Words for family and people are among the first vocabulary any Turkish learner needs, and they come up constantly in daily conversation, from introducing your aile (family) to describing an ilişki (relationship). This themed list covers core terms for people, roles, and relationships, from anne (mother) and baba (father) to broader words like insan (person) and halk (people), each with a short example sentence so you can see the word in context.
Vocab Voyage turns this list into flashcards that use spaced repetition: you see an English prompt, type the Turkish word, and the app schedules reviews so the words you find hard come back more often. Accents are forgiven, so you can focus on the vocabulary itself rather than on typing ı, ş, or ğ perfectly. Sign-up is free with just an email, and no card is required.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | adam | man | noun | O adam çok iyi bir arkadaş. |
| 2 | bay | gentleman | noun | O bay çok nazik birisi. |
| 3 | anne | mother | noun | anne yemek yapmayı çok sever. |
| 4 | insan | person | noun | Her insan farklıdır. |
| 5 | bayan | lady | noun | bayan çok nazik bir kişidir. |
| 6 | baba | father | noun | baba evde yok. |
| 7 | erkek | man | noun | Bahçede bir erkek kedi var. |
| 8 | aile | family | noun | Benim aile çok kalabalık. |
| 9 | kadın | woman | noun | O kadın çok güçlü bir liderdir. |
| 10 | sahip | owner | noun | O, bir kedinin sahip. |
| 11 | bebek | baby | noun | Yeni doğan bebek çok tatlı. |
| 12 | sevgili | beloved | noun | Onun sevgili çok nazik. |
| 13 | kişi | person | noun | O kişi çok akıllı. |
| 14 | kız | girl | noun | O, çok güzel bir kız. |
| 15 | oğul | son | noun | Onun bir oğul var. |
| 16 | evlenmek | to marry | verb | Onlar yazın evlenmek istiyorlar. |
| 17 | ilişki | relationship | noun | Onların arasında bir ilişki var. |
| 18 | gelin | bride | noun | Düğün günü, gelin çok güzel görünüyordu. |
| 19 | ana | mother | noun | O, evin ana sorumlusudur. |
| 20 | amca | uncle | noun | Benim amcam çok komik. |
| 21 | halk | people | noun | halk bu konuda bilgilendirilmeli. |
| 22 | hanımefendi | lady | noun | O hanımefendi çok nazik ve yardımseverdir. |
| 23 | ad | name | noun | Onun adı çok güzel. |
| 24 | hanım | lady | noun | O, çok nazik bir hanım. |
| 25 | evlilik | marriage | noun | Onların evlilik yıl dönümü kutlanacak. |
| 26 | düğün | wedding | noun | Arkadaşımın düğün tarihi belli oldu. |
| 27 | ahbap | friend | noun | Eski ahbap ile buluşmak çok keyifliydi. |
| 28 | peder | father | noun | peder evde yok, dışarıda. |
| 29 | kraliçe | queen | noun | Masalda bir kraliçe vardı. |
| 30 | abi | brother | noun | O, benim en yakın abi. |
| 31 | eş | spouse | noun | Onunla birlikte bir eş arıyoruz. |
| 32 | büyükanne | grandmother | noun | Benim büyükanne çok iyi yemek yapar. |
| 33 | evli | married | adjective | Ali, çok mutlu bir evli adamdır. |
| 34 | misafir | guest | noun | Bugün evde bir misafir var. |
| 35 | tanıdık | acquaintance | noun | Onunla bir tanıdık var mı? |
| 36 | prens | prince | noun | Masalda bir prens vardı. |
| 37 | teyze | aunt | noun | Benim teyze çok iyi bir aşçıdır. |
| 38 | komşu | neighbor | noun | Yeni komşu çok dost canlısı. |
| 39 | büyükbaba | grandfather | noun | Benim büyükbaba çok ilginç hikayeleri var. |
| 40 | dede | grandfather | noun | Benim dede çok bilge bir insandır. |
| 41 | kuzen | cousin | noun | Yaz tatilinde kuzen ile çok eğlendim. |
| 42 | ihtiyar | elder | noun | O ihtiyar çok bilge bir insandır. |
| 43 | arkadaşlık | friendship | noun | Gerçek arkadaşlık zor bulunur. |
| 44 | konuk | guest | noun | Bu akşam evde bir konuk var. |
| 45 | nişanlı | fiancé | noun | O, benim nişanlım. |
| 46 | evlenme | marriage | noun | Onların evlenme tarihi belli oldu. |
| 47 | abla | sister | noun | Küçük kardeşim, abla bana yardım etti. |
| 48 | leydi | lady | noun | O, çok zarif bir leydi gibi görünüyor. |
| 49 | kanka | buddy | noun | O benim en iyi kanka, her zaman yanımda. |
| 50 | üvey | step- | adjective | Onun üvey kardeşi çok tatlı. |
| 51 | hatun | lady | noun | O hatun çok nazik bir insandır. |
| 52 | torun | grandchild | noun | Büyükannem, torunlarını çok seviyor. |
| 53 | delikanlı | young man | noun | O, çok cesur bir delikanlı olarak tanınıyor. |
| 54 | yoldaş | comrade | noun | Savaşta en iyi yoldaş ile birlikteydim. |
| 55 | akraba | relative | noun | Bayramda tüm akraba bir araya geldi. |
| 56 | ebeveyn | parent | noun | Her ebeveyn çocuğuna iyi bir eğitim vermek ister. |
| 57 | ata | ancestor | noun | O, büyük bir ata olarak bilinir. |
| 58 | soyadı | surname | noun | Onun soyadı çok ilginç bir hikaye taşıyor. |
| 59 | ikiz | twin | noun | O, bir ikiz kardeşe sahip. |
| 60 | nişan | engagement | noun | Arkadaşımın nişan töreni bu hafta sonu. |
| 61 | anneciğim | my dear mother | noun | anneciğim çok sevdiğim bir insandır. |
| 62 | dayı | uncle | noun | Benim dayı çok komik biridir. |
| 63 | kuzenim | my cousin | noun | Bugün kuzenim bizimle gelecek. |
| 64 | soy | lineage | noun | Onun soy ağacı çok ilginç bilgiler içeriyor. |
| 65 | birader | brother | noun | O benim en yakın birader. |
| 66 | damat | groom | noun | Kız kardeşimin damatı çok nazik. |
| 67 | yetiştirmek | to raise | verb | Bahçemde sebze yetiştirmek istiyorum. |
| 68 | nine | grandmother | noun | Benim nine çok tatlıdır. |
| 69 | babalık | fatherhood | noun | Onun babalık yetenekleri çok iyidir. |
| 70 | evlatlık | adopted child | noun | Onu evlatlık almak için başvuruda bulunduk. |
| 71 | dostluk | friendship | noun | Gerçek dostluk zor zamanlarda belli olur. |
| 72 | bekar | single | adjective | O, hala bekar bir adam. |
| 73 | varis | heir | noun | Ailedeki varisler mirası devralacak. |
| 74 | kardeşlik | brotherhood | noun | Toplumda kardeşlik duygusu çok önemlidir. |
| 75 | yetim | orphan | noun | O, küçük yaşta yetim kaldı. |
| 76 | insanoğlu | mankind | noun | insanoğlu her zaman yeni şeyler öğrenmeye çalışır. |
| 77 | hala | aunt | noun | O, benim hala çok sevdiğim bir akrabam. |
| 78 | tanem | my dear | noun | Sen benim tanem sin, çok değerlisin. |
| 79 | dadı | nanny | noun | Çocuklar için iyi bir dadı bulmalıyız. |
| 80 | paten | skate | noun | Kışın paten kaymayı çok severim. |
| 81 | şahıs | person | noun | Her şahıs kendi hikayesini yazar. |
| 82 | birey | individual | noun | Her birey kendi kararlarını vermelidir. |
| 83 | yenge | aunt | noun | Ailemdeki yenge çok sevdiğim bir insandır. |
| 84 | annelik | motherhood | noun | annelik çok özel bir deneyimdir. |
| 85 | acılı | painful | adjective | O, acılı bir hikaye anlattı. |
| 86 | atalar | our ancestors | noun | Bizim atalar geçmişte çok önemli savaşlar vermiş. |
| 87 | kızkardeş | sister | noun | Benim bir kızkardeş var, çok iyi anlaşıyoruz. |
| 88 | doğumgünü | birthday | noun | Bugün benim doğumgünü, arkadaşlarım için özel bir gün. |
| 89 | veliaht | heir | noun | Krallığın veliahtı çok genç. |
| 90 | anneanne | maternal grandmother | noun | Benim anneanne çok tatlıdır. |
| 91 | nişanlanmak | to get engaged | verb | Onlar bu yaz nişanlanmak istiyorlar. |
| 92 | sağdıç | best man | noun | Düğün sırasında sağdıç gelinle damadın yanındaydı. |
| 93 | veli | guardian | noun | Toplantıya her veli katılmak zorunda. |
| 94 | ailevi | familial | adjective | Bu sorun ailevi bir mesele. |
| 95 | enişte | brother-in-law | noun | Onun enişte çok iyi bir adamdır. |
| 96 | kens | kin | noun | Bahçede birkaç kens var. |
| 97 | annecik | dear mother | noun | Küçük çocuk, annecikine sarıldı. |
| 98 | bebe | baby | noun | Onun bebe çok tatlı ve sevimli. |
| 99 | çocuklu | with children | adjective | Onun çok sevimli bir çocuklu evi var. |
| 100 | ebeveynlik | parenting | noun | ebeveynlik sorumluluk gerektiren bir görevdir. |
| 101 | nedime | bridesmaid | noun | Düğünümdeki nedime çok yardımcı oldu. |
| 102 | öksüz | orphaned | adjective | O çocuk öksüz ve yardıma ihtiyacı var. |
| 103 | teyzem | my aunt | noun | teyzem bu yaz bizimle tatile gelecek. |
| 104 | ailecek | as a family | adverb | Bu yaz tatilini ailecek deniz kenarında geçireceğiz. |
| 105 | kimsesiz | orphan | adjective | O, sokakta yaşayan bir kimsesiz çocuktu. |
| 106 | babasız | fatherless | adjective | O, babasız büyümüş bir çocuk. |
| 107 | babamız | our father | noun | babamız her yaz bize tatil alır. |
| 108 | babaanne | grandmother | noun | Benim babaanne çok iyi yemek yapar. |
| 109 | kocakarı | old woman | noun | O, köydeki en bilge kocakarıdır. |
| 110 | bacı | sister | noun | O, benim bacı gibi. |
| 111 | yetimhane | orphanage | noun | O, bir yetimhane da büyüdü. |
| 112 | valide | mother | noun | Onun valide çok nazik bir kadındır. |
| 113 | görücü | suitor | noun | Aileler, çocukları için uygun bir görücü bulmaya çalışıyor. |
| 114 | çoluk | children | noun | Parkta çoluk çocuklar oynuyor. |
| 115 | nikah | marriage | noun | Bugün, arkadaşımın nikah törenine gideceğim. |
| 116 | inanan | believers | noun | O, her zaman inanan bir insan olmuştur. |
| 117 | karı-koca | husband and wife | noun | Onlar çok mutlu bir karı-koca. |
| 118 | kulu | servant | noun | Köyde bir kulu var. |
| 119 | kedim | my cat | noun | kedim çok oyuncu ve sevimli. |
| 120 | kayınbirader | brother-in-law | noun | Benim kayınbirader çok iyi bir insandır. |
| 121 | baba-oğul | father-son | noun | Onların ilişkisi bir baba-oğul gibi çok güçlüydü. |
| 122 | annesiz | motherless | adjective | O, annesiz büyümek zorunda kaldı. |
| 123 | herşeyim | my everything | noun | Ailem benim herşeyim, onlar için her şeyi yaparım. |
| 124 | vasi | guardian | noun | Çocukların vasi olarak atanması gerekiyor. |
| 125 | sahibe | owner (female) | noun | Kedinin sahibe çok sevgi dolu. |
| 126 | veled | offspring | noun | O, bir veled olarak çok yetenekli. |
Kadın is the standard, neutral word for woman in everyday speech. Bayan is a more formal alternative, while hanım is a polite term typically used after a first name; hanımefendi is a courteous form of address. Check the example sentences in the list to see each one in use.
Both are translated as mother, but they are not used the same way: anne is the everyday word learners will use in conversation, while ana turns up in more formal or set expressions. Reading the example sentence for each helps you notice the difference in tone.
Sign up free with just an email, then work through the flashcards for words like aile (family), kişi (person), and evlenmek (to marry) on the spaced repetition schedule. Typing the Turkish word yourself, rather than only reading it, and saying the example sentence aloud will help these frequent terms stick.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary
Free forever · No card · No password