Turkish Health & the Body Vocabulary

Talking about health and the body means mastering a small set of high-frequency nouns and verbs that come up constantly in everyday Turkish, from a doctor's visit to describing how you slept. This list covers the core vocabulary: body parts like göz (eye), el (hand) and kafa (head), alongside practical words such as doktor (doctor), hastane (hospital) and ilaç (medicine).

You'll also pick up essential verbs like uyumak (to sleep), uyanmak (to wake up) and ölmek (to die), plus common nouns such as sinir (nerve), tedavi (treatment) and hastalık (disease). Learning them as a themed group, rather than piecemeal, makes it much easier to build sentences about symptoms, routines and the body.

Start Learning Turkish Free

Free forever · No card · No password

Turkish Health & the Body Vocabulary: the list

#TurkishEnglishTypeExample
1 göz eye noun Onun gözleri çok güzel.
2 el hand noun Onun eli çok soğuk.
3 ölmek to die verb Hayvanların doğal yaşam döngüsü içinde ölmek de vardır.
4 doktor doctor noun Hastanede çalışan doktor çok deneyimli.
5 kafa head noun Düşüncelerimi toparlamak için biraz kafa dinlendirmeliyim.
6 kan blood noun Vücudumuzda kan dolaşır.
7 ölüm death noun ölüm hayatın bir gerçeğidir.
8 ayak foot noun Ayağımda bir ayak var.
9 uyumak to sleep verb Gece geç saatlere kadar uyumak istemiyorum.
10 kulak ear noun Kedinin kulak çok hassas.
11 nefes breath noun Derin bir nefes al ve rahatla.
12 beyin brain noun İyi bir beyin her zaman önemlidir.
13 parmak finger noun Elimdeki parmak yaralandı.
14 uyanmak to wake up verb Sabah erken uyanmak zorundayım.
15 uyuşturucu drugs noun
16 ağız mouth noun Kedinin ağızı çok küçüktür.
17 kol arm noun Onun kolu çok güçlü.
18 vücut body noun Spor yapmak vücut sağlıklıdır.
19 ilaç medicine noun Doktor bana bu ilaç verdi.
20 hastane hospital noun O, hastane de tedavi ediliyor.
21 tedavi treatment noun Hastanın tedavi süreci başladı.
22 diş tooth noun
23 hastalık disease noun Bu hastalık çok yaygın bir sorun.
24 ameliyat surgery noun O ameliyat geçirdi ve şimdi iyi.
25 sinir nerve noun Onunla konuşmak bazen sinir bozuyor.
26 tıp medicine noun tıp alanında çalışmak istiyorum.
27 ten skin noun Yazın güneş altında kalınca tenim bronzlaşır.
28 burun nose noun Soğuk havalarda burun üşüyebilir, dikkat etmelisin.
29 sağlık health noun Düzenli spor yapmak sağlık için faydalıdır.
30 beden body noun Spor yapmak sağlıklı bir beden için önemlidir.
31 yara wound noun Düşerken dizimde bir yara oluştu.
32 hamile pregnant adjective Kedim hamile ve çok tatlı.
33 göğüs chest noun O, spor yaparken göğüs kaslarını güçlendirdi.
34 kemik bone noun Köpeğim, bahçede bir kemik buldu.
35 uyku sleep noun Gece iyi bir uyku almak önemlidir.
36 acı pain noun Bu yemek çok acı, dikkat et!
37 boyun neck noun Onun boyun ağrıyor, doktora gitmeli.
38 mide stomach noun Yemek sonrası mide ağrımaya başladı.
39 hemşire nurse noun Hastanede çalışan bir hemşire ile konuştum.
40 ağrı pain noun Başımda çok şiddetli bir ağrı var.
41 duyabilmek to be able to hear verb Onun sesini uzaktan duyabilmek zor.
42 sigorta insurance noun Evde yangın sigorta yaptırmayı unuttum.
43 yaralı injured adjective O, kaza sırasında yaralı oldu.
44 diz knee noun Oyun oynarken dizim ağrıdı.
45 sağlıklı healthy adjective Dengeli beslenmek sağlıklı yaşam için önemlidir.
46 kanser cancer noun kanser hastalığına karşı dikkatli olmalıyız.
47 fiziksel physical adjective Bu fiziksel aktivite sağlıklı.
48 yaralanmak to be injured verb Spor yaparken yaralanmak istemiyorum.
49 açlık hunger noun Uzun süre yemek yememek insanı açlık hissine sokar.
50 yorulmak to get tired verb Çok çalıştım, artık yorulmak istiyorum.
51 ağrımak to hurt verb Dişim ağrımak başladı, doktora gitmeliyim.
52 ölümcül deadly adjective Bu hastalık ölümcül olabilir, dikkatli ol.
53 incitmek to hurt verb Kimseyi incitmek istemiyorum, dikkatli olmalıyım.
54 zehir poison noun Bu bitki zehir içeriyor, dikkat et!
55 yorgun tired adjective Bugün çok çalıştım, yorgun hissediyorum.
56 kanama bleeding noun O, kanama durdurulması için hastaneye gitti.
57 düzelmek to get better verb Her şeyin düzelmek için zamana ihtiyacı var.
58 basınç pressure noun Su basınç altında artar.
59 teşhis diagnosis noun Doktor, hastalığın teşhis koydu.
60 koruyucu protective adjective Güneşten korunmak için koruyucu krem sürmelisin.
61 mutfak kitchen noun Evdeki en sevdiğim yer mutfak.
62 bakım care noun Arabanın bakım yapılması gerekiyor.
63 belirti symptom noun Hastalıkların ilk belirtileri genellikle hafif olur.
64 iyileşmek to heal verb Hastalıktan sonra iyileşmek için zamana ihtiyacım var.
65 oksijen oxygen noun Yaşam için gerekli olan oksijen havada bulunur.
66 omuz shoulder noun Sırtımda ağır bir çanta var, omuz ağrıyor.
67 yutmak to swallow verb İlaçları su ile yutmak gerekiyor.
68 travma trauma noun Geçirdiği kaza sonrası büyük bir travma yaşadı.
69 yıkamak to wash verb Ellerimizi her gün yıkamak önemlidir.
70 yürek heart noun O, büyük bir yürek ile konuştu.
71 nabız pulse noun Doktor, hastanın nabız kontrol etti.
72 klinik clinic noun Hastalar için yeni bir klinik açıldı.
73 hiss feeling noun Bu müzik bana güzel bir hiss veriyor.
74 masaj massage noun Bir masaj yaptırmak rahatlatıcı olabilir.
75 yaşayamamak to not be able to live verb Bazen yalnızlığı yaşayamamak zor.
76 sersem dizzy adjective Uykusuz kaldım, çok sersem hissediyorum.
77 kusmak to vomit verb Hastalandım, bu yüzden kusmak zorundayım.
78 bozukluk disorder noun Bu makinede bir bozukluk var.
79 meme breast noun Kedim, yumuşak bir meme ile oynuyor.
80 doğurmak to give birth verb Kedim bu gece doğurmak üzere.
81 muayene examination noun Doktor, her yıl düzenli bir muayene öneriyor.
82 muamele treatment noun Ona iyi bir muamele yapmalısın.
83 damar vein noun Vücudumuzda birçok damar bulunur.
84 kafatası skull noun Arkeologlar eski bir kafatası buldu.
85 acıtmak to hurt verb Bazen doğruyu söylemek acıtmak zor olabilir.
86 radyasyon radiation noun Uzun süre radyasyon maruziyeti sağlığa zararlıdır.
87 rahatsızlık discomfort noun O, başında bir rahatsızlık hissediyor.
88 terapi therapy noun Zihinsel sağlık için terapi önemlidir.
89 felç paralysis noun O, bir felç geçirdi ve tedavi görüyor.
90 alerji allergy noun Kedilere karşı alerji mısın?
91 tümör tumor noun Doktor, tümör hakkında bilgi verdi.
92 doku tissue noun Bu kumaşın doku çok yumuşak.
93 egzersiz exercise noun Her gün egzersiz yapmak sağlığımız için önemlidir.
94 enfeksiyon infection noun Bu hastalık bir enfeksiyon nedeniyle yayılıyor.
95 rahatlatmak to relax verb Müzik dinlemek beni rahatlatmak için iyi bir yol.
96 üşümek to feel cold verb Kışın dışarıda üşümek zor.
97 kalça hip noun Sakatlandım ve kalça ağrımaya başladı.
98 iyileştirmek to heal verb Doktor, hastayı iyileştirmek için çalışıyor.
99 yaralar wounds noun Düşünce, kalbimde yaralar açtı.
100 böbrek kidney noun Doktor, böbrek sağlığım için önemli olduğunu söyledi.
101 göbek belly noun Onun göbek çok tatlı.
102 kötüleşmek to worsen verb Hava durumu kötüleşmek üzere.
103 salgın epidemic noun Bu yıl bir salgın nedeniyle okullar kapandı.
104 acımak to hurt verb Hayvanlara acımak gerekir.
105 solunum respiration noun İyi bir solunum sağlıklı yaşam için önemlidir.
106 soluk breath noun O soluk alırken zorlandı.
107 grip flu noun Kışın grip olmak çok yaygındır.
108 zihinsel mental adjective Düzenli egzersiz zihinsel sağlığı artırır.
109 güçsüz weak adjective Hastalık onu güçsüz bıraktı.
110 ciğer lung noun Balık ciğer sağlıklı bir besindir.
111 karaciğer liver noun Vücudumuzda önemli bir karaciğer var.
112 ruhsal psychological adjective Meditasyon ruhsal sağlığıma iyi geliyor.
113 tansiyon blood pressure noun Doktorum tansiyonumu kontrol etti.
114 serum serum noun Doktor, hastaya bir serum verdi.
115 susamak to be thirsty verb Uzun yürüyüşten sonra çok susamak hissediyorum.
116 koma coma noun Hastanede bir hasta uzun süre koma içinde kaldı.
117 yiyememek to not be able to eat verb Bugün çok işim var, bu yüzden öğle yemeğini yiyememek.
118 boğmak to choke verb Denizde dalgalar beni boğmak üzereydi.
119 rehabilitasyon rehabilitation noun Kaza geçirenler için rehabilitasyon merkezi açıldı.
120 beslenmek to be fed verb Hayvanların iyi beslenmek için bakılması gerekir.
121 eziyet torture noun Bu iş bana eziyet gibi geliyor.
122 hamilelik pregnancy noun Onun hamilelik süreci çok güzel geçiyor.
123 kanamak to bleed verb Yaralı, hemen kanamak başladı.
124 beslenme nutrition noun Sağlıklı beslenme çok önemlidir.
125 ameliyathane operating room noun Hastanede ameliyathane çok yoğundu.
126 duyamamak to not hear verb Bazı sesleri duyamamak beni üzüyor.
127 acıtırmak to hurt verb Bu hareketi yaparken kendini acıtırmak istemiyorum.
128 akciğer lung noun Sigara içmek, akciğer sağlığını olumsuz etkiler.
129 röntgen x-ray noun Doktor, röntgen çektirmen gerektiğini söyledi.
130 karantina quarantine noun Hastalık nedeniyle karantina uygulanıyor.
131 depresyon depression noun Uzun süre depresyon geçirdim.
132 kürtaj abortion noun Bu konuda kürtaj hakkında çok tartışma var.
133 hastalanmak to get sick verb Soğuk havalarda hastalanmak istemiyorum.
134 duyma hearing noun İşitme kaybı, duyma yeteneğini etkileyebilir.
135 bulaşıcı contagious adjective Bu hastalık çok bulaşıcı ve hızlı yayılıyor.
136 takviye supplement noun Diyetime vitamin takviye ekledim.
137 sakinleştirici sedative noun Doktor, bana bir sakinleştirici yazdı.
138 sarsıntı tremor noun Deprem sırasında sarsıntı hissettik.
139 morfin morphine noun Ağrılarım için doktordan morfin reçete aldım.
140 hastalıklı sickly adjective O, çok hastalıklı bir görünümdeydi ve doktora gitmesi gerekiyordu.
141 bağırsak intestine noun Hayvanların bağırsak sistemi oldukça karmaşıktır.
142 gövde body noun Ağaçların gövde kısmı oldukça sağlamdır.
143 iyileşme healing noun Hastanın iyileşme süreci oldukça hızlı ilerliyor.
144 yaralanma injury noun Oyun sırasında ciddi bir yaralanma yaşadı.
145 bağımlılık addiction noun Teknolojiye bağımlılık günümüzde yaygın bir sorun.
146 zehirlemek to poison verb Yılanlar insanları zehirlemek için dişlerini kullanır.
147 ambulans ambulance noun Kaza sonrası ambulans hemen çağrıldı.
148 mikrop germ noun Bu yiyeceklerde mikrop olabilir, dikkatli olmalıyız.
149 halüsinasyon hallucination noun İlaçlar yüzünden halüsinasyon görmeye başladım.
150 zayıflık weakness noun Herkesin bir zayıflık noktası vardır.

Tips

Frequently asked questions

Do Turkish body-part words change with possession?

Usually, yes. Words like el (hand), göz (eye) and kol (arm) commonly take a possessive suffix in natural sentences, so it's worth practising them with different endings rather than only in the dictionary form.

Do I have to type Turkish letters exactly?

Vocab Voyage forgives missing accents when you type your answer, so a slipped diacritic won't cost you the card. Still, learn the correct spelling — words like ağız and hastalık are worth getting right on paper.

What's the best way to practise this Health & the Body list with spaced repetition?

Type the Turkish word for each English prompt in short daily sessions and let spaced repetition bring words like uyumak (to sleep), doktor (doctor) and vücut (body) back just before you'd forget them. Vocab Voyage handles the scheduling for you.

More Turkish

Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary

Start Learning Turkish Free

Free forever · No card · No password