This list covers the core Turkish words you need for shopping and clothes: verbs like giymek (to wear) and satmak (to sell), plus everyday nouns such as ayakkabı (shoe), elbise (dress), and mağaza (store). It's aimed at A2-C1 learners who already know some grammar and want practical vocabulary for markets, shops, and getting dressed.
Each word comes with an example sentence, so you see it in context rather than as an isolated translation. Read it through here, then drill it with Vocab Voyage's spaced repetition flashcards, where you type the Turkish word for an English prompt and accents are forgiven.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | satmak | to sell | verb | Eski eşyalarını satmak istiyor. |
| 2 | giymek | to wear | verb | Bugün yeni elbisemi giymek istiyorum. |
| 3 | takmak | to put on | verb | Bugün yeni bir saat takmak istiyorum. |
| 4 | kart | card | noun | Doğum günü için bir kart aldım. |
| 5 | çanta | bag | noun | Okula giden çantaımı unuttum. |
| 6 | kutu | box | noun | Masada bir kutu var. |
| 7 | elbise | dress | noun | Yeni bir elbise almak istiyorum. |
| 8 | ayakkabı | shoe | noun | Yeni ayakkabı almak için alışverişe gideceğim. |
| 9 | müşteri | customer | noun | Dükkanın müşteri sayısı her geçen gün artıyor. |
| 10 | bıçak | knife | noun | Mutfakta bir bıçak bulmalıyız. |
| 11 | kıyafet | clothes | noun | Yeni kıyafet almak istiyorum. |
| 12 | şapka | hat | noun | Güneşten korunmak için şapka takmalıyız. |
| 13 | yüzük | ring | noun | Bu yüzük annemden kalma. |
| 14 | şişe | bottle | noun | Masada bir şişe su var. |
| 15 | pazar | market | noun | Bu pazar günü alışverişe çıkacağım. |
| 16 | cep | noun | Cebimde bir cep telefon var. | |
| 17 | alışveriş | shopping | noun | Bugün alışveriş yapmak için pazara gideceğim. |
| 18 | satış | sale | noun | Dükkanın satışları her geçen gün artıyor. |
| 19 | giyinmek | to dress | verb | Dışarı çıkmadan önce iyi giyinmek lazım. |
| 20 | ceket | jacket | noun | Bu ceket bana çok yakışıyor. |
| 21 | giysi | clothing | noun | Yeni giysi almak için alışverişe çıkmalıyım. |
| 22 | gömlek | shirt | noun | Bugün yeni bir gömlek almayı düşünüyorum. |
| 23 | cüzdan | wallet | noun | cüzdanımı kaybettim, çok üzgünüm. |
| 24 | mağaza | store | noun | Yeni bir mağaza açıldı, gidip bakalım. |
| 25 | dükkan | shop | noun | Mahallede yeni bir dükkan açıldı. |
| 26 | pazarlık | bargain | noun | Markette pazarlık yapmayı unuttum. |
| 27 | kemer | belt | noun | Pantolonumu düşmemesi için bir kemer takmalıyım. |
| 28 | torba | bag | noun | Alışverişten dönerken bir torba aldım. |
| 29 | üniforma | uniform | noun | Okulda herkes üniforma giymek zorunda. |
| 30 | yaka | collar | noun | Ceketimin yaka çok güzel bir desen var. |
| 31 | jean | jeans | noun | Bugün jean pantolon giyeceğim. |
| 32 | tişört | t-shirt | noun | Bugün yeni bir tişört aldım. |
| 33 | makyaj | makeup | noun | Bugün özel bir gün, biraz makyaj yapmalıyım. |
| 34 | çorap | sock | noun | Soğuk havalarda kalın çorap giymek iyi. |
| 35 | eldiven | glove | noun | Kışın soğukta eldiven giymek önemlidir. |
| 36 | kravat | tie | noun | Bugün toplantıya kravat takmayı unuttum. |
| 37 | indirim | discount | noun | Bu mağazada büyük bir indirim var. |
| 38 | piyasa | market | noun | Bu ürün piyasada çok talep görüyor. |
| 39 | market | market | noun | Akşam yemeği için market gidiyorum. |
| 40 | etek | skirt | noun | O, güzel bir çiçek desenli etek giymiş. |
| 41 | kazak | sweater | noun | Hava soğudu, kalın bir kazak giymeliyim. |
| 42 | satılık | for sale | adjective | Bu daire satılık ve hemen taşınabilirsiniz. |
| 43 | kese | bag | noun | Para kese içinde saklanıyor. |
| 44 | kumaş | fabric | noun | Bu elbise çok kaliteli bir kumaş ile yapıldı. |
| 45 | çizme | boot | noun | Kışın çizme giymek zorundayım. |
| 46 | peruk | wig | noun | Onun peruk takması çok komik görünüyor. |
| 47 | palto | coat | noun | Kışın kalın bir palto giymelisin. |
| 48 | skor | score | noun | Maçın skor çok yüksekti, herkes şaşırdı. |
| 49 | yelek | vest | noun | Kışın soğuk günlerinde yelek giymek iyi bir fikirdir. |
| 50 | küpe | earring | noun | Yeni aldığım küpe çok güzel. |
| 51 | poşet | bag | noun | Alışverişte poşet kullanmayı unuttum. |
| 52 | giyecek | clothing | noun | Yaz için yeni giyecek almak istiyorum. |
| 53 | ruj | lipstick | noun | Bugün dışarı çıkarken ruj sürmeyi unuttum. |
| 54 | kot | denim | noun | Yeni bir kot almak istiyorum. |
| 55 | elbiseli | clothed | adjective | O, elbiseli bir şekilde geldi. |
| 56 | bilezik | bracelet | noun | Ona doğum günü için bir bilezik aldım. |
| 57 | mayo | swimsuit | noun | Plaja giderken mayo almayı unuttum. |
| 58 | gelinlik | wedding dress | noun | Düğün için çok güzel bir gelinlik seçti. |
| 59 | mont | jacket | noun | Bugün hava soğuk, bu yüzden mont giymeyi unuttum. |
| 60 | giyim | clothing | noun | Yeni giyim mağazası açıldı. |
| 61 | kupon | coupon | noun | Alışverişte kupon kullanmayı unuttum. |
| 62 | bikini | bikini | noun | Plajda yeni bir bikini giydim. |
| 63 | bileklik | bracelet | noun | Yeni aldığım bileklik çok güzel. |
| 64 | külot | panties | noun | Yeni aldığım külot çok rahat. |
| 65 | şort | shorts | noun | Yazın şort giymek rahat. |
| 66 | terzi | tailor | noun | Mahalledeki terzi çok yetenekli. |
| 67 | sütyen | bra | noun | Yeni bir sütyen almak istiyorum, bu çok rahat. |
| 68 | t-shirt | t-shirt | noun | Yazın rahat bir t-shirt giymek iyi olur. |
| 69 | avm | shopping mall | noun | Bugün alışveriş için avm gideceğiz. |
| 70 | bere | beanie | noun | Kışın bere giymek zorundayım. |
| 71 | bluz | blouse | noun | Yeni aldığım bluz çok güzel duruyor. |
| 72 | giyinik | dressed | adjective | Çocuklar giyinik oyun oynuyor. |
| 73 | denim | denim | noun | Yeni denim ceketimi giydim. |
| 74 | kaşmir | cashmere | noun | Bu atkı kaşmir bir kumaştan yapılmış. |
| 75 | indirimli | discounted | adjective | Bu ürün indirimli fiyatla satılıyor. |
| 76 | giyimli | dressed | adjective | Bugün parkta çok güzel bir giyimli insan gördüm. |
| 77 | giyinme | dressing | noun | giyinme tarzım her zaman rahat olmuştur. |
| 78 | külotlu | pantyhose | adjective | Kışın külotlu çorap giymek iyi olur. |
| 79 | jumper | jumper | noun | Bugün çok soğuk, o yüzden jumper giymeliyim. |
| 80 | eşofman | tracksuit | noun | Spor yaparken rahat bir eşofman giymek önemli. |
| 81 | süveter | sweater | noun | Kışın soğuk günlerinde süveter giymeyi severim. |
| 82 | saten | satin | noun | Elbisesi saten kumaştan yapılmış. |
| 83 | aksesuar | accessory | noun | Bu çanta, güzel bir aksesuar ile tamamlandı. |
| 84 | eşarp | scarf | noun | Bugün çok güzel bir eşarp takacağım. |
| 85 | tayt | tights | noun | Spor yaparken rahat bir tayt giymeyi seviyorum. |
| 86 | atkı | scarf | noun | Kışın soğuk günlerinde sıcak bir atkı takarım. |
| 87 | yemeni | yemeni (type of shoe) | noun | Annem, geleneksel bir yemeni ördü. |
| 88 | kıyafetli | dressed | adjective | Partiye kıyafetli insanlar geldi. |
| 89 | tanga | thong | noun | Plajda tanga giymeyi tercih etti. |
| 90 | satın | to buy | verb | Yeni bir araba satın almayı düşünüyorum. |
| 91 | papyon | bow tie | noun | Düğün için papyon takmayı planlıyorum. |
| 92 | maskara | mascara | noun | Gözlerimi vurgulamak için maskara sürdüm. |
| 93 | giydirmek | to dress | verb | Bebeği giydirmek için güzel bir elbise aldım. |
| 94 | korse | corset | noun | Bu korse belimi daha ince gösteriyor. |
| 95 | yağmurluk | raincoat | noun | Hava yağmurlu olduğu için yağmurluk giymelisin. |
| 96 | kitapçı | bookstore | noun | Yeni bir roman almak için kitapçı gittim. |
A mix of verbs (such as giymek, to wear, and satmak, to sell) and everyday nouns (such as ayakkabı, shoe, elbise, dress, and mağaza, store) that come up when shopping or talking about clothes in Turkish.
No. Turkish nouns, including çanta (bag) and ceket (jacket), have no grammatical gender, so you can learn each word without an article attached.
Use Vocab Voyage's free flashcards: you see an English prompt and type the Turkish word, and spaced repetition schedules words like alışveriş (shopping) or satış (sale) for review at growing intervals.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary
Free forever · No card · No password