This list covers the core Turkish words you need to talk about the natural world and animals: sky and weather basics like ay, güneş, and hava, landscape words like dağ, orman, deniz, and ada, plus everyday animals such as köpek, kedi, at, kurt, and ayı. These are high-frequency nouns that turn up constantly in reading, conversation, and travel, so they are worth locking in early.
Each entry comes with an English translation and an example sentence, so you see the word doing real work before you try to recall it yourself. Type the Turkish word for the English prompt, get instant feedback, and let spaced repetition bring words back right before you would normally forget them.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ay | moon | noun | Bu ay çok güzel bir gece. |
| 2 | köpek | dog | noun | Bahçede bir köpek var. |
| 3 | hava | air | noun | Bugün hava çok güzel. |
| 4 | at | horse | noun | Bahçede bir at var. |
| 5 | sürü | herd | noun | Bahçede bir sürü koyun var. |
| 6 | yıldız | star | noun | Gökyüzünde birçok yıldız var. |
| 7 | güneş | sun | noun | Bugün güneş çok parlak. |
| 8 | dalga | wave | noun | Denizde büyük bir dalga var. |
| 9 | hayvan | animal | noun | Bahçede birçok hayvan var. |
| 10 | deniz | sea | noun | Yaz tatilinde deniz kenarında dinlendik. |
| 11 | ağaç | tree | noun | Bahçede büyük bir ağaç var. |
| 12 | çiçek | flower | noun | Bahçemde birçok çiçek açtı. |
| 13 | gezegen | planet | noun | Dünya, güneş sistemindeki bir gezegen. |
| 14 | ateş | fire | noun | Dışarıda bir ateş var, dikkatli olmalıyız. |
| 15 | kedi | cat | noun | Bahçede bir kedi uyuyor. |
| 16 | buz | ice | noun | Yazın içeceğime buz eklemeyi unuttum. |
| 17 | kurt | wolf | noun | Ormanda bir kurt gördüm, çok heyecanlandım. |
| 18 | dağ | mountain | noun | Kışın dağlarda kayak yapmayı seviyorum. |
| 19 | ada | island | noun | Tatil için gideceğimiz ada çok güzel. |
| 20 | domuz | pig | noun | Bahçede bir domuz dolaşıyor. |
| 21 | toprak | soil | noun | Bahçedeki toprak çok verimli. |
| 22 | orman | forest | noun | Yürüyüşe çıkmak için ormana gideceğiz. |
| 23 | bahçe | garden | noun | Evimizin bahçe çok güzel çiçekler var. |
| 24 | ayı | bear | noun | Ormanda bir ayı gördüm, çok büyük ve korkutucuydu. |
| 25 | kuş | bird | noun | Bahçede bir kuş uçuyor. |
| 26 | yaratık | creature | noun | Filmde korkunç bir yaratık vardı. |
| 27 | bağ | vine | noun | Aile bağları çok önemlidir. |
| 28 | nehir | river | noun | Köprünün altında büyük bir nehir akıyor. |
| 29 | koç | ram | noun | Takımın koç çok güçlü. |
| 30 | avcı | hunter | noun | O, ormanda bir avcı olarak tanınıyor. |
| 31 | av | prey | noun | Kışın av yapmak için hazırlık yapmalıyız. |
| 32 | taş | stone | noun | Bahçemde büyük bir taş var. |
| 33 | maymun | monkey | noun | Hayvanat bahçesinde bir maymun gördüm. |
| 34 | doğa | nature | noun | Yürüyüşe çıktığımızda doğa harikaydı. |
| 35 | yılan | snake | noun | Bahçede bir yılan gördüm. |
| 36 | tepe | hill | noun | Dağın tepesine tırmanmak zor. |
| 37 | hafıza | memory | noun | İyi bir hafıza her zaman önemlidir. |
| 38 | kaya | rock | noun | Dağın tepesinde büyük bir kaya var. |
| 39 | okyanus | ocean | noun | Tatilde okyanus kenarında yürüyüş yaptık. |
| 40 | tavşan | rabbit | noun | Bahçede bir tavşan gördüm, çok sevimliydi. |
| 41 | çiftlik | farm | noun | Büyük bir çiftlik satın aldık. |
| 42 | gökyüzü | sky | noun | Bugün gökyüzü çok güzel görünüyor. |
| 43 | rock | rock | noun | Onun en sevdiği müzik türü rocktır. |
| 44 | kanat | wing | noun | Kuşun kanat çok güzel renklerde. |
| 45 | çevre | environment | noun | Doğayı korumak için çevre bilincine sahip olmalıyız. |
| 46 | aslan | lion | noun | Hayvanat bahçesindeki aslan çok büyüktü. |
| 47 | göl | lake | noun | Yazın piknik yapmak için göl kenarına gideceğiz. |
| 48 | yuva | nest | noun | Kuşlar, ağaçta bir yuva yapmış. |
| 49 | bitki | plant | noun | Bahçemde bir bitki yetiştiriyorum. |
| 50 | inek | cow | noun | Çiftlikte bir inek otluyor. |
| 51 | örümcek | spider | noun | Bahçede bir örümcek ağı gördüm, çok ilginçti. |
| 52 | çöl | desert | noun | Sahara çöl çok geniş bir alandır. |
| 53 | manzara | view | noun | Dağın tepesinden manzara harika görünüyor. |
| 54 | kum | sand | noun | Plajda kum ile oynamak eğlencelidir. |
| 55 | bulut | cloud | noun | Gökyüzünde büyük bir bulut var. |
| 56 | kaplan | tiger | noun | Hayvanat bahçesinde bir kaplan var. |
| 57 | arazi | land | noun | Bu arazi çok verimli. |
| 58 | tüy | feather | noun | Kedinin tüyleri çok yumuşak. |
| 59 | rüzgar | wind | noun | Bugün dışarıda çok güçlü bir rüzgar var. |
| 60 | ejderha | dragon | noun | Masalda bir ejderha vardı, herkes ondan korkuyordu. |
| 61 | keçi | goat | noun | Bahçede bir keçi otluyor. |
| 62 | dana | calf | noun | Yemekte dana eti vardı. |
| 63 | zehirli | poisonous | adjective | O bitki zehirli olabilir. |
| 64 | eşek | donkey | noun | Bahçede bir eşek dolaşıyor. |
| 65 | kuyruk | tail | noun | Dükkanın önünde uzun bir kuyruk vardı. |
| 66 | yaprak | leaf | noun | Ağaçta bir yaprak düşüyor. |
| 67 | damla | drop | noun | Yağmurdan bir damla düştü. |
| 68 | solucan | worm | noun | Bahçede bir solucan gördüm. |
| 69 | fil | elephant | noun | Hayvanat bahçesinde bir fil gördüm. |
| 70 | geyik | deer | noun | Ormanda bir geyik gördüm, çok güzeldi. |
| 71 | dal | branch | noun | Ağaçta bir dal kırıldı. |
| 72 | mağara | cave | noun | Dağın içinde bir mağara var. |
| 73 | vadi | valley | noun | Dağların arasında güzel bir vadi var. |
| 74 | kurbağa | frog | noun | Bahçede bir kurbağa zıplıyordu. |
| 75 | galaksi | galaxy | noun | Evrenin en büyük galaksilerinden biri Samanyolu'dur. |
| 76 | sıçan | rat | noun | Bahçede bir sıçan gördüm, çok korktum. |
| 77 | balina | whale | noun | Okyanusta bir balina yüzdüğünü gördüm. |
| 78 | gök | sky | noun | Bugün gök çok mavi. |
| 79 | kartal | eagle | noun | Gökyüzünde bir kartal uçuyor. |
| 80 | bud | bud | noun | Ağaçtaki bud yeni filizlenmeye başladı. |
| 81 | tohum | seed | noun | Bahçede yeni bitkiler yetiştirmek için tohum ekmeliyiz. |
| 82 | diken | thorn | noun | Gülün üzerinde diken vardır, dikkat etmelisin. |
| 83 | atmosfer | atmosphere | noun | Bu kafenin atmosfer çok sıcak ve samimi. |
| 84 | cüce | dwarf | noun | Bahçede bir cüce heykeli var. |
| 85 | kutup | pole | noun | Kuzey kutup bölgesinde çok soğuk. |
| 86 | boğa | bull | noun | Pazarda bir boğa gördüm. |
| 87 | kelebek | butterfly | noun | Bahçede bir kelebek uçuyordu. |
| 88 | kuzu | lamb | noun | Bahçede bir kuzu doğdu. |
| 89 | koyun | sheep | noun | Çiftlikte birçok koyun var. |
| 90 | köpekbalığı | shark | noun | Denizde bir köpekbalığı gördüm, çok korktum. |
| 91 | kaplumbağa | turtle | noun | Bahçemde bir kaplumbağa var. |
| 92 | sığır | cattle | noun | Çiftlikte birçok sığır var. |
| 93 | gil | clay | noun | Toprağın üstünde gil var. |
| 94 | uçurum | cliff | noun | Dikkat et, orada bir uçurum var! |
| 95 | yarasa | bat | noun | Gece dışarıda uçan bir yarasa gördüm. |
| 96 | kabile | tribe | noun | O kabile gelenekleri çok ilginç. |
| 97 | çekirdek | seed | noun | Karpuzun içinde çekirdek var. |
| 98 | evcil | pet | adjective | Kedim çok sevimli bir evcil hayvan. |
| 99 | karınca | ant | noun | Bahçede bir karınca yuvası buldum. |
| 100 | kaz | goose | noun | Gölün kenarında bir kaz gördüm. |
| 101 | yaban | wild | adjective | yaban hayvanları korumalıyız. |
| 102 | dikmek | to plant | verb | Bahçede çiçek dikmek için hazırlık yapıyorum. |
| 103 | bataklık | swamp | noun | Ormanda bir bataklık var. |
| 104 | köstebek | mole | noun | Bahçede bir köstebek gördüm, çok sevimliydi. |
| 105 | yıldırım | lightning | noun | Gece gökyüzünde yıldırım çaktı. |
| 106 | güvercin | pigeon | noun | Parkta bir güvercin gördüm. |
| 107 | tarla | field | noun | Köyde geniş bir tarla var. |
| 108 | parazit | parasite | noun | Bu bitkide bir parazit var, hemen tedavi etmeliyiz. |
| 109 | çim | grass | noun | Bahçedeki çim çok güzel görünüyor. |
| 110 | balıkçı | fisherman | noun | Göl kenarında bir balıkçı çalışıyor. |
| 111 | timsah | crocodile | noun | Zooloji müzesinde bir timsah sergileniyor. |
| 112 | piliç | chick | noun | Akşam yemeği için fırında bir piliç pişiriyorum. |
| 113 | tilki | fox | noun | Ormanda bir tilki gördüm. |
| 114 | ejder | dragon | noun | Masallarda sıkça karşılaştığımız bir ejder türü. |
| 115 | pençe | claw | noun | Kedinin pençe çok keskin. |
| 116 | kasırga | hurricane | noun | Geçen yıl bölgemizde büyük bir kasırga meydana geldi. |
| 117 | dinozor | dinosaur | noun | Çocuklar dinozorları çok seviyor. |
| 118 | deprem | earthquake | noun | Geçen yıl büyük bir deprem oldu. |
| 119 | yengeç | crab | noun | Plajda bir yengeç buldum. |
| 120 | sincap | squirrel | noun | Bahçede bir sincap gördüm. |
| 121 | lake | lake | noun | Ahşap masa, parlak bir lake ile kaplanmış. |
| 122 | kovan | hive | noun | Bahçede bir kovan bulduk. |
| 123 | penguen | penguin | noun | Hayvanat bahçesinde bir penguen gördüm. |
| 124 | inci | pearl | noun | O, bir inci gibi parlıyor. |
| 125 | çakal | jackal | noun | Ormanda bir çakal gördüm, çok hızlı hareket ediyordu. |
| 126 | şimşek | lightning | noun | Gece gökyüzünde bir şimşek çaktı. |
| 127 | kafes | cage | noun | Kedim, kafes içinde uyuyor. |
| 128 | horoz | rooster | noun | Bahçede bir horoz ötüyordu. |
| 129 | şahin | hawk | noun | Gözlemci, gökyüzünde bir şahin gördü. |
| 130 | kedicik | kitten | noun | Bahçede bir kedicik oynuyor. |
| 131 | asma | vine | noun | Bahçede bir asma var, çok güzel çiçek açıyor. |
| 132 | meteor | meteor | noun | Gece gökyüzünde bir meteor gördüm. |
| 133 | akıntı | flow | noun | Nehirdeki akıntı çok hızlı. |
| 134 | gökkuşağı | rainbow | noun | Yağmurdan sonra bir gökkuşağı belirdi. |
| 135 | yunus | dolphin | noun | Denizde bir yunus yüzüyor, çok sevimli. |
| 136 | kıta | continent | noun | Dünya üzerinde yedi kıta vardır. |
| 137 | deve | camel | noun | Çöl yolculuğunda bir deve kullanmalıyız. |
| 138 | odun | wood | noun | Kışın ısınmak için evde odun yakıyoruz. |
| 139 | karga | crow | noun | Bahçede bir karga sesi duyuyorum. |
| 140 | sürüngen | reptile | noun | Bahçede bir sürüngen gördüm. |
| 141 | öküz | ox | noun | Tarlada bir öküz çalışıyor. |
| 142 | goril | gorilla | noun | Hayvanat bahçesinde bir goril gördüm. |
| 143 | baykuş | owl | noun | Gece baykuş sesi duyuldu. |
| 144 | akbaba | vulture | noun | akbaba gökyüzünde süzülüyordu. |
| 145 | kıvılcım | spark | noun | Bir kıvılcım ateşi başlatabilir. |
| 146 | çoban | shepherd | noun | Dağda bir çoban koyunlarıyla dolaşıyor. |
| 147 | çalı | bush | noun | Bahçede bir çalı var, çok güzel. |
| 148 | rakun | raccoon | noun | Bahçede bir rakun gördüm. |
| 149 | kertenkele | lizard | noun | Bahçede bir kertenkele gördüm, çok hızlı hareket ediyordu. |
| 150 | panda | panda | noun | Hayvanat bahçesinde bir panda var. |
Some basic familiarity helps, since the example sentences show words in context, but the list itself focuses on vocabulary. You can start typing answers for nouns like deniz, orman, and kuş at around an A2 level and pick up suffix patterns as you go.
Each word comes with an example sentence and is reviewed through spaced repetition, so instead of cramming ay, güneş, and dağ all at once, you type them from memory at increasing intervals, which is what moves words into long-term memory.
Yes. Ay (moon) and ayı (bear) differ by only one letter but mean very different things, and kurt (wolf) is easy to blur with köpek (dog), so it is worth reviewing these pairs deliberately.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary
Free forever · No card · No password