Ranked by real-world frequency and an example sentence. Study all of them free with spaced repetition.
This page collects the most common Turkish verbs you'll actually run into in everyday Turkish, ranked by how often they show up in real usage. Each entry comes with a clear English translation and an example sentence, so you can see the verb doing its job in context rather than sitting alone on a flashcard.
Turkish verbs carry a lot of grammatical weight in their endings, so a list like this one is worth learning in frequency order rather than alphabetically. Start from the top: verbs such as etmek, yapmak, olmak, and gitmek appear constantly because they combine with other words or express the basic actions of daily life, and knowing them cold makes everything else easier to pick up.
Free forever · No card · No password
More Turkish lists: Words Nouns Adjectives Adverbs About learning Turkish
| # | Turkish | English | Example |
|---|---|---|---|
| 1 | etmek | to do | Ödevimi etmek istiyorum. |
| 2 | bilmek | to know | Onun nerede olduğunu bilmek istiyorum. |
| 3 | yapmak | to make | Bugün yemek yapmak zorundayım. |
| 4 | olmak | to be | Hayallerim gerçek olmak istiyorum. |
| 5 | istemek | to want | Sana yardım istemek istiyorum. |
| 6 | gitmek | to go | Okula gitmek zorundayım. |
| 7 | demek | to say | Bu, onun demek istediği anlamına geliyor. |
| 8 | gelmek | to come | Yarın toplantıya gelmek istiyorum. |
| 9 | söylemek | to say | Sana bir şey söylemek istiyorum. |
| 10 | vermek | to give | Sana bir hediye vermek istiyorum. |
| 11 | görmek | to see | Seni tekrar görmek istiyorum. |
| 12 | almak | to take | Yarın marketten ekmek almak istiyorum. |
| 13 | bulmak | to find | Kaybolan anahtarımı bulmak zor oldu. |
| 14 | kalmak | to stay | Bu gece evde kalmak istiyorum. |
| 15 | çalışmak | to work | Sınav için çok çalışmak zorundayım. |
| 16 | düşünmek | to think | Bazen yalnız düşünmek iyi gelir. |
| 17 | beklemek | to wait | Otobüsü beklemek zorundayım. |
| 18 | bak | to look | Ona dikkatlice bak! |
| 19 | sevmek | to love | Hayvanları sevmek çok önemli. |
| 20 | gel | to come | Hemen gel buraya! |
| 21 | konuşmak | to speak | Seninle konuşmak istiyorum. |
| 22 | çıkmak | to exit | Dışarı çıkmak için hazır mısın? |
| 23 | bakmak | to look | Ona dikkatlice bakmak lazım. |
| 24 | duymak | to hear | Onun sesini duymak istiyorum. |
| 25 | öldürmek | to kill | Hayvanları öldürmek doğru değil. |
| 26 | getirmek | to bring | Lütfen bana su getirmek. |
| 27 | girmek | to enter | Sınıfa girmek için kapıyı açmalısın. |
| 28 | bırakmak | to leave | O, kitabı bırakmak istemedi. |
| 29 | başlamak | to start | Toplantıya başlamak için geç kalmayalım. |
| 30 | aramak | to search | Onu aramak istiyorum. |
| 31 | dönmek | to return | Yarın eve dönmek zorundayım. |
| 32 | yaşamak | to live | Burada yaşamak çok mutluyum. |
| 33 | istememek | to not want | O, bunu istememek. |
| 34 | geçmek | to pass | Zaman geçmek bilmiyorum. |
| 35 | dinlemek | to listen | Müzik dinlemek çok keyifli. |
| 36 | çıkarmak | to take out | Cebinden anahtarı çıkarmak unuttum. |
| 37 | ver | to give | Lütfen bana bir şans ver. |
| 38 | devam | to continue | Dersimize devam edelim. |
| 39 | kullanmak | to use | Bu aracı kullanmak zorundayım. |
| 40 | anlamak | to understand | Seni anlamak istiyorum. |
| 41 | göstermek | to show | Bana doğru yolu göstermek. |
| 42 | çekmek | to pull | Resim çekmek istiyorum. |
| 43 | durmak | to stop | Burada durmak zorundayız. |
| 44 | görünmek | to appear | O, çok mutlu görünmek. |
| 45 | tutmak | to hold | Kalemi sıkı bir şekilde tutmak. |
| 46 | dilemek | to wish | Herkese mutluluk dilemek istiyorum. |
| 47 | dur | to stop | Lütfen burada dur. |
| 48 | git | to go | Okula git zamanı geldi. |
| 49 | tanımak | to know | Yeni arkadaşımı tanımak için onunla daha fazla zaman geçirmeliyim. |
| 50 | hissetmek | to feel | Bu güzel müziği dinlerken kendimi hissetmek istiyorum. |
| 51 | ol | to be | Başarılı bir öğrenci ol için çok çalışmalısın. |
| 52 | sormak | to ask | Öğretmene bir şey sormak istiyorum. |
| 53 | götürmek | to take | Çocukları parka götürmek istiyorum. |
| 54 | bil | to know | Bu konuyu daha iyi bil için araştırmalıyım. |
| 55 | al | to take | Marketten ekmek al unutma. |
| 56 | atmak | to throw | Çöpleri dışarı atmak lazım. |
| 57 | anlatmak | to explain | Bu hikayeyi sana anlatmak istiyorum. |
| 58 | öğrenmek | to learn | Yeni bir dil öğrenmek çok eğlenceli. |
| 59 | unutmak | to forget | Önemli bir randevuyu unutmak istemiyorum. |
| 60 | geçirmek | to spend | Tatilimi güzel bir yerde geçirmek istiyorum. |
| 61 | oturmak | to sit | Sınıfta en ön sırada oturmak istiyorum. |
| 62 | bahsetmek | to mention | Bu konudan bahsetmek istemiyorum. |
| 63 | yapabilmek | to be able to do | Bu soruyu çözmek için çok çalışmalıyım, yoksa yapabilmek zor. |
| 64 | ölmek | to die | Hayvanların doğal yaşam döngüsü içinde ölmek de vardır. |
| 65 | yapmamak | to not do | Bu hatayı tekrar yapmamak için dikkatli olmalıyım. |
| 66 | yazmak | to write | Bugün bir mektup yazmak istiyorum. |
| 67 | hatırlamak | to remember | Geçmişteki güzel anıları hatırlamak istiyorum. |
| 68 | bitmek | to finish | Bu film çok güzel, ama hemen bitmek istemiyorum. |
| 69 | kaybetmek | to lose | Anahtarımı kaybetmek istemiyorum, çok önemli. |
| 70 | oynamak | to play | Çocuklar parkta oynamak çok eğleniyor. |
| 71 | içmek | to drink | Sıcak havalarda su içmek çok önemlidir. |
| 72 | sanmak | to think | Bazen insanları yanlış sanmak zorundayız. |
| 73 | denemek | to try | Yeni bir tarif denemek istiyorum. |
| 74 | koymak | to put | Kitapları rafına koymak lazım. |
| 75 | korkmak | to fear | Karanlıktan korkmak çocuklar vardır. |
| 76 | vurmak | to hit | Topa vurmak için iyi bir pozisyon al. |
| 77 | kazanmak | to win | Bu yarışmayı kazanmak istiyorum. |
| 78 | edebilmek | to be able to do | Başarılı olmak için çok çalışmak edebilmek gerekir. |
| 79 | kaçmak | to escape | Zor durumda kaçmak istemiyorum. |
| 80 | kapatmak | to close | Pencereyi kapatmak unuttum. |
| 81 | kurtarmak | to save | Onu tehlikeden kurtarmak zorundaydım. |
| 82 | inanmak | to believe | Herkesin ona inanmak zorunda olmadığını biliyorum. |
| 83 | edinmek | to acquire | Yeni bir dil edinmek için çok çalışmalısın. |
| 84 | göndermek | to send | Mektubu hemen göndermek istiyorum. |
| 85 | çalmak | to steal | Kapıyı çalmak için izin almalısın. |
| 86 | ara | to search | Onu hemen ara ve haber ver. |
| 87 | izlemek | to watch | Film izlemek için sinemaya gideceğiz. |
| 88 | tanışmak | to meet | Seninle tanışmak çok isterim. |
| 89 | görmemek | to not see | Onu bir daha görmemek istemiyorum. |
| 90 | vermemek | to not give | Ona bu bilgiyi vermemek zorundayım. |
| 91 | varmak | to arrive | Hedefe zamanında varmak için çalışmalıyız. |
| 92 | açmak | to open | Kapıyı açmak için anahtarı bulmalıyım. |
| 93 | yeter | to be enough | Bu kadar yeter bana yetiyor. |
| 94 | okumak | to read | Her gün kitap okumak faydalıdır. |
| 95 | düşmek | to fall | Yolda kayıp düşmek istemiyorum. |
| 96 | yakalamak | to catch | Topu yakalamak için hızlı olmalısın. |
| 97 | yürümek | to walk | Her sabah parka gitmek için yürümek zorundayım. |
| 98 | değiştirmek | to change | Hayatımı değiştirmek istiyorum. |
| 99 | davranmak | to behave | İnsanlara iyi davranmak gerekir. |
| 100 | sağlamak | to provide | İhtiyaçlarını sağlamak zorundayım. |
| 101 | halletmek | to handle | Sorunları halletmek zorundayız. |
| 102 | sürmek | to last | Yolculuğum bir saat sürmek devam edecek. |
| 103 | yatmak | to lie down | Gece erken yatmak iyi olur. |
| 104 | gülmek | to laugh | Komik bir film izlerken gülmek zorundaydım. |
| 105 | ayrılmak | to separate | Arkadaşlarımdan ayrılmak istemiyorum. |
| 106 | çekilmek | to withdraw | Resimden çekilmek istemiyorum. |
| 107 | korumak | to protect | Çocukları korumak çok önemlidir. |
| 108 | bulunmak | to be found | Bu kitap kütüphanede bulunmak. |
| 109 | benzemek | to resemble | O, babasına benzemek bir çocuk. |
| 110 | kalkmak | to get up | Sabah erken kalkmak zorundayım. |
| 111 | uyumak | to sleep | Gece geç saatlere kadar uyumak istemiyorum. |
| 112 | yapamamak | to be unable to do | Bu ödevi yapamamak beni üzüyor. |
| 113 | edememek | to not be able to do | Bu soruyu edememek zor. |
| 114 | bitirmek | to finish | Bu projeyi bitirmek istiyorum. |
| 115 | endişelenmek | to worry | Bu konuda endişelenmek gereksiz. |
| 116 | evlenmek | to marry | Onlar yazın evlenmek istiyorlar. |
| 117 | olabilmek | to be able to be | Başarılı olabilmek için çok çalışmalıyız. |
| 118 | sevinmek | to be glad | Başarılarını görünce sevinmek istiyorum. |
| 119 | ödemek | to pay | Faturayı zamanında ödemek gerekiyor. |
| 120 | satmak | to sell | Eski eşyalarını satmak istiyor. |
| 121 | çağırmak | to call | Arkadaşlarını çağırmak için bir parti düzenleyeceğim. |
| 122 | kesmek | to cut | Ağaçları kesmek için izin almak lazım. |
| 123 | seçmek | to choose | En iyi seçeneği seçmek zorundayız. |
| 124 | terk | to abandon | Bazen insanları terk etmek zorunda kalıyoruz. |
| 125 | edilmek | to be done | Bu işin zamanında edilmek için çalışmalıyız. |
| 126 | hoşlanmak | to like | Ben bu filmden hoşlanmak çok keyif aldım. |
| 127 | yapılmak | to be made | Bu işin hemen yapılmak gerektiğini düşünüyorum. |
| 128 | almamak | to not take | Bu teklifi almamak zorundayım. |
| 129 | saklamak | to keep | Sırlarını saklamak iyi bilirim. |
| 130 | durdurmak | to stop | Bu projeyi durdurmak zorundayız. |
| 131 | giymek | to wear | Bugün yeni elbisemi giymek istiyorum. |
| 132 | ilgilenmek | to be interested | Hobilerimle ilgilenmek benim için önemlidir. |
| 133 | kaldırmak | to lift | Masayı kaldırmak için yardım etmelisin. |
| 134 | değişmek | to change | Hayatımda bazı şeylerin değişmek zorundayım. |
| 135 | affetmek | to forgive | Geçmişteki hataları affetmek önemlidir. |
| 136 | başarmak | to succeed | Hayallerimi başarmak için çok çalışıyorum. |
| 137 | görüşmek | to meet | Yarın seninle görüşmek istiyorum. |
| 138 | takmak | to put on | Bugün yeni bir saat takmak istiyorum. |
| 139 | kurmak | to establish | Yeni bir şirket kurmak istiyorum. |
| 140 | kaybolmak | to get lost | Ormanda kaybolmak istemiyorum. |
| 141 | kurtulmak | to escape | Bu sorundan kurtulmak zor. |
| 142 | alamamak | to not take | O, istediği kitabı alamamak. |
| 143 | koşmak | to run | Sabahları parkta koşmak seviyorum. |
| 144 | hazırlamak | to prepare | Yemek için malzemeleri hazırlamak gerekiyor. |
| 145 | görebilmek | to be able to see | Onu bir daha görebilmek isterim. |
| 146 | özlemek | to miss | Arkadaşımı çok özlemek başladım. |
| 147 | dokunmak | to touch | Ona dokunmak istemiyorum. |
| 148 | yaratmak | to create | Sanatçı yeni bir eser yaratmak istiyor. |
| 149 | bayılmak | to faint | Bu müziğe bayılmak üzereyim. |
| 150 | taşımak | to carry | Ağır eşyaları taşımak zor. |
| 151 | uyanmak | to wake up | Sabah erken uyanmak zorundayım. |
| 152 | anlaşılmak | to be understood | Düşüncelerimi anlaşılmak istiyorum. |
| 153 | toplamak | to gather | Çocuklar bahçede yaprakları toplamak. |
| 154 | ulaşmak | to reach | Hedefe ulaşmak için çalışmalıyız. |
| 155 | açıklamak | to explain | Bu durumu açıklamak zorundayım. |
| 156 | görememek | to not see | Onu neden görememek istiyorsun? |
| 157 | sokmak | to insert | Anahtarı kapıya sokmak zorundayım. |
| 158 | yaklaşmak | to approach | Ona yaklaşmak istemiyorum. |
| 159 | güvenmek | to trust | Arkadaşına güvenmek her zaman önemlidir. |
| 160 | bulamamak | to not find | Kitabı bulamamak beni üzüyor. |
| 161 | ağlamak | to cry | Çocuklar bazen ağlamak ister. |
| 162 | gelebilmek | to be able to come | Toplantıya gelebilmek için erken çıkmalıyım. |
| 163 | yakmak | to burn | Kamp ateşini yakmak için odun topladık. |
| 164 | üzülmek | to be sad | Kötü haberleri duyunca üzülmek istemiyorum. |
| 165 | uğramak | to visit | Yolda markete uğramak istiyorum. |
| 166 | takılmak | to hang out | Arkadaşlarımla parka takılmak istiyorum. |
| 167 | buluşmak | to meet | Arkadaşlarımla sinemada buluşmak için sözleştik. |
| 168 | öldürülmek | to be killed | Bu hikaye bir cinayetle öldürülmek başlıyor. |
| 169 | alınmak | to be taken | Bu kitap kütüphaneden alınmak zor. |
| 170 | büyümek | to grow | Çocukların sağlıklı büyümek için iyi beslenmesi gerekir. |
| 171 | çözmek | to solve | Bu problemi çözmek için biraz düşünmeliyim. |
| 172 | yanmak | to burn | Kamp ateşinin yanmak için odun eklemeliyiz. |
| 173 | beğenmek | to like | Bu filmi çok beğenmek istiyorum. |
| 174 | kırmak | to break | Dikkatsizce bir şeyi kırmak istemiyorum. |
| 175 | doğmak | to be born | Güneş her sabah doğmak için doğar. |
| 176 | gerekmemek | to not need | Bu kadar çalışmaya gerekmemek, dinlenmelisin. |
| 177 | savaşmak | to fight | Adalet için savaşmak her zaman önemlidir. |
| 178 | ummak | to hope | Başarı için çok çalışmayı ummak gerekir. |
| 179 | öğretmek | to teach | Öğretmenler, öğrencilere bilgi öğretmek için buradalar. |
| 180 | çıkartmak | to take out | Cebinden anahtarını çıkartmak zorlandı. |
| 181 | atlamak | to jump | Kedi yüksekten atlamak çok seviyor. |
| 182 | ayarlamak | to arrange | Randevuyu ayarlamak için aradım. |
| 183 | dayanmak | to endure | Bu zorluğa dayanmak zorlanıyorum. |
| 184 | temizlemek | to clean | Odayı temizlemek için biraz zaman harcadım. |
| 185 | inmek | to descend | Otobüsten inmek için kapıya doğru ilerliyoruz. |
| 186 | açılmak | to open | Kapının açılmak için anahtarı bulmalıyız. |
| 187 | saldırmak | to attack | Köpek aniden ona saldırmak başladı. |
| 188 | binmek | to ride | Otobüse binmek için acele et. |
| 189 | verememek | to be unable to give | Bu konuda yardım verememek istemiyorum. |
| 190 | karışmak | to mix | Başka işlere karışmak istemiyorum. |
| 191 | konuşabilmek | to be able to talk | Onunla konuşabilmek için biraz pratik yapmalıyım. |
| 192 | bakmamak | to not look | Ona bakmamak için elimden geleni yaptım. |
| 193 | dolaşmak | to wander | Parkta dolaşmak güzel bir gün geçirdik. |
| 194 | anlayamamak | to not understand | Bu konuyu anlayamamak beni çok üzüyor. |
| 195 | harcamak | to spend | Parayı dikkatli harcamak gerekiyor. |
| 196 | uçmak | to fly | Kuşlar gökyüzünde uçmak için özgürdür. |
| 197 | yollamak | to send | Arkadaşımın doğum günü için ona bir hediye yollamak istiyorum. |
| 198 | planlamak | to plan | Yaz tatilini iyi planlamak gerekir. |
| 199 | mahvetmek | to ruin | Yanlış kararlar hayatı mahvetmek olabilir. |
| 200 | araştırmak | to research | Yeni bir konu hakkında araştırmak yapmalıyım. |
| 201 | yanılmak | to be mistaken | Herkesin yanılmak hakkı vardır, önemli olan ders çıkarmaktır. |
| 202 | diyebilmek | to be able to say | İngilizceyi iyi diyebilmek için çok çalışmalısın. |
| 203 | bağlamak | to tie | Bu ipi dikkatlice bağlamak gerekiyor. |
| 204 | taşınmak | to move | Yeni bir eve taşınmak için hazırlık yapıyoruz. |
| 205 | gözükmek | to appear | Bu elbise sana çok güzel gözükmek. |
| 206 | sayılmak | to be considered | O, en iyi oyunculardan biri sayılmak. |
| 207 | indirmek | to download | Uygulamayı indirmek için buraya tıklayın. |
| 208 | korkutmak | to scare | Karanlık beni korkutmak için ışık açtım. |
| 209 | uyarmak | to warn | Seni uyarmak istiyorum, dikkatli ol. |
| 210 | anlaşmak | to agree | İki tarafın anlaşmak için bir araya gelmesi gerekiyor. |
| 211 | hazırlanmak | to prepare | Yarınki sınav için iyi hazırlanmak gerekiyor. |
| 212 | kızmak | to be angry | Arkadaşımın söylediklerine kızmak istemiyorum. |
| 213 | delirmek | to go crazy | Bazen çok çalışmaktan delirmek üzereyim. |
| 214 | karşılaşmak | to encounter | Onunla yarın karşılaşmak istiyorum. |
| 215 | verilmek | to be given | Bu ödül ona verilmek istendi. |
| 216 | sayılmamak | to not be counted | Bu durum sayılmamak için çok önemli. |
| 217 | ayırmak | to separate | İki grubu ayırmak zorundayım. |
| 218 | patlamak | to pop | Balonlar patlamak üzere. |
| 219 | söyleyememek | to be unable to say | Duygularımı söyleyememek zorlanıyorum. |
| 220 | vurulmak | to be hit | Oyun sırasında topun ona vurulmak istemedi. |
| 221 | kokmak | to smell | Bu çiçekler çok güzel kokmak. |
| 222 | suçlamak | to accuse | Herkesi suçlamak yerine önce düşünmelisin. |
| 223 | emretmek | to command | Patron, çalışanlarına emretmek zorunda kaldı. |
| 224 | şaşırmak | to be surprised | Bu haberi duyduğumda çok şaşırmak kaldım. |
| 225 | oluşmak | to form | Bir takımın oluşmak için çalışması gerekir. |
| 226 | çevirmek | to turn | Bu metni çevirmek zorundayım. |
| 227 | hatırlatmak | to remind | Bana yarınki toplantıyı hatırlatmak ister misin? |
| 228 | basmak | to press | Kitapları basmak için bir matbaaya ihtiyacım var. |
| 229 | yaptırmak | to have done | Evimi yeniden yaptırmak istiyorum. |
| 230 | sunmak | to present | Öğretmen, öğrencilere yeni bilgileri sunmak için bir sunum yaptı. |
| 231 | kapamak | to close | Lütfen kapıyı kapamak unutma. |
| 232 | düzeltmek | to correct | Hatalarımı düzeltmek için tekrar kontrol ettim. |
| 233 | paylaşmak | to share | Başarılarımızı paylaşmak her zaman güzeldir. |
| 234 | saklanmak | to hide | Çocuklar bahçede saklanmak için oyun oynuyor. |
| 235 | vazgeçmek | to give up | Hayallerinden vazgeçmek istemiyorum. |
| 236 | kanıtlamak | to prove | Gerçekleri kanıtlamak zorundayız. |
| 237 | çarpmak | to hit | Topu çarpmak için dikkatli ol. |
| 238 | dolmak | to fill | Kupa suyla dolmak üzere. |
| 239 | öpmek | to kiss | Onu öpmek istiyorum. |
| 240 | hissetmemek | to not feel | Bu durumu hissetmemek istemiyorum. |
| 241 | önermek | to suggest | Sana bir fikir önermek istiyorum. |
| 242 | bulabilmek | to be able to find | Bu kitabı nerede bulabilmek zor. |
| 243 | bağırmak | to shout | Çocuklar parka gidince bağırmak istiyor. |
| 244 | bozmak | to break | Onun planını bozmak istemiyorum. |
| 245 | kıpırdamak | to move | Sınıfta sessiz durmak için kıpırdamak zorundayız. |
| 246 | duymamak | to not hear | Bazen insanın duymamak istediği anlar olur. |
| 247 | düşürmek | to drop | Kitabı yere düşürmek istemedim ama oldu. |
| 248 | doldurmak | to fill | Su şişesini doldurmak unuttum. |
| 249 | rahatlamak | to relax | Biraz yürüyüş yaparak rahatlamak istiyorum. |
| 250 | kastetmek | to mean | Onun neyi kastetmek istediğini anlamadım. |
Free forever · No card · No password