Turkish Money & Finance Vocabulary

Money questions come up constantly once you leave the classroom: reading a fatura, agreeing on kira, checking your hesap, or asking whether something is pahalı. This themed list gathers everyday Turkish money and finance vocabulary, from para and dolar to kredi, yatırım and ödemek, each with a translation and an example sentence so you can see the word at work.

Use it as a quick reference or, better, as material for active recall: Vocab Voyage turns these same words into spaced-repetition flashcards, prompting you in English and asking you to type the Turkish. It's free, with email sign-up only — no card, no password — and the spacing brings words like ücret, kâr and borç back just before you'd forget them.

Start Learning Turkish Free

Free forever · No card · No password

Turkish Money & Finance Vocabulary: the list

#TurkishEnglishTypeExample
1 para money noun Onun para ihtiyacı var.
2 dolar dollar noun Bugün 1 dolar 8 lira oldu.
3 ödemek to pay verb Faturayı zamanında ödemek gerekiyor.
4 borç debt noun Onun borçu hala ödenmedi.
5 hesap account noun Restoranda hesap ödemeyi unuttum.
6 ödeme payment noun Faturanın ödeme zamanı geldi.
7 banka bank noun Paramı banka yatırdım.
8 harcamak to spend verb Parayı dikkatli harcamak gerekiyor.
9 fiyat price noun Bu ürünün fiyatı çok yüksek.
10 altın gold noun O altın yüzük çok değerli.
11 pahalı expensive adjective Bu elbise çok pahalı, ama güzel.
12 kredi credit noun Yeni bir kredi almak istiyorum.
13 bedel price noun Bu hizmetin bedeli oldukça yüksek.
14 kira rent noun Bu evin kira çok yüksek.
15 garanti guarantee noun Bu ürünün garanti süresi iki yıldır.
16 nakit cash noun Alışveriş yaparken nakit para taşımak önemlidir.
17 ücret fee noun Bu hizmetin ücret oldukça yüksek.
18 dolarlık dollar's worth adjective Bu ürün dolarlık fiyatında satılıyor.
19 kâr profit noun Şirketin bu yılki kâr oranı oldukça yüksek.
20 benzin gasoline noun Arabaya benzin almak lazım.
21 maaş salary noun Bu ay maaşımı zamanında aldım.
22 aylık monthly adjective Bu derginin aylık abonesiyim.
23 fatura invoice noun Bu ayki elektrik fatura çok yüksek geldi.
24 yatırım investment noun Bu yıl yeni bir yatırım yapmayı düşünüyorum.
25 yatırmak to deposit verb Paramı bankaya yatırmak istiyorum.
26 servet wealth noun O, çalışarak büyük bir servet kazandı.
27 hisse share noun Bu şirketteki hisse almak istiyorum.
28 masraf expenses noun Bu projede çok fazla masraf çıkacak.
29 kur rate noun Döviz kur sürekli değişiyor.
30 harcama expenditure noun Bu ayki harcama çok fazla oldu.
31 takas exchange noun Eski kitaplarımı yeni kitaplarla takas yapabilirim.
32 pound pound noun Bir kilo yaklaşık iki pound eder.
33 kazanç gain noun Yıl sonunda kazanç artacak.
34 ekonomik economic adjective Bu proje ekonomik açıdan faydalı.
35 ekonomi economy noun Ülkenin ekonomisi son zamanlarda kötüleşti.
36 bütçe budget noun Yeni projeler için bir bütçe hazırlanıyor.
37 iflas bankruptcy noun Şirket, mali kriz nedeniyle iflas etti.
38 kefalet guarantee noun O, arkadaşının kefalet verdi.
39 paralı wealthy adjective O, çok paralı bir işte çalışıyor.
40 fon fund noun Bu projeye destek için bir fon oluşturuldu.
41 finansal financial adjective Şirketin finansal durumu iyi değil.
42 parasız without money adjective Bu ay parasız kalmak zorundayım, harcama yapmamam gerekiyor.
43 sterlin pound noun Bu ürünün fiyatı 50 sterlin.
44 ucuza cheaply adverb Bu elbiseyi ucuza aldım.
45 tazminat compensation noun İşten çıkarılanlar tazminat alacak.
46 tasarruf savings noun Aylık tasarruf yapmalıyız.
47 borsa stock exchange noun Bugün borsa fiyatları yükseldi.
48 ödememek to not pay verb Faturayı ödememek büyük sorunlar yaratabilir.
49 piyango lottery noun Geçen hafta piyangodan büyük bir ödül kazandım.
50 zam raise noun Bu yıl maaşımıza zam yapılacak.
51 lira lira noun Bu ürünün fiyatı 50 lira.
52 faiz interest noun Bankada faiz oranları yükseldi.
53 finans finance noun Şirketin finans durumu iyi görünmüyor.
54 paha value noun Bu elmasın paha çok yüksek.
55 ödeyebilmek to be able to pay verb Faturayı zamanında ödeyebilmek için para biriktirmeliyim.
56 rupi rupee noun Hindistan'da para birimi rupidir.
57 maliyet cost noun Bu ürünün üretim maliyet oldukça yüksek.
58 avro euro noun Bugün avro kuruşu yükseldi.
59 varlıklı wealthy adjective O, çok varlıklı bir aileden geliyor.
60 zenginlik wealth noun Ülkedeki zenginlik kaynakları dikkatle yönetilmeli.
61 bank bank noun Parkta bir bank oturmak için.
62 sermaye capital noun İş kurmak için yeterli sermaye gerekiyor.
63 havale transfer noun Bankaya havale yaptım.
64 makbuz receipt noun Alışverişten sonra makbuz almayı unuttum.
65 cent cent noun Bu ürünün fiyatı beş cent.
66 borçlanmak to get into debt verb Bazen insanın borçlanmak zorunda kalması gerekebilir.
67 kazançlı profitable adjective Bu iş gerçekten kazançlı bir fırsat.
68 teminat guarantee noun Kredi almak için teminat vermeniz şart.
69 haraç tribute noun Bu bölgede haraç ödemek zorundasınız.
70 telif royalty noun Bu eser için telif hakkı ödenmeli.
71 nafaka alimony noun Boşanma sonrası nafaka ödemek zorundayım.
72 milyarder billionaire noun O, dünyanın en zengin milyarderlerinden biri.
73 ipotek mortgage noun Evin ipotek işlemleri tamamlandı.
74 kiralama rental noun Araç kiralama işlemleri için buraya gelin.
75 alım purchase noun Bu yılki alım hedeflerimizi aşmayı umuyoruz.
76 banknot banknote noun Cebimde bir banknot buldum.
77 karlı profitable adjective Bu iş, karlı bir yatırım fırsatı sunuyor.
78 parasal financial adjective Şirketin parasal durumu iyi değil.
79 maliye finance noun Ülkedeki maliye politikaları değişiyor.
80 bonus bonus noun Bu ayki maaşına ek olarak bir bonus alacak.
81 meteliksiz penniless adjective Cebimde meteliksiz para kalmadı.
82 bono bond noun Bu ay sonunda bir bono almayı planlıyorum.
83 ödeyememek to not be able to pay verb Faturayı ödeyememek zorundayım.
84 mortgage mortgage noun Yeni bir ev almak için mortgage başvurusu yaptık.
85 meblağ amount noun Bu iş için gereken meblağ oldukça yüksek.
86 paund pound noun Bu ürünün fiyatı 50 paund olarak belirlendi.
87 ruble ruble noun Rusya'da para birimi ruble olarak bilinir.
88 tefeci usurer noun Köyde bir tefeci yaşıyor.
89 prim premium noun Bu ayki prim oranı arttı.
90 dinar dinar noun Bu paranın değeri dinar çok yüksek.
91 ciro turnover noun Şirketin geçen yılki ciro oranı oldukça yüksekti.
92 ödenek allowance noun Proje için yeterli ödenek almadık.
93 getiri return noun Bu yatırımın getirisi oldukça yüksek.
94 depozito deposit noun Otel için depozito ödememiz gerekiyor.
95 harçlık allowance noun Çocuklar, harçlık almak için annelerinden para ister.
96 menkul securities noun Yatırımlarım arasında menkul değerli.
97 birikim accumulation noun Emeklilik için birikim yapmalıyız.
98 ödenme payment noun Faturanın ödenme tarihi geçti.
99 sikke coin noun Eski bir sikke buldum.
100 döviz foreign currency noun Yurt dışında döviz kullanmak zorundayız.
101 ödetmek to make pay verb Bu hizmeti kullanmak için bana ödetmek zorundasın.

Tips

Frequently asked questions

What's the best way to learn Turkish money and finance vocabulary quickly?

Focus on words that pair naturally, such as ödeme and ödemek or kredi and borç, and practise them in short example sentences rather than as isolated items. Repetition spread over several days, as in Vocab Voyage, beats one long cramming session.

Which Turkish finance words are easiest to mix up?

bedel and fiyat are both translated as 'price' but aren't fully interchangeable, since bedel is the more formal word for a cost or amount owed. Reading the example sentence for each word is the safest way to catch nuances like this.

Do Turkish nouns for money and banking change with gender or articles?

No. Turkish has no grammatical gender and no definite article, so nouns like para, banka and hesap keep the same base form — you learn the word itself, then the suffixes that attach to it.

More Turkish

Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary

Start Learning Turkish Free

Free forever · No card · No password