This list gathers the Turkish words you'll meet most often when talking about school, studying, and learning itself -- from okul and sınıf to ders, ödev, and sınav. Each entry comes with an English translation and an example sentence, so you see the word doing its job in context rather than sitting alone in a list.
On Vocab Voyage you practise by typing the Turkish word for an English prompt, with spaced repetition bringing words back just before you'd forget them. Sign up with an email only (no card, no password) and build this school vocabulary a few minutes a day.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | öğrenmek | to learn | verb | Yeni bir dil öğrenmek çok eğlenceli. |
| 2 | yazmak | to write | verb | Bugün bir mektup yazmak istiyorum. |
| 3 | ders | lesson | noun | Bugün matematik ders var, hazırlıklı olmalısın. |
| 4 | okumak | to read | verb | Her gün kitap okumak faydalıdır. |
| 5 | kitap | book | noun | Masada bir kitap duruyor. |
| 6 | okul | school | noun | okul çok kalabalık. |
| 7 | sınıf | class | noun | Bugün sınıfta yeni bir konu öğreniyoruz. |
| 8 | öğrenci | student | noun | Okulda yeni bir öğrenci kaydoldu. |
| 9 | araştırma | research | noun | Bu konuda bir araştırma yapmalıyız. |
| 10 | üniversite | university | noun | O, en iyi üniversitede eğitim alıyor. |
| 11 | öğretmek | to teach | verb | Öğretmenler, öğrencilere bilgi öğretmek için buradalar. |
| 12 | bilim | science | noun | bilim insanlığın gelişiminde önemli bir rol oynar. |
| 13 | öğretmen | teacher | noun | Okulda en sevdiğim öğretmen çok sabırlıdır. |
| 14 | eğitim | education | noun | İyi bir eğitim almak, gelecekteki başarı için önemlidir. |
| 15 | laboratuvar | laboratory | noun | Deneyler için bir laboratuvar kurmalıyız. |
| 16 | defter | notebook | noun | Bu defter çok önemli notlar içeriyor. |
| 17 | sınav | exam | noun | Yarın önemli bir sınav var. |
| 18 | lise | high school | noun | O, lise mezunu ve üniversiteye gidecek. |
| 19 | hoca | teacher | noun | Matematik hoca çok iyi bir öğretmendir. |
| 20 | mezun | graduate | noun | Okuldan mezun oldum ve yeni bir hayata başladım. |
| 21 | ödev | homework | noun | Bugün ödevimi bitirmem lazım. |
| 22 | deney | experiment | noun | Bilim deney çok ilginçti. |
| 23 | okuma | reading | noun | Her gün okuma yaparak kendimi geliştiriyorum. |
| 24 | matematik | mathematics | noun | Okulda matematik dersini seviyorum. |
| 25 | dinleme | listening | noun | Müzik dinleme saatlerce sürebilir. |
| 26 | bilimsel | scientific | adjective | Araştırmalar bilimsel bir temele dayanıyor. |
| 27 | cümle | sentence | noun | Bu cümle çok uzun, daha kısa yazmalısın. |
| 28 | fizik | physics | noun | Okulda fizik dersini çok seviyorum. |
| 29 | mezuniyet | graduation | noun | Bugün benim mezuniyet günüm, çok heyecanlıyım. |
| 30 | okuyabilmek | to be able to read | verb | Kitapları okuyabilmek için gözlük takmalıyım. |
| 31 | fakülte | faculty | noun | Üniversitedeki fakülte çok büyük. |
| 32 | kütüphane | library | noun | Okulda büyük bir kütüphane var, orada birçok kitap bulabilirsin. |
| 33 | akademi | academy | noun | Yeni bir akademi kuruldu. |
| 34 | bilgin | scholar | noun | O, çok iyi bir bilgindir. |
| 35 | kolej | college | noun | O, bir kolejde eğitim alıyor. |
| 36 | eğitimli | educated | adjective | O, çok eğitimli bir profesyonel. |
| 37 | öğrenen | learner | noun | O, çok meraklı bir öğrenen. |
| 38 | kurs | course | noun | Yazın bir dil kurs almayı düşünüyorum. |
| 39 | kimya | chemistry | noun | Okulda kimya dersini çok seviyorum. |
| 40 | öğretmenlik | teaching | noun | O, öğretmenlik mesleğini çok seviyor. |
| 41 | psikoloji | psychology | noun | psikoloji dersinde insan davranışlarını öğreniyoruz. |
| 42 | fen | science | noun | Okulda fen dersini seviyorum. |
| 43 | öğren | to learn | verb | Yeni bir dil öğren her zaman faydalıdır. |
| 44 | enstitü | institute | noun | Bu enstitü bilimsel araştırmalar yapmaktadır. |
| 45 | tez | thesis | noun | Öğrencinin tez çok ilginç bir konuyu ele alıyor. |
| 46 | kampüs | campus | noun | Üniversitenin kampüs çok güzel. |
| 47 | eğitmen | instructor | noun | Yeni eğitmen dersleri vermeye başladı. |
| 48 | biyoloji | biology | noun | Üniversitede biyoloji dersleri alıyorum. |
| 49 | akademik | academic | adjective | O, akademik kariyerine devam etmek istiyor. |
| 50 | klas | class | noun | Bu klas kitaplar, edebiyat dersinde kullanılıyor. |
| 51 | okuyamamak | to be unable to read | verb | Bazı insanlar okuyamamak için zorlanıyor. |
| 52 | ortaokul | middle school | noun | Ben ortaokul yıllarımda çok kitap okudum. |
| 53 | staj | internship | noun | Bu yaz bir şirkette staj yapacağım. |
| 54 | seminer | seminar | noun | Bugün bir seminer düzenlenecek. |
| 55 | öğretim | teaching | noun | Üniversitede öğretim yöntemleri değişiyor. |
| 56 | anaokulu | kindergarten | noun | Çocuklar anaokulu eğitimi alıyor. |
| 57 | kütüphaneci | librarian | noun | kütüphaneci kitapları düzenlemekle çok meşguldü. |
| 58 | eğitilmiş | trained | adjective | O, çok iyi bir eğitilmiş köpek. |
| 59 | okuyucu | reader | noun | Yeni kitabım için bir okuyucu bulmalıyım. |
| 60 | teneffüs | break | noun | Okulda teneffüs zamanı çok eğlenceli. |
| 61 | öğrenim | education | noun | Yüksek öğrenim sürecim çok keyifli geçti. |
| 62 | coğrafya | geography | noun | Okulda coğrafya dersini çok seviyorum. |
| 63 | tahsil | education | noun | Onun tahsil durumu oldukça iyi. |
| 64 | eğitici | educational | adjective | Bu oyun çocuklar için eğitici bir deneyim sunuyor. |
| 65 | oku | to read | verb | Kitapları oku çok eğlencelidir. |
| 66 | öğrenebilmek | to be able to learn | verb | Yeni bir dil öğrenebilmek için çok çalışmalısın. |
| 67 | ilkokul | primary school | noun | Çocuklar ilkokul eğitimine başlıyor. |
| 68 | sözlük | dictionary | noun | Yeni bir sözlük almak istiyorum. |
| 69 | astronomi | astronomy | noun | astronomi dersinde yıldızları öğreniyoruz. |
| 70 | müdire | female principal | noun | Okulun müdire toplantıya katıldı. |
| 71 | kompozisyon | composition | noun | Öğrenciler, kompozisyon yazma ödevi aldılar. |
| 72 | sömestr | semester | noun | Okulda sömestr tatili başladı. |
| 73 | matematikçi | mathematician | noun | O, en iyi matematikçi olarak tanınan bir bilim insanıdır. |
| 74 | geometri | geometry | noun | Matematik dersinde geometri konusunu işliyoruz. |
| 75 | cebir | algebra | noun | Matematik dersinde cebir öğreniyoruz. |
| 76 | uygulamalı | applied | adjective | Bu ders uygulamalı bir eğitim sunuyor. |
| 77 | arkeoloji | archaeology | noun | arkeoloji alanında çalışmak istiyorum. |
| 78 | arkeolog | archaeologist | noun | arkeolog eski kalıntıları araştırıyor. |
| 79 | antropoloji | anthropology | noun | Üniversitede antropoloji dersleri alıyorum. |
| 80 | ezberlemek | to memorize | verb | Bu şarkıyı ezberlemek çok zor. |
| 81 | dikte | dictation | noun | Öğretmen, metni dikte ettiriyor. |
| 82 | nöroloji | neurology | noun | O, nöroloji alanında uzmanlaşmış bir doktordur. |
| 83 | kreş | nursery | noun | Çocuklar için bir kreş açıldı. |
| 84 | eğitilmek | to be trained | verb | Çocukların iyi eğitilmek gerektiğini düşünüyorum. |
| 85 | diplomam | my diploma | noun | Üniversite diplomamı masanın üzerinde duruyor. |
| 86 | kitaplarla | with books | noun | Odayı kitaplarla düzenlemek zorundayım. |
| 87 | kampüsteki | on campus | adjective | kampüsteki etkinlikler her zaman ilgi çekicidir. |
| 88 | alfabe | alphabet | noun | Türkçe alfabe 29 harften oluşur. |
| 89 | tarihçi | historian | noun | Ünlü bir tarihçi kitabını yazdı. |
| 90 | jeoloji | geology | noun | Üniversitede jeoloji dersleri alıyorum. |
Both mean teacher. Öğretmen is the standard, neutral word for a schoolteacher, while hoca is a more respectful term, often used for university lecturers or when addressing a teacher directly.
Öğrenmek, yazmak, okumak and öğretmek are verb infinitives, and -mek/-mak is simply how Turkish marks the base form of a verb, with the choice set by vowel harmony. Nouns such as ders and kitap have no such ending.
They are related but not identical: okumak is the verb to read, while okuma is the noun reading, formed by replacing -mak with -ma. Learning them side by side makes both easier to remember.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary
Free forever · No card · No password