500 Turkish Words You Already Know

If you already speak English, you have a head start in Turkish vocabulary. Many Turkish words were borrowed from English, French, or other European languages, and they look and sound close enough to their English counterparts that you can recognize them right away — words like doktor, sistem, and program. This page lists those familiar words, ranked by frequency, with example sentences so you can see each one in context.

Vocab Voyage turns this list into flashcards you can study for free after a quick email sign-up — no card and no password. You'll see an English prompt, type the Turkish word from memory, and the app schedules reviews using spaced repetition, so the words that need more practice come back more often. Accents are forgiven, which lets you focus on recalling the word itself, whether you're at A2 or already comfortable with Turkish grammar at C1.

Start Learning Turkish Free

Free forever · No card · No password

500 Turkish Words You Already Know: the list

#TurkishEnglishTypeExample
1 doktor doctor noun Hastanede çalışan doktor çok deneyimli.
2 kontrol control noun Durumu kontrol etmek için toplantı yapmalıyız.
3 film film noun Bu akşam yeni bir film izlemek istiyorum.
4 dolar dollar noun Bugün 1 dolar 8 lira oldu.
5 parti party noun Bu akşam bir parti var.
6 normal normal adjective Bugün hava normal seviyede.
7 grup group noun Bugün büyük bir grup toplantısı var.
8 sistem system noun Bu sistem çok karmaşık.
9 test test noun Bu test çok zor görünüyor.
10 otel hotel noun Yaz tatilinde bir otel rezervasyonu yaptık.
11 park park noun Çocuklar parkta oynuyor.
12 kamera camera noun Bu kamera çok kaliteli.
13 program program noun Bugün bir program izlemek istiyorum.
14 bomba bomb noun O bomba çok tehlikeli.
15 problem problem noun Bu problem çözülmesi gereken bir durum.
16 risk risk noun Yüksek risk almadan başarılı olamazsın.
17 üniversite university noun O, en iyi üniversitede eğitim alıyor.
18 banka bank noun Paramı banka yatırdım.
19 liste list noun Alışverişe çıkmadan önce bir liste hazırlamak iyi bir fikirdir.
20 amerikan american adjective amerikan kültürü, birçok ülkede etkili olmuştur.
21 bar bar noun Arkadaşlarım bu barda buluşacak.
22 profesör professor noun Üniversitedeki profesör ders veriyor.
23 metre meter noun Bu odanın uzunluğu on metre.
24 kamp camp noun Yaz tatilinde arkadaşlarımla kamp yapmayı planlıyorum.
25 spor sport noun Sağlıklı kalmak için her gün spor yapmalıyız.
26 televizyon television noun Akşamları televizyon izlemek çok keyifli.
27 operasyon operation noun Doktor, operasyon sırasında çok dikkatli olmalı.
28 video video noun Yeni bir video izlemek için sabırsızlanıyorum.
29 dna dna noun Hücrelerde dna bulunur.
30 kilo kilo noun Bu ay 2 kilo verdim, çok mutluyum.
31 hay hay noun Onun hayali çok ilginç bir hikaye.
32 federal federal adjective Ülkenin federal yapısı oldukça karmaşık.
33 alarm alarm noun Sabah erken kalkmak için alarm kurdum.
34 vampir vampire noun Gece vampir hikayeleri dinlemek eğlenceli.
35 model model noun Yeni araba model çok şık görünüyor.
36 romantik romantic adjective Bu film çok romantik bir hikaye anlatıyor.
37 kilometre kilometer noun Evimiz buradan beş kilometre uzaklıkta.
38 pilot pilot noun O, bir pilot olarak çalışıyor.
39 radyo radio noun Arabada müzik dinlemek için radyo açtım.
40 jüri jury noun Film yarışmasında jüri çok önemli bir rol oynuyor.
41 pizza pizza noun Bugün akşam pizza sipariş edeceğiz.
42 virüs virus noun Bu virüs çok hızlı yayılıyor.
43 terörist terrorist noun O, bir terörist olarak yakalandı.
44 robot robot noun Yeni robot ev işlerini yapabiliyor.
45 rock rock noun Onun en sevdiği müzik türü rocktır.
46 maske mask noun Havada virüs var, bu yüzden maske takmalıyız.
47 panik panic noun Bir şeyler ters gittiğinde panik yapma.
48 balo ball noun Yarın akşam büyük bir balo olacak.
49 helikopter helicopter noun Gökyüzünde bir helikopter uçuyor.
50 metal metal noun Bu kutu metal malzemeden yapılmış.
51 sivil civil adjective O, sivil bir vatandaş.
52 ton ton noun Bu elbisenin rengi çok güzel, ama biraz fazla ton.
53 golf golf noun Hafta sonu golf oynamaya gideceğiz.
54 modern modern adjective Bu bina çok modern bir tasarıma sahip.
55 stres stress noun Çalışma stres sağlığımı etkiliyor.
56 form form noun Spor formunu doldurmayı unuttum.
57 sinema cinema noun Bu akşam sinema gitmek istiyorum.
58 popüler popular adjective Bu şarkı son zamanlarda çok popüler oldu.
59 site site noun Yeni bir site açıldı, çok ilginç görünüyor.
60 organ organ noun Müzik aletleri arasında en büyük organ piyanodur.
61 moral moral noun Arkadaşımın moral bozuk, ona destek olmalıyım.
62 petrol petrol noun Ülkemizde petrol rezervleri oldukça fazladır.
63 üniforma uniform noun Okulda herkes üniforma giymek zorunda.
64 gay gay adjective O, açık bir gay olarak yaşıyor.
65 piyano piano noun O, güzel bir piyano çalıyor.
66 tünel tunnel noun Bu tünel çok uzun ve karanlık.
67 sembol symbol noun Bu işaret bir sembol olarak kullanılıyor.
68 blok block noun Yeni bir blok inşa ediliyor, çok heyecanlı.
69 travma trauma noun Geçirdiği kaza sonrası büyük bir travma yaşadı.
70 jean jeans noun Bugün jean pantolon giyeceğim.
71 internet internet noun Evde internet bağlantısı çok hızlı.
72 plastik plastic adjective Bu plastik şişeler geri dönüşüm için uygun.
73 final final noun Bu yılki final çok heyecanlı geçecek.
74 stüdyo studio noun Sanatçı, yeni albüm için stüdyo kiraladı.
75 transfer transfer noun Futbolcu, yeni takıma transfer oldu.
76 zombi zombie noun Filmdeki zombi çok korkutucuydu.
77 standart standard noun Bu ürünün kalitesi standart değil.
78 genetik genetic adjective Bu hastalık genetik bir sorun olabilir.
79 pasaport passport noun Yurt dışına çıkmak için pasaport gerekli.
80 departman department noun Şirketin departman müdürü çok çalışkan.
81 orijinal original adjective Bu tablo, orijinal bir sanat eseridir.
82 albüm album noun Yeni fotoğraflarımızı bir albüm içinde saklayalım.
83 medya media noun medya haberleri takip ediyorum.
84 flört flirt noun Gençler arasında flört yapmak oldukça yaygın.
85 tank tank noun Askeri tanklar sınırda bekliyor.
86 minibüs minibus noun Şehir içi ulaşım için minibüs kullanıyoruz.
87 roket rocket noun Uzaya gidecek roket hazırlandı.
88 aktör actor noun O, en sevdiğim aktör filmlerinde oynuyor.
89 gitar guitar noun O, çok güzel bir gitar çalıyor.
90 tenis tennis noun Yazın her hafta sonu tenis oynamayı severim.
91 performans performance noun Bu yılki performans çok etkileyiciydi.
92 poker poker noun Arkadaşlarla poker oynamayı seviyorum.
93 bud bud noun Ağaçtaki bud yeni filizlenmeye başladı.
94 amiral admiral noun Denizdeki en yüksek rütbeli subay amiral olarak görev yapar.
95 elektronik electronic adjective Yeni elektronik cihazlar hayatımızı kolaylaştırıyor.
96 basketbol basketball noun Akşam basketbol oynamaya gideceğim.
97 tümör tumor noun Doktor, tümör hakkında bilgi verdi.
98 kola cola noun Yemekte bir kola içmek istiyorum.
99 amber amber noun Bu kolye amber taşından yapılmış.
100 pound pound noun Bir kilo yaklaşık iki pound eder.
101 eroin heroin noun eroin kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açar.
102 sektör sector noun Teknoloji sektörü hızla büyüyor.
103 cd cd noun Müzik dinlemek için yeni bir cd aldım.
104 profil profile noun Sosyal medyada yeni bir profil oluşturdum.
105 karavan caravan noun Yaz tatilinde karavan ile seyahat etmeyi planlıyoruz.
106 protokol protocol noun Toplantıda protokol kurallarına uyulmalı.
107 atom atom noun Bir atom çok küçük bir parçacıktır.
108 gps gps noun Yolda kaybolduğumda gps kullanıyorum.
109 votka vodka noun Partide votka içmeyi tercih ettim.
110 kargo cargo noun Bugün kargo gelecek.
111 mini mini adjective Onun mini elbisesi çok şık.
112 kafe cafe noun Arkadaşlarımla bir kafede buluşacağım.
113 hamburger hamburger noun Bugün akşam yemeğinde hamburger yiyeceğiz.
114 oral oral adjective oral sağlık kontrolleri önemlidir.
115 metro metro noun Şehirde hızlıca gitmek için metro kullanmalısın.
116 terör terror noun Dünya genelinde terör ile mücadele ediliyor.
117 sörf surf noun Yaz tatilinde sörf yapmayı planlıyorum.
118 mafya mafia noun Filmde bir mafya hikayesi var.
119 jet jet noun Hızlı bir jet ile seyahat ettik.
120 hokey hockey noun Kışın hokey oynamayı severim.
121 partner partner noun Bu projede benim partner ile çalışıyorum.
122 norm norm noun Toplumda kabul edilen norm değişiyor.
123 ninja ninja noun O, bir ninja gibi hareket ediyor.
124 market market noun Akşam yemeği için market gidiyorum.
125 versiyon version noun Bu oyunun yeni versiyon çok eğlenceli.
126 dvd dvd noun Film izlemek için bir dvd almayı unuttum.
127 organik organic adjective Bu sebzeler organik olarak yetiştirilmiş.
128 gram gram noun Bu elmanın ağırlığı bir gram.
129 serum serum noun Doktor, hastaya bir serum verdi.
130 delta delta noun Nehir, burada geniş bir delta oluşturuyor.
131 art art noun Bu yıl artış fiyatları çok yükseldi.
132 web web noun Yeni bir web sitesi açmayı planlıyorum.
133 terapist therapist noun Bir terapist ile konuşmak bana iyi geldi.
134 disk disk noun Bilgisayarda bir disk var, veriler burada.
135 lazer laser noun Yeni lazer cihazı çok etkili çalışıyor.
136 soda soda noun Yemekte soda içmeyi seviyorum.
137 diyet diet noun Sağlıklı bir diyet uygulamak önemli.
138 turist tourist noun Şehirde birçok turist var.
139 tost toast noun Kahvaltıda genellikle peynirli bir tost yerim.
140 data data noun Yeni projede çok fazla data topladık.
141 federasyon federation noun Spor federasyon yeni kurallar açıkladı.
142 koma coma noun Hastanede bir hasta uzun süre koma içinde kaldı.
143 dijital digital adjective Bu yeni telefonun ekranı çok dijital ve net görünüyor.
144 Latin latin adjective Bu kitap Latin alfabesiyle yazılmış.
145 rehabilitasyon rehabilitation noun Kaza geçirenler için rehabilitasyon merkezi açıldı.
146 gangster gangster noun Filmdeki gangster karakter çok etkileyiciydi.
147 protesto protest noun Halk, hükümeti protesto etmek için toplandı.
148 organizasyon organization noun Bu etkinlik için bir organizasyon kurmalıyız.
149 ünite unit noun Matematik dersinde yeni bir ünite öğreniyoruz.
150 limon lemon noun Çayımda bir dilim limon istiyorum.
151 baron baron noun Şehirde bir baron yaşıyor.
152 karma karma noun Bu yemek biraz karma oldu.
153 cips chips noun Sinema izlerken cips yemeyi severim.
154 sperm sperm noun Bilim dersinde sperm hakkında konuşuldu.
155 dramatik dramatic adjective Filmdeki dramatik sahneler izleyiciyi çok etkiledi.
156 pop pop noun Bu pop müzik parçası herkesin dilinde.
157 skandal scandal noun Olay, büyük bir skandal haline geldi.
158 menü menu noun Restoranın menüsünde birçok seçenek var.
159 litre liter noun Bu şişe bir litre su alıyor.
160 yoga yoga noun Her sabah yoga yaparak güne başlıyorum.
161 rich rich adjective O, çok rich bir aileden geliyor.
162 samuray samurai noun Filmde bir samuray kahramanı vardı.
163 kardinal cardinal noun Kilise, kardinal bir lider seçti.
164 euro euro noun Yurt dışında alışveriş yaparken euro kullanmalıyız.
165 drama drama noun Bu yıl okulda bir drama sergileyeceğiz.
166 lake lake noun Ahşap masa, parlak bir lake ile kaplanmış.
167 sultan sultan noun Tarihte birçok ünlü sultan yaşamıştır.
168 anormal abnormal adjective Bugün hava anormal derecede sıcak.
169 radar radar noun Uçak, radar ile takip ediliyor.
170 penguen penguin noun Hayvanat bahçesinde bir penguen gördüm.
171 ideal ideal adjective Bu, benim için ideal bir çözüm.
172 depresyon depression noun Uzun süre depresyon geçirdim.
173 rusty rusty adjective Eski kapı rusty ve gıcırdıyor.
174 motel motel noun Yolda bir motel bulduk.
175 mail mail noun Bugün mail göndermeyi unuttum.
176 vagon wagon noun Trenin vagonları oldukça kalabalıktı.
177 bowling bowling noun Arkadaşlarımla bowling oynamaya gideceğiz.
178 opera opera noun Bu akşam opera izlemeye gideceğiz.
179 manuel manual adjective Bu makine manuel olarak çalışıyor, elektrik yok.
180 burger burger noun Yeni açılan restoranda en iyi burger var.
181 editör editor noun Derginin editörü yeni yazıları kontrol ediyor.
182 avatar avatar noun Oyun karakterinin avatar çok ilginç görünüyor.
183 karbon carbon noun karbon ayak izi, çevre için önemlidir.
184 radikal radical adjective Bu konuda radikal değişiklikler yapılması gerekiyor.
185 senatör senator noun Ülkemizin en genç senatör seçildi.
186 mutant mutant noun Bu filmdeki mutant çok ilginç bir karakter.
187 sprey spray noun Duvarları boyamak için sprey kullanmalıyız.
188 süper super adjective Bu film gerçekten süper, herkese tavsiye ederim.
189 kuantum quantum noun kuantum fiziği, modern bilimin önemli bir dalıdır.
190 melodi melody noun Bu şarkının melodi çok güzel.
191 terim term noun Bu alandaki özel terimleri öğrenmelisin.
192 duble double adjective Bu film duble versiyonuyla gösterilecek.
193 forma form noun Takımın yeni formaları çok güzel.
194 lira lira noun Bu ürünün fiyatı 50 lira.
195 diplomatik diplomatic adjective İki ülke arasında diplomatik ilişkiler geliştirilmelidir.
196 plazma plasma noun Doktor, hastanın plazma seviyesini kontrol etti.
197 lila lilac noun Duvarlar lila renkte boyanmış.
198 sensör sensor noun Kapının sensör çalışmıyor gibi görünüyor.
199 jeneratör generator noun Elektrik kesildi, jeneratör çalıştırmalıyız.
200 meteor meteor noun Gece gökyüzünde bir meteor gördüm.
201 senato senate noun Yeni yasa tasarısı senato tarafından onaylandı.
202 karate karate noun Çocuklar karate derslerine katılıyor.
203 ring ring noun Boks ring çok heyecanlıydı.
204 protein protein noun Süt, yoğurt ve et, yüksek miktarda protein içerir.
205 formül formula noun Bu matematik sorusunun formül çok karmaşık.
206 paralel parallel adjective İki paralel çizgi asla kesişmez.
207 vitamin vitamin noun Meyveler, vücudumuz için gerekli vitaminleri içerir.
208 fantastik fantastic adjective Filmdeki özel efektler gerçekten fantastik ve etkileyiciydi.
209 rap rap noun Gençler arasında rap müziği çok popüler.
210 finanse to finance verb Projeyi finanse etmek için sponsor arıyoruz.
211 puding pudding noun Tatlı olarak puding yapmayı planlıyorum.
212 torpido torpedo noun Arabanın torpido gözlüklerim için ideal.
213 good good adjective Bu yemek gerçekten good görünüyor.
214 erotik erotic adjective Bu film biraz erotik içeriyor.
215 ironik ironic adjective Onun bu durumu ironik bir şekilde komikti.
216 aspirin aspirin noun Başım ağrıyor, bir aspirin alacağım.
217 hippi hippie noun O, bir hippi gibi giyiniyor.
218 ego ego noun Onun ego çok yüksek, bu yüzden zor anlaşılıyor.
219 kampüs campus noun Üniversitenin kampüs çok güzel.
220 dekan dean noun Üniversitenin dekanı çok deneyimli.
221 flaş flash noun Fotoğraf çekerken flaş kullanmayı unuttum.
222 e-mail email noun Öğretmenime e-mail göndermeyi unuttum.
223 adrenalin adrenaline noun Dağda yürümek bana adrenalin veriyor.
224 soya soy noun soya fasulyesi sağlıklı bir besin.
225 kabin cabin noun Denizdeki kabin çok konforluydu.
226 global global adjective Bu sorun global bir mesele haline geldi.
227 yoğurt yogurt noun Sabah kahvaltısında yoğurt yedim.
228 manga manga noun Çocuklar manga okumayı seviyor.
229 hormon hormone noun Vücudumuzdaki hormon dengesi çok önemlidir.
230 tango tango noun Gece kulübünde tango dans etmeyi çok seviyorum.
231 meditasyon meditation noun Her sabah meditasyon yapmayı seviyorum.
232 mat mat noun Oyun sonunda rakibim beni mat etti.
233 limit the limit noun Bu ay harcama limit aşılmamalı.
234 ufo ufo noun Gece gökyüzünde bir ufo gördüm.
235 nota note noun Müzik dersinde her nota önemlidir.
236 tampon tampon noun Aracın tampon kısmı hasar gördü.
237 basket basket noun Spor salonunda basket oynamayı seviyorum.
238 vajina vagina noun Kadın sağlığı konusunda vajina hakkında bilgi edinmek önemlidir.
239 paşa pasha noun O, köyün en zengin paşa olarak bilinir.
240 atm atm noun Para çekmek için en yakın atm bulmalıyım.
241 demokratik democratic adjective Ülkemiz demokratik bir yapıya sahiptir.
242 mikro micro adjective Bu mikro dalgalar, iletişimde kullanılır.
243 stratejik strategic adjective Şirketin stratejik planları çok önemli.
244 suşi sushi noun Japon restoranında suşi sipariş ettik.
245 panda panda noun Hayvanat bahçesinde bir panda var.
246 pike pike noun Yatakta bir pike kullanmayı seviyorum.
247 reaktör reactor noun Yeni reaktör projesi, enerji üretiminde devrim yaratabilir.
248 miligram milligram noun İlaç dozu genellikle miligram cinsinden ölçülür.
249 helal halal adjective Bu yemek helal ve sağlıklı.
250 villa villa noun Yaz tatilinde deniz kenarında bir villa kiraladık.
251 spagetti spaghetti noun Bugün akşam yemeğinde spagetti yapacağım.
252 blues blues noun Bu akşam blues müziği dinleyeceğim.
253 lime lime noun Salatada lime kullanmayı seviyorum.
254 bong bong noun Arkadaşım yeni bir bong aldı.
255 kartel cartel noun Bu kartel birçok şirketi kapsıyor.
256 siren siren noun Ambulansın siren sesi uzaktan duyuluyor.
257 panel panel noun Bugün bir panel düzenlenecek.
258 direktör director noun Okulun direktör toplantıya katılacak.
259 demokrat democrat noun O, bir demokrat olarak tanınır.
260 disko disco noun Bu akşam diskoda eğleneceğiz.
261 town town noun Küçük bir town da yaşıyorum.
262 berber barber noun Bugün berber gidip saçımı kestireceğim.
263 joker joker noun O, her zaman joker gibi davranıyor.
264 bank bank noun Parkta bir bank oturmak için.
265 poster poster noun Oda duvarında bir poster asılı duruyor.
266 flora flora noun Bu bölgede zengin bir flora var.
267 fit fit adjective Düzenli spor yaparak fit kalabilirsin.
268 klan clan noun Bu klan uzun yıllardır bir arada yaşıyor.
269 vale valet noun Otelin vale arabamı park etti.
270 konvoy convoy noun Askerlerin konvoy yolda ilerliyordu.
271 antibiyotik antibiotic noun Doktor, bana bir antibiyotik yazdı.
272 marihuana marijuana noun Bu bitki marihuana olarak kullanılıyor.
273 waffle waffle noun Kahvaltıda waffle yemeyi seviyorum.
274 adapte to adapt verb Yeni duruma adapte olmak kolay değil.
275 hot hot adjective Bugün hava çok hot.
276 slogan slogan noun Şirketin yeni slogan çok dikkat çekici.
277 majeste majesty noun Kraliçe, halkın önünde büyük bir majeste ile yürüdü.
278 figür figure noun Sanatçı, sergide bir figür sergiledi.
279 plaza plaza noun Şehir merkezindeki plaza çok yüksektir.
280 karaoke karaoke noun Arkadaşlarla karaoke yapmayı çok seviyorum.
281 hipnotize to hypnotize verb Bu gösteri beni hipnotize etti.
282 maraton marathon noun Yarın bir maraton koşulacak.
283 kramp cramp noun Spor yaparken bacağımda kramp girdi.
284 eskort escort noun O, bir eskort olarak çalışıyor.
285 kobra cobra noun Bahçede bir kobra gördüm, çok korktum.
286 fan fan noun O, en büyük fanıdır.
287 diploma diploma noun Üniversiteden mezun olduktan sonra diploma almayı unutma.
288 mafia mafia noun Filmdeki karakterler, bir mafia ile işbirliği yapıyor.
289 stadyum stadium noun Maç için stadyum çok kalabalık oldu.
290 operatör operator noun Telefon operatör ile görüşmek istiyorum.
291 bikini bikini noun Plajda yeni bir bikini giydim.
292 hacker hacker noun Bir hacker bilgisayar sistemine girdi.
293 kanyon canyon noun Bu kanyon manzarası harika.
294 sponsor sponsor noun Etkinliğin sponsor firması çok büyük.
295 element element noun Su, en önemli elementlerden biridir.
296 liberal liberal adjective O, liberal görüşlere sahip bir politikacı.
297 ultra ultra adjective Bu ultra hızlı bir araba.
298 tablet tablet noun Yeni bir tablet aldım.
299 faktör factor noun Başarıda en önemli faktör çalışmaktır.
300 sodyum sodium noun Besinlerde sodyum miktarına dikkat etmeliyiz.
301 travmatik traumatic adjective Geçirdiği kaza, onun için travmatik bir deneyimdi.
302 latte latte noun Kahve dükkanında bir latte sipariş ettim.
303 cool cool adjective Bu yeni telefon gerçekten çok cool.
304 parlamento parliament noun Ülkede önemli değişiklikler parlamento tartışılıyor.
305 rice rice noun Yemekte bol miktarda rice vardı, herkes sevdi.
306 key key noun Bu key ile kapıyı açabilirsin.
307 moleküler molecular adjective Bu deney, moleküler düzeyde incelenecek.
308 punk punk noun Onun tarzı tamamen punk.
309 organizma organism noun Her canlı bir organizmadır ve farklı sistemlerden oluşur.
310 cent cent noun Bu ürünün fiyatı beş cent.
311 platform platform noun Bu proje için yeni bir platform oluşturmalıyız.
312 kondom condom noun Güvenli cinsel ilişki için kondom kullanmalıyız.
313 real real adjective Bu tablo real bir sanat eseridir.
314 loto lotto noun Bu akşam loto çekilişi var.
315 süit suite noun Otelin süit odasında kalacağız.
316 sosyalist socialist adjective O, sosyalist bir partinin üyesidir.
317 panter panther noun Hayvanat bahçesinde bir panter vardı.
318 tempo tempo noun Koşarken tempo tutmak önemlidir.
319 bovling bowling noun Hafta sonu bovling oynamaya gideceğiz.
320 magazin magazine noun Bugün magazin dergisi almayı unuttum.
321 cemre cemre noun İlk cemre baharın habercisidir.
322 propaganda propaganda noun Bu propaganda çok etkili oldu.
323 sadist sadist noun O, bir sadist gibi davranıyor.
324 mine mine noun Bu mine çok değerli bir taş.
325 artist artist noun O, sahnede bir artist gibi performans sergiledi.
326 dark dark adjective Bu film oldukça dark bir temaya sahip.
327 donut donut noun Kahvaltıda donut yemeyi çok seviyorum.
328 leopar leopard noun Ormanda bir leopar gördüm, çok güzeldi.
329 elit elite adjective Bu okul, elit bir eğitim sunuyor.
330 mika mica noun Bu lamba mika ile kaplanmış.
331 simülasyon simulation noun Bu simülasyon oyunu çok gerçekçi buldum.
332 termal thermal adjective Bu oteldeki havuz, çok sıcak ve termal suya sahip.
333 banknot banknote noun Cebimde bir banknot buldum.
334 fosil fossil noun Müzede bir dinozor fosil sergileniyor.
335 paranoya paranoia noun Onun paranoya yüzünden arkadaşlarıyla sorun yaşıyor.
336 jazz jazz noun Bu akşam bir jazz konserine gideceğim.
337 fa fa noun Müzikteki fa notası çok önemlidir.
338 minimum minimum adjective Bu iş için minimum ücret çok düşük.
339 dart dart noun Arkadaşlarımla dart oynamayı seviyorum.
340 tonik tonic noun Cildim için özel bir tonik kullanıyorum.
341 Suudi saudi adjective Suudi kültürü oldukça zengindir.
342 filtre filter noun Su filtre sistemi çok etkilidir.
343 terminal terminal noun Uçak terminal çok kalabalıktı.
344 turbo turbo noun Aracımda turbo motor var.
345 kris kris noun Elimdeki kris çok keskin.
346 steroid steroid noun Bu ilaç bir steroid içeriyor.
347 tweet tweet noun Sosyal medyada bir tweet attım.
348 formalite formality noun Toplantıda sadece formalite olarak bulunacağım.
349 donör donor noun Organ donör bulmak zor bir süreçtir.
350 medikal medical adjective medikal cihazlar hastanelerde kullanılır.
351 soon soon adverb Toplantı soon başlayacak.
352 alüminyum aluminum noun Bu kutu alüminyum malzemeden yapılmış.
353 flüt flute noun Müzik dersinde flüt çalmayı öğreniyoruz.
354 spot spot noun Oyun alanında bir spot var, dikkatli olmalısın.
355 trol troll noun İnternetteki trol yorumları ciddiye alma.
356 bowl bowl noun Sofrada bir bowl var, meyve koyabilirsin.
357 nano nano noun Bu nano teknoloji gelecekte çok önemli olacak.
358 blog blog noun Yeni bir blog açmayı düşünüyorum.
359 zebra zebra noun Yolda bir zebra gördüm, dikkatli olmalıyız.
360 şurup syrup noun Hastayken şurup içmek iyi gelir.
361 seminer seminar noun Bugün bir seminer düzenlenecek.
362 monitör monitor noun Bilgisayarımın monitör bozuldu.
363 baro bar noun Avukatlar, baro üyesidir.
364 püre puree noun Patates püre yapmak çok kolay.
365 sake sake noun Japon restoranında sake içmeyi denedim.
366 tropikal tropical adjective Tatil için tropikal bir adaya gitmek istiyorum.
367 maskot mascot noun Okulun maskot her yıl festivale katılır.
368 lama llama noun Hayvanat bahçesinde bir lama gördüm.
369 uranyum uranium noun Nükleer enerji için uranyum kullanılır.
370 ritüel ritual noun Bu ritüel her yıl tekrarlanır.
371 domino domino noun Arkadaşlarımla domino oynamayı seviyorum.
372 milkshake milkshake noun Çikolatalı milkshake sipariş ettim.
373 pin pin noun Anahtarımı bulmak için pin kullanmalıyım.
374 bonus bonus noun Bu ayki maaşına ek olarak bir bonus alacak.
375 telepatik telepathic adjective İkisi arasında telepatik bir bağ olduğunu düşünüyorum.
376 guru guru noun O, yoga konusunda bir guru olarak tanınıyor.
377 atlas atlas noun Bu atlas harita çok detaylı.
378 hare hare noun Kedim bahçede bir hare gördü.
379 bando band noun Okulda bir bando kuruldu.
380 bug bug noun Bilgisayarımda bir bug oluştu.
381 lens lens noun Gözlük yerine lens kullanmayı tercih ediyorum.
382 fin fin noun Yüzme havuzunda fin kullanmak zorundayız.
383 scooter scooter noun Çocuk, yeni aldığı scooter ile parka gitti.
384 süpermarket supermarket noun Yemek almak için süpermarket gidiyorum.
385 hostes hostess noun Uçakta hostes yolculara hizmet ediyor.
386 motivasyon motivation noun Başarı için motivasyon çok önemlidir.
387 break to break verb Ders arasında bir break vermeliyiz.
388 kit kit noun Bu kit çok ilginç bilgiler içeriyor.
389 laptop laptop noun Yeni laptop aldım, çok hızlı çalışıyor.
390 vanilya vanilla noun Bu kekin içinde vanilya var.
391 lotus lotus noun Bahçemde bir lotus çiçeği var.
392 ping ping noun Oyun sırasında ping atmayı unutma.
393 patent patent noun Yeni icadım için patent almak istiyorum.
394 milimetre millimeter noun Bu cetvelde milimetre cinsinden ölçüm yapabilirsin.
395 wild wild adjective Bu hayvanlar doğada wild bir şekilde yaşıyor.
396 t-shirt t-shirt noun Yazın rahat bir t-shirt giymek iyi olur.
397 dam dam noun Evin damı onarılmayı bekliyor.
398 şarapnel shrapnel noun Savaş alanında şarapnel parçaları bulundu.
399 oval oval adjective Bu masa oval şeklinde.
400 stok stock noun Marketin stok durumu iyi değil.
401 bono bond noun Bu ay sonunda bir bono almayı planlıyorum.
402 port port noun Bu port üzerinden yük taşınıyor.
403 inn inn noun Küçük bir inn da kalmayı düşünüyoruz.
404 mango mango noun Yaz mevsiminde mango yemeyi severim.
405 pretty pretty adjective O, gerçekten pretty bir elbise giymiş.
406 x-ray x-ray noun Doktor, x-ray çektirmek istedi.
407 ramen ramen noun Bugün akşam ramen yapacağım.
408 zurna zurna noun Düğünde zurna çalındı.
409 sülfür sulfur noun Bu kimyasalın içinde sülfür bulunuyor.
410 traktör tractor noun Bahçede bir traktör çalışıyor.
411 dram drama noun Bu film bir dram içeriyor.
412 bufalo buffalo noun Hayvanat bahçesinde bir bufalo gördüm, çok büyüktü.
413 soprano soprano noun Konserde bir soprano şarkı söyledi, sesi harikaydı.
414 mortgage mortgage noun Yeni bir ev almak için mortgage başvurusu yaptık.
415 rouge rouge noun Makyaj çantamda bir rouge var, çok seviyorum.
416 galon gallon noun Bu tankta bir galon su var.
417 hiper hyper adjective Bugün çok hiper hissediyorum, her şey beni heyecanlandırıyor.
418 diktatör dictator noun Ülkede bir diktatör yönetimi var.
419 sound sound noun Yeni müzik parçasının sound çok hoşuma gitti.
420 link link noun Web sitemdeki link tıklayın.
421 anomali anomaly noun Bu veride bir anomali tespit edildi.
422 full full adjective Bu otobüs full, başka yolcu alamayız.
423 kameraman cameraman noun O, bir kameraman olarak çalışıyor.
424 kaftan kaftan noun Düğünde geleneksel bir kaftan giydim.
425 okey okey noun Akşam arkadaşlarla okey oynamayı planlıyoruz.
426 hologram hologram noun Müze, bir hologram sergiliyor.
427 kapitalist capitalist noun O, bir kapitalist sistemin savunucusudur.
428 veranda veranda noun Evimizin verandasında oturmayı seviyorum.
429 mri mri noun Doktor, mri çekilmesini istedi.
430 paund pound noun Bu ürünün fiyatı 50 paund olarak belirlendi.
431 helyum helium noun Balonlar helyum ile doldurulursa havada kalır.
432 vodka vodka noun Partide herkes vodka içiyordu.
433 brifing briefing noun Toplantıdan önce bir brifing yapılacak.
434 lolipop lollipop noun Çocuklar lolipop almayı çok sever.
435 cola cola noun Yemekte bir cola içmeyi tercih ediyorum.
436 divan divan noun Odaya yeni bir divan aldık.
437 mineral mineral noun Su, birçok mineral içerir.
438 illegal illegal adjective Bu tür faaliyetler illegal kabul ediliyor.
439 steril sterile adjective Ameliyat öncesi tüm aletler steril olmalıdır.
440 fanatik fanatic noun O, futbol takımı için bir fanatik.
441 tofu tofu noun Vejetaryenler için tofu harika bir protein kaynağıdır.
442 ruble ruble noun Rusya'da para birimi ruble olarak bilinir.
443 gladyatör gladiator noun Filmdeki gladyatör dövüş sahneleri çok heyecanlıydı.
444 mouse mouse noun Bilgisayarımın mouse bozuldu.
445 sushi sushi noun Bugün akşam yemeğinde sushi yiyeceğiz.
446 feminist feminist noun O, bir feminist olarak tanınıyor.
447 piyanist pianist noun Konserde bir piyanist çalacak.
448 hamster hamster noun Evde bir hamster besliyoruz.
449 denim denim noun Yeni denim ceketimi giydim.
450 sedan sedan noun Yeni aldığımız sedan çok konforlu.
451 diplomat diplomat noun O, uluslararası bir diplomat olarak çalışıyor.
452 sonik sonic adjective Bu sonik dalgalar çok hızlıdır.
453 dinar dinar noun Bu paranın değeri dinar çok yüksek.
454 mega mega adjective Bu etkinlik gerçekten mega bir organizasyon.
455 klip clip noun Yeni müzik klip çok beğenildi.
456 titanyum titanium noun Bu bileşen titanyum ile güçlendirilmiştir.
457 atomik atomic adjective Bu araştırma atomik enerji üzerine yoğunlaşıyor.
458 aura aura noun Onun etrafında her zaman bir aura hissediyorum.
459 gala gala noun Bu akşam büyük bir gala var.
460 demo demo noun Yeni ürünün demo sunumu çok ilgi çekti.
461 ironi irony noun Onun sözlerinde bir ironi vardı.
462 modül module noun Bu modül eğitim programının bir parçası.
463 restore to restore verb Eski evi restore etmek için para biriktiriyoruz.
464 bolt bolt noun Kapının bolt kırılmış, hemen tamir etmeliyiz.
465 SUV suv noun Yeni bir SUV almak istiyorum.
466 spiral spiral noun Defterin spiral kenarı çok güzel.
467 banner banner noun Web sitesinde büyük bir banner var.
468 magnum magnum noun Dondurma magnum çok lezzetli.
469 navigasyon navigation noun Araba navigasyon sistemi çok kullanışlı.
470 pipo pipe noun Büyükbabanın pipo kullanmayı sevdiğini biliyorum.
471 dekor decor noun Oda dekor çok şık.
472 tsunami tsunami noun Geçen yıl tsunami büyük hasara yol açtı.
473 arena arena noun Savaş arena çok kalabalıktı.
474 Pakistanlı pakistani noun Pakistanlı arkadaşım çok misafirperver.
475 neon neon noun Bu tabela neon ışıklarla süslü.
476 materyal material noun Bu projede kullanacağımız materyal çok kaliteli olmalı.
477 prostat prostate noun Erkeklerde prostat sağlığına dikkat etmek önemlidir.
478 matador matador noun matador arenada boğayı yenen cesur bir kişidir.
479 nitrojen nitrogen noun Hava, %78 oranında nitrojen gazı içerir.
480 kriminal criminal adjective Olay, kriminal bir araştırma gerektiriyor.
481 anatomi anatomy noun anatomi dersinde insan vücudunu öğreniyoruz.
482 çello cello noun O, çello çalmayı çok seviyor.
483 smash to smash verb Topu smash ile vurmalısın.
484 hangar hangar noun Uçaklar, büyük hangar içinde park edilir.
485 jumper jumper noun Bugün çok soğuk, o yüzden jumper giymeliyim.
486 portal portal noun Yeni bir portal açıldı, hemen denemelisin.
487 tiny tiny adjective Bu tiny evde her şey çok düzenli.
488 trompet trumpet noun Müzik dersinde trompet çalmayı öğrendim.
489 pankreas pancreas noun pankreas sağlığı, sindirim için önemlidir.
490 kebap kebab noun Akşam yemeğinde kebap yemeyi planlıyoruz.
491 proton proton noun Bir proton, atomun temel parçacıklarından biridir.
492 sistematik systematic adjective Çalışmalarımız sistematik bir şekilde ilerliyor.
493 arsenik arsenic noun Bu madde arsenik içeriyor, dikkatli olmalısın.
494 polen pollen noun Bahar geldiğinde polen alerjisi artar.
495 elektron electron noun Bir elektron atomun en küçük parçacığıdır.
496 wi-fi wi-fi noun Evdeki wi-fi bağlantısı çok yavaş.
497 astronomi astronomy noun astronomi dersinde yıldızları öğreniyoruz.
498 volt volt noun Elektrik volt ölçümü yapmalıyız.
499 karamel caramel noun Bu şeker karamel tadında.
500 goblin goblin noun Masalda bir goblin vardı, çok komikti.

Tips

Frequently asked questions

What are Turkish-English cognates?

They're words that Turkish and English have in common, usually because Turkish borrowed a term from English, French, or another European language, so the spelling and sound are close enough for an English speaker to recognize — doktor for doctor, or program for program.

How does spaced repetition help with a list like this?

Spaced repetition schedules each flashcard for review at increasing intervals, so even cognates you feel you already know get reinforced until the Turkish spelling and pronunciation stick, rather than staying passively recognizable.

Are these Turkish words spelled exactly like their English equivalents?

Not usually. Most are close but not identical, because Turkish spelling is phonetic and follows its own rules, so you'll see small, predictable shifts like kontrol for control or profesör for professor.

More Turkish

Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary

Start Learning Turkish Free

Free forever · No card · No password