | dışarıdan | from outside | dışarıdan gelen sesler beni rahatsız ediyor. |
| 156 | dahası | moreover | Bu kitap çok ilginç, dahası eğlenceli. |
| 157 | nerdeyse | almost | |
| 158 | delice | madly | O, delice bir şekilde dans ediyor. |
| 159 | olduğunca | as much as possible | Yemekleri olduğunca hızlı hazırlamaya çalıştım. |
| 160 | dayanarak | based on | Başarıya dayanarak çok çalışmak gerekiyor. |
| 161 | acilen | urgently | Bu durumu acilen çözmemiz gerekiyor. |
| 162 | ileride | ahead | Bu projede ileride daha fazla gelişme bekliyorum. |
| 163 | geçerken | while passing | Yolda geçerken onu gördüm. |
| 164 | yanlışlıkla | by mistake | Ona yanlışlıkla mesaj attım, özür dilerim. |
| 165 | memnuniyetle | with pleasure | Davetinizi memnuniyetle kabul ediyorum. |
| 166 | hayli | quite | Bugün hava hayli sıcak. |
| 167 | artık | anymore | Bu sorunu artık çözmemiz gerekiyor. |
| 168 | telefonla | by phone | Arkadaşım telefonla beni aradı ve haber verdi. |
| 169 | çok | very | Bugün çok çalıştım, yorgunum. |
| 170 | güzelce | nicely | Ona güzelce teşekkür ettim. |
| 171 | hızlıca | quickly | Ödevimi hızlıca bitirmem gerekiyor. |
| 172 | yakınlarda | nearby | Arkadaşım yakınlarda bir kafede çalışıyor. |
| 173 | sözde | supposedly | O, sözde dostum ama güvenemem. |
| 174 | dikkatlice | carefully | Projeyi dikkatlice incelemelisin. |
| 175 | hiç | not at all | Bugün hiç dışarı çıkmadım, evde kaldım. |
| 176 | nedense | for some reason | Bugün nedense kendimi yorgun hissediyorum. |
| 177 | kazara | accidentally | O kazara benim kitabımı buldu. |
| 178 | ötede | over there | Evimiz ötede bir park var. |
| 179 | vaktinde | on time | Toplantıya vaktinde gelmek zorundayım. |
| 180 | rastgele | randomly | Arkadaşım rastgele bir film seçti ve izlemeye başladık. |
| 181 | düşünerek | thinking | Her adımımı düşünerek hareket ediyorum. |
| 182 | hergün | every day | O, hergün spor yapıyor. |
| 183 | anca | only | Bu kadar çalışarak anca başarılı olabilirim. |
| 184 | hafife | lightly | Bu durumu hafife almamalısın. |
| 185 | oralarda | around there | Yaz tatilinde oralarda bir yerlerde olacağım. |
| 186 | saatlerce | for hours | Dışarıda saatlerce beklemek zorunda kaldım. |
| 187 | adeta | as if | O, adeta bir sanatçı gibi dans ediyor. |
| 188 | sabahtan | from the morning | Ben sabahtan çalışmaya başlıyorum. |
| 189 | hakikaten | really | Bu hakikaten çok ilginç bir durum. |
| 190 | yürüyerek | walking | Okula yürüyerek gidiyorum. |
| 191 | dürüstçe | honestly | O, dürüstçe konuşmayı tercih eder. |
| 192 | nihayetinde | eventually | Her şey nihayetinde doğru yolda ilerliyor. |
| 193 | sıkıca | tightly | Kapıyı sıkıca kapatmayı unutma. |
| 194 | harbiden | really | Bu harbiden çok güzel bir yemek. |
| 195 | herzaman | always | O, herzaman gülümser. |
| 196 | sabahları | in the mornings | Ben sabahları erken kalkarım. |
| 197 | yüzüstü | face down | Yerde yüzüstü yatan çocuk uyuyor. |
| 198 | batıya | to the west | Yolculuğumuz batıya doğru devam edecek. |
| 199 | kısaca | briefly | Bu konuyu kısaca özetleyebilirim. |
| 200 | rahatça | comfortably | Bu koltukta rahatça oturabilirsin. |
| 201 | kendiliğinden | spontaneously | Olaylar kendiliğinden gelişti. |
| 202 | peşimden | after me | O, sürekli peşimden geliyor. |
| 203 | gezegende | on the planet | Bu gezegende birçok yaşam var. |
| 204 | nazikçe | politely | Ona nazikçe yaklaşmalısın. |
| 205 | kasten | deliberately | Bu hatayı kasten yaptım. |
| 206 | mümkünse | if possible | Toplantıya mümkünse erken gel. |
| 207 | bari | at least | Bu akşam sinemaya gidebiliriz, ama bari bir film izleyelim. |
| 208 | günümüzde | nowadays | günümüzde teknoloji çok hızlı gelişiyor. |
| 209 | daim | always | Bu işte daim çalışmak istiyorum. |
| 210 | nadiren | rarely | O, nadiren sinemaya gider. |
| 211 | basitçe | simply | Sorunu basitçe açıklamak gerekirse, bu böyle. |
| 212 | tepeden | from above | Kuşlar, ağaçların tepeden uçarak geçiyor. |
| 213 | zevkle | with pleasure | Arkadaşlarımla sinemaya gitmeyi zevkle yapıyorum. |
| 214 | tümüyle | completely | Bu proje tümüyle yeni bir yaklaşım gerektiriyor. |
| 215 | haftalardır | for weeks | haftalardır yağmur yağıyor. |
| 216 | sırayla | in turn | Öğrenciler sırayla konuşacak. |
| 217 | kısmen | partially | Bu sorun kısmen çözüldü. |
| 218 | derinden | deeply | O, derinden bir nefes aldı ve rahatladı. |
| 219 | içeriden | from inside | Bilgiyi içeriden aldım, kimseye söyleme. |
| 220 | geçenlerde | recently | geçenlerde bir konser vardı, çok eğlendim. |
| 221 | kısacası | in short | kısacası, bu proje başarılı oldu. |
| 222 | ucuza | cheaply | Bu elbiseyi ucuza aldım. |
| 223 | tahminimce | presumably | Bugün hava güzel olacak, tahminimce pikniğe gidebiliriz. |
| 224 | cesurca | bravely | O, cesurca kararlar alarak herkesi şaşırttı. |
| 225 | tesadüfen | by chance | Arkadaşımı tesadüfen sokakta gördüm. |
| 226 | cüretle | bravely | O, cüretle sorular sormaktan çekinmiyor. |
| 227 | ağırdan | slowly | O, işlerini ağırdan yapmayı tercih ediyor. |
| 228 | bedavaya | for free | Bu etkinlikte her şey bedavaya sunuluyor. |
| 229 | nasıl | how | Bu durumu nasıl çözeceğiz? |
| 230 | güya | supposedly | O, güya çok zeki biri. |
| 231 | arkamızda | behind us | arkamızda bir sorun yok, merak etme. |
| 232 | solda | on the left | Evimizin solda bir park var. |
| 233 | tetikte | on alert | Her zaman tetikte olmalısın. |
| 234 | aylarca | for months | Bu projeyi aylarca sürdüreceğiz. |
| 235 | böyle | like this | böyle bir şey olamaz. |
| 236 | elbet | surely | Yarın yağmur yağacak, elbet şemsiyemi alacağım. |
| 237 | sıklıkla | frequently | Bu kütüphaneye sıklıkla geliyorum. |
| 238 | yükseğe | high | Topu yükseğe fırlattım ve ağaca takıldı. |
| 239 | günlerce | for days | günlerce bekledim ama gelmedi. |
| 240 | dahi | also | O, dahi bir sanatçı olarak tanınıyor. |
| 241 | seneye | next year | seneye tatile çıkmayı düşünüyorum. |
| 242 | çocukça | childishly | Bu davranış gerçekten çocukça bir şekilde yapıldı. |
| 243 | önceleri | formerly | Bu şehir önceleri çok daha sakin bir yerdi. |
| 244 | başarıyla | successfully | Projeyi başarıyla tamamladık, herkes mutlu. |
| 245 | muhakkak | certainly | Yarın toplantıya muhakkak gelmelisin. |
| 246 | kazayla | by accident | O, kazayla kapıyı çarptı. |
| 247 | epeyce | quite | Bugün epeyce iş yaptım. |
| 248 | özgürce | freely | İnsanlar burada özgürce düşüncelerini ifade edebilirler. |
| 249 | şiddetle | violently | Olayı şiddetle kınadık. |
| 250 | kuşkusuz | undoubtedly | Bu film, kuşkusuz izlenmesi gereken bir yapım. |
Free forever · No card · No password