This list gathers the Turkish words you'll reach for most often when describing things: size and weight (uzun, ufak, ağır, kalın), condition and quality (eski, temiz, pis, güvenli, basit), colors (siyah, kara, mavi, yeşil, renk), and words for describing people (zeki, adil, yakışıklı, ünlü). If you've been looking for practical Turkish descriptive vocabulary that goes beyond a handful of textbook colors, this page is built to fill that gap.
Each entry comes with an English translation and an example sentence, so you can see the word doing real work instead of just sitting in a list. Learn them here, then drill them with Vocab Voyage's spaced repetition flashcards: you type the Turkish word for an English prompt, and the app schedules reviews so words like ilginç or benzer stick for the long term instead of fading after one study session.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | uzun | long | adjective | Bu yolculuk biraz uzun sürecek gibi görünüyor. |
| 2 | eski | old | adjective | O eski kitap çok değerli. |
| 3 | basit | simple | adjective | Bu problem oldukça basit. |
| 4 | ufak | small | adjective | Kedim çok ufak ama sevimli. |
| 5 | temiz | clean | adjective | Oda temiz olmalı. |
| 6 | güvenli | safe | adjective | Bu bölge güvenli bir yer. |
| 7 | sert | hard | adjective | Bu zemin çok sert, dikkatli ol. |
| 8 | siyah | black | adjective | O, çok güzel bir siyah elbise giyiyor. |
| 9 | kara | black | adjective | Gökyüzü kara bulutlarla kaplı. |
| 10 | zeki | smart | adjective | O, sınıfın en zeki öğrencisi. |
| 11 | ağır | heavy | adjective | Bu çanta çok ağır, yardım et lütfen. |
| 12 | kalın | thick | adjective | Bu kitap çok kalın, okumak zor. |
| 13 | ilginç | interesting | adjective | Bu kitap oldukça ilginç, mutlaka okumalıyım. |
| 14 | mavi | blue | adjective | Gökyüzü bugün çok mavi görünüyor. |
| 15 | renk | color | noun | Bu duvarın renk çok güzel. |
| 16 | iğrenç | disgusting | adjective | Bu yemek gerçekten iğrenç kokuyor. |
| 17 | çılgın | crazy | adjective | Bu çılgın fikir herkesin ilgisini çekti. |
| 18 | ünlü | famous | adjective | O, dünya çapında ünlü bir sanatçıdır. |
| 19 | benzer | similar | adjective | Bu iki resim birbirine çok benzer. |
| 20 | yüce | sublime | adjective | O, yüce bir amaç için çalışıyor. |
| 21 | yakışıklı | handsome | adjective | O, çok yakışıklı bir adamdır. |
| 22 | pis | dirty | adjective | Bu oda çok pis görünüyor. |
| 23 | yeşil | green | adjective | Bahçede yeşil bir ağaç var. |
| 24 | adil | fair | adjective | Oyun, herkesin kazanabileceği adil bir şekilde düzenlendi. |
| 25 | şekil | shape | noun | Bu resmin şekil çok ilginç. |
| 26 | çekici | attractive | adjective | O, çok çekici bir kişiliğe sahip. |
| 27 | kocaman | huge | adjective | Bahçede kocaman bir ağaç var. |
| 28 | parlak | bright | adjective | Gökyüzündeki yıldızlar çok parlak görünüyor. |
| 29 | çirkin | ugly | adjective | O resim gerçekten çirkin, hiç beğenmedim. |
| 30 | acayip | strange | adjective | Bu film gerçekten acayip bir hikaye anlatıyor. |
| 31 | bozuk | broken | adjective | Bu para bozuk, başka birini bulmalıyım. |
| 32 | kızıl | red | adjective | Onun kızıl saçları çok dikkat çekici. |
| 33 | saf | pure | adjective | O, çok saf bir insandır. |
| 34 | karmaşık | complex | adjective | Bu problem oldukça karmaşık görünüyor. |
| 35 | geniş | wide | adjective | Bu oda çok geniş ve ferah. |
| 36 | kırık | broken | adjective | Oyun alanındaki kırık oyuncakları atmalıyız. |
| 37 | hafif | light | adjective | Bu çanta oldukça hafif ve taşınması kolay. |
| 38 | şirin | cute | adjective | Kedim çok şirin bir hayvan. |
| 39 | asıl | main | adjective | asıl sorun bu değil. |
| 40 | kuru | dry | adjective | Bu ekmek çok kuru olmuş. |
| 41 | yumuşak | soft | adjective | Bu yastık çok yumuşak, uyumak için ideal. |
| 42 | kirli | dirty | adjective | Oda çok kirli, hemen temizlemeliyim. |
| 43 | gizemli | mysterious | adjective | O kitap çok gizemli, sonunu merak ediyorum. |
| 44 | şaşırtıcı | surprising | adjective | Bugün hava ne kadar şaşırtıcı değişti. |
| 45 | net | clear | adjective | Cevapların net olması gerekiyor. |
| 46 | dik | upright | adjective | Dağın dik yamaçları zordur. |
| 47 | kusursuz | perfect | adjective | Onun performansı gerçekten kusursuz idi. |
| 48 | keskin | sharp | adjective | Bu bıçak çok keskin, dikkat et! |
| 49 | minik | tiny | adjective | Kedim çok minik ve sevimli. |
| 50 | şişman | fat | adjective | Kedim biraz şişman oldu. |
| 51 | korkutucu | scary | adjective | O film çok korkutucuydı. |
| 52 | ince | thin | adjective | Bu kitap çok ince, dikkatli okumak lazım. |
| 53 | düz | flat | adjective | Yol düz ve geniş, sürmek kolay. |
| 54 | modern | modern | adjective | Bu bina çok modern bir tasarıma sahip. |
| 55 | yüzey | surface | noun | Su yüzey çok dalgalı. |
| 56 | dar | narrow | adjective | Bu sokak çok dar, iki araba geçemez. |
| 57 | maruz | exposed | adjective | Bu duruma maruz kalmak istemiyorum. |
| 58 | sık | tight | adjective | Bu elbise çok sık duruyor. |
| 59 | altındaki | underneath | adjective | Masanın altındaki kutu kayboldu. |
| 60 | çinli | chinese | adjective | O, çinli bir restoran açtı. |
| 61 | muazzam | enormous | adjective | Bu proje gerçekten muazzam bir başarı olacak. |
| 62 | büyüleyici | fascinating | adjective | Sergideki tablolar gerçekten büyüleyici bir şekilde tasarlandı. |
| 63 | saçlı | hairy | adjective | O, uzun saçlı bir kız. |
| 64 | devasa | huge | adjective | O devasa bina şehrin en yüksek yapısı. |
| 65 | renkli | colorful | adjective | Bu resim çok renkli ve canlı. |
| 66 | görünüş | appearance | noun | Onun görünüşü çok değişmiş. |
| 67 | gri | gray | adjective | Hava çok gri ve kapalı. |
| 68 | yanık | burnt | adjective | Güneşten yanık cildim acıyor. |
| 69 | iri | large | adjective | O iri elma çok tatlı görünüyor. |
| 70 | kaplı | covered | adjective | Bu havuz kaplı su ile dolu. |
| 71 | zalim | cruel | adjective | O, çok zalim bir insandır ve kimseye acımaz. |
| 72 | kesici | cutting | adjective | Bu alet çok kesici, dikkatli kullanmalısın. |
| 73 | yapay | artificial | adjective | Bu yapay zeka, insan gibi düşünebiliyor. |
| 74 | elektrikli | electric | adjective | Bu araba çok hızlı ve elektrikli. |
| 75 | trajik | tragic | adjective | Olayın sonucu gerçekten trajik bir durumdu. |
| 76 | mor | purple | adjective | O elbise mor renginde. |
| 77 | sıkışmış | stuck | adjective | Araba trafiğinde sıkışmış kaldık. |
| 78 | tipik | typical | adjective | Bu yemek, Türk mutfağının tipik bir örneğidir. |
| 79 | mantıksız | illogical | adjective | Bu öneri gerçekten mantıksız bir fikir. |
| 80 | buzlu | icy | adjective | Yazın buzlu çay içmek çok ferahlatıcı. |
| 81 | yararlı | useful | adjective | Bu kitap çok yararlı. |
| 82 | ufacık | tiny | adjective | O ufacık çocuk çok sevimli. |
| 83 | süslü | ornate | adjective | O elbise çok süslü görünüyor. |
| 84 | soylu | noble | adjective | O, soylu bir aileden geliyor. |
| 85 | koyu | dark | adjective | Bu renk koyu mavi. |
| 86 | küresel | global | adjective | İklim değişikliği küresel bir sorundur. |
| 87 | kalpli | heart-shaped | adjective | Bu hediye kalpli bir kutuda geldi. |
| 88 | sıradışı | extraordinary | adjective | Bu film, sıradışı bir hikaye sunuyor. |
| 89 | havai | aerial | adjective | Festivalde havai fişekler patlatıldı. |
| 90 | asılı | hanging | adjective | Resim duvarda asılı duruyor. |
| 91 | çürük | rotten | adjective | Bu meyve çürük, yememelisin. |
| 92 | manyetik | magnetic | adjective | Bu manyetik alanı çok güçlü. |
| 93 | şapşal | silly | adjective | Onun şapşal davranışları beni güldürdü. |
| 94 | açık | open | adjective | Kapı açık kalmış. |
| 95 | bambaşka | completely different | adjective | Bu deneyim bambaşka bir şeydi. |
| 96 | enteresan | interesting | adjective | Bu kitap gerçekten çok enteresan. |
| 97 | zararsız | harmless | adjective | Bu bitki aslında zararsız bir tür. |
| 98 | yaygın | common | adjective | Bu hastalık yaygın olarak biliniyor. |
| 99 | detaylı | detailed | adjective | Proje hakkında detaylı bir rapor hazırlamam gerekiyor. |
| 100 | bariz | obvious | adjective | Hatalar bariz ve hemen düzeltilmeli. |
| 101 | efsanevi | legendary | adjective | O, efsanevi bir kahraman olarak bilinir. |
| 102 | dayanıklı | durable | adjective | Bu malzeme oldukça dayanıklı ve uzun ömürlü. |
| 103 | görkemli | magnificent | adjective | O görkemli manzara karşısında hayran kaldım. |
| 104 | gürültülü | noisy | adjective | Bu sokak çok gürültülü ve uyuyamıyorum. |
| 105 | söylenemez | indescribable | adjective | Olayın boyutu söylenemez bir şekilde büyüdü. |
| 106 | sinsi | sly | adjective | O, sinsi planlar yaparak herkesi kandırdı. |
| 107 | dengesiz | unstable | adjective | Onun dengesiz davranışları herkesi rahatsız ediyor. |
| 108 | yaklaşan | approaching | adjective | yaklaşan fırtına için hazırlık yapmalıyız. |
| 109 | harap | ruined | adjective | Eski ev, yıllar içinde harap hale geldi. |
| 110 | dağınık | messy | adjective | Odan çok dağınık, biraz toplamalısın. |
| 111 | kurnaz | sly | adjective | O, çok kurnaz bir insandır. |
| 112 | sivri | sharp | adjective | Bu bıçak çok sivri, dikkatli olmalısın. |
| 113 | çizik | scratch | noun | Arabanın kapısında bir çizik var. |
| 114 | kokulu | fragrant | adjective | Bu sabah kokulu bir çiçek aldım. |
| 115 | akan | flowing | adjective | Nehir akan su, çok güzeldi. |
| 116 | gösterişli | showy | adjective | Düğün, gösterişli bir şekilde yapıldı. |
| 117 | tüylü | fluffy | adjective | Kedim çok tüylü ve sevimli. |
| 118 | büyüyen | growing | adjective | Bahçedeki büyüyen çiçekler çok güzel. |
| 119 | madeni | metal | adjective | Bu madeni para çok eski bir tarihe sahip. |
| 120 | isimsiz | nameless | adjective | Bu isimsiz eser, sanatçının en iyi çalışması. |
| 121 | boyutlu | dimensional | adjective | Bu resim boyutlu bir şekilde tasarlandı. |
| 122 | başıboş | stray | adjective | Köpek başıboş dolaşıyor, sahibini arıyor gibi. |
| 123 | sırılsıklam | soaked | adjective | Yağmurda dışarıda kaldım ve sırılsıklam oldum. |
| 124 | ürpertici | creepy | adjective | Gece yarısı gelen ses ürpertici bir his uyandırdı. |
| 125 | süper | super | adjective | Bu film gerçekten süper, herkese tavsiye ederim. |
| 126 | altüst | upside down | adjective | Hayatım son zamanlarda altüst oldu. |
| 127 | dayalı | based | adjective | Bu proje tamamen bilimsel verilere dayalıdır. |
| 128 | kapsamlı | comprehensive | adjective | Yeni kitap, kapsamlı bir araştırma içeriyor. |
| 129 | narin | delicate | adjective | Bu çiçekler oldukça narin ve dikkatli bakılmalı. |
| 130 | bulanık | blurry | adjective | Su çok bulanık olduğu için yüzemiyoruz. |
| 131 | yapışkan | sticky | adjective | Bu şeker yapışkan bir madde. |
| 132 | tertemiz | spotless | adjective | Oda tertemiz olmuş, her yer düzenli. |
| 133 | çürümüş | rotten | adjective | Bahçede çürümüş meyveler var. |
| 134 | sıkı | tight | adjective | Bu elbise biraz sıkı, ama çok şık duruyor. |
| 135 | lila | lilac | noun | Duvarlar lila renkte boyanmış. |
| 136 | dandik | shoddy | adjective | Bu dandik oyuncak hemen kırıldı. |
| 137 | ham | raw | adjective | Bu un ham ve pişirilmeden kullanılmaz. |
| 138 | bomboş | completely empty | adjective | Oda bomboş görünüyordu, hiç eşya yoktu. |
| 139 | kıllı | hairy | adjective | Onun kıllı elleri beni rahatsız etti. |
| 140 | somut | concrete | adjective | Projelerin somut sonuçları önemlidir. |
| 141 | egzotik | exotic | adjective | Bu egzotik meyve çok lezzetli. |
| 142 | çarpıcı | striking | adjective | O, çarpıcı bir manzara sundu. |
| 143 | mucizevi | miraculous | adjective | Bu mucizevi olay herkesin dikkatini çekti. |
| 144 | cici | cute | adjective | Kızımın cici elbisesi çok güzel. |
| 145 | cazip | attractive | adjective | Bu teklif gerçekten cazip, kaçırmamalıyım. |
| 146 | boynuzlu | horned | adjective | Ormanda boynuzlu bir hayvan gördüm. |
| 147 | katlı | layered | adjective | Yeni evimiz katlı bir yapıya sahip. |
| 148 | dişli | toothed | adjective | Bu makinenin dişli parçaları çok sağlam. |
| 149 | şapkalı | with a hat | adjective | O, her zaman şapkalı bir şekilde dolaşır. |
| 150 | yırtık | torn | adjective | Ceketimdeki yırtık dikkatimi dağıttı. |
Siyah is the standard, everyday word for the color black. Kara also means black but appears more often in fixed and figurative expressions, so it's worth learning both rather than treating them as duplicates.
No. Words such as uzun, ufak, temiz, and güvenli keep one form no matter what they describe, since Turkish adjectives aren't inflected for gender or number. That makes this vocabulary easy to reuse once you've learned it.
Sign up free with an email address (no card, no password), then work through this list as flashcards: you type the Turkish word for each English prompt, accents are forgiven, and spaced repetition brings words like iğrenç or çılgın back at widening intervals.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary
Free forever · No card · No password