This page collects the Turkish words you'll meet again and again when talking about film, music, painting, theater, and everyday culture. Whether you're describing a konser you went to, a sanatçı you admire, or a şiir you're trying to memorize, these are terms that show up in real conversations, reviews, and captions.
Each entry comes with an English translation and an example sentence, so you see the word doing real work rather than sitting alone in a list. It's built for learners from A2 through C1 who already have some grammar and want to fill the vocabulary gaps around art and culture specifically. Study it inside Vocab Voyage's flashcards, where spaced repetition brings words back right before you'd forget them and you type the Turkish word yourself instead of just recognizing it.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | film | film | noun | Bu akşam yeni bir film izlemek istiyorum. |
| 2 | müzik | music | noun | Ders çalışırken müzik dinlemeyi seviyorum. |
| 3 | resim | picture | noun | Duvarımda güzel bir resim var. |
| 4 | şarkı | song | noun | Bu şarkı çok güzel. |
| 5 | gösteri | show | noun | Bu akşam bir sanat gösteri var. |
| 6 | hikaye | story | noun | Bu kitabın hikaye çok ilginç. |
| 7 | sanat | art | noun | sanat hayatın önemli bir parçasıdır. |
| 8 | heyecanlı | exciting | adjective | Bugün çok heyecanlı bir gün geçireceğim. |
| 9 | güzellik | beauty | noun | Doğanın güzellik her yerde karşımıza çıkıyor. |
| 10 | şov | show | noun | Bu akşamki şov çok eğlenceliydi. |
| 11 | çizmek | to draw | verb | Ders sırasında resim çizmek çok eğlenceliydi. |
| 12 | moda | fashion | noun | Bu yılın moda renkleri çok canlı. |
| 13 | efsane | legend | noun | Bu hikaye, köyde bir efsane olarak anlatılır. |
| 14 | şiir | poem | noun | O, çok güzel bir şiir yazdı. |
| 15 | tiyatro | theater | noun | Bu akşam tiyatro'a gitmek istiyorum. |
| 16 | sanatçı | artist | noun | O, ünlü bir sanatçı olarak tanınıyor. |
| 17 | boya | paint | noun | Duvarları boya yapmak için malzeme aldım. |
| 18 | sihirli | magical | adjective | Bu sihirli değnek her şeyi değiştirebilir. |
| 19 | klasik | classic | adjective | Bu eser klasik müzik kategorisinde. |
| 20 | konser | concert | noun | Bu akşam bir konser var. |
| 21 | sinema | cinema | noun | Bu akşam sinema gitmek istiyorum. |
| 22 | peri | fairy | noun | Masalda bir peri vardı, herkes ona hayran kaldı. |
| 23 | korsan | pirate | noun | Denizde bir korsan gemisi görüldü. |
| 24 | sihir | magic | noun | Çocuklar sihir gösterisini çok beğendi. |
| 25 | meşhur | famous | adjective | Bu restoran çok meşhur yemekler yapıyor. |
| 26 | piyano | piano | noun | O, güzel bir piyano çalıyor. |
| 27 | kostüm | costume | noun | Parti için kostüm giymek zorundayım. |
| 28 | gelenek | tradition | noun | Bu gelenek her yıl kutlanır. |
| 29 | stüdyo | studio | noun | Sanatçı, yeni albüm için stüdyo kiraladı. |
| 30 | müze | museum | noun | Şehirdeki müze çok ilginç. |
| 31 | orijinal | original | adjective | Bu tablo, orijinal bir sanat eseridir. |
| 32 | albüm | album | noun | Yeni fotoğraflarımızı bir albüm içinde saklayalım. |
| 33 | tapınak | temple | noun | Eski tapınak kalıntıları çok ilginç. |
| 34 | heykel | statue | noun | Müzede büyük bir heykel sergileniyor. |
| 35 | din | religion | noun | Her din insanın hayatında önemli bir yer tutar. |
| 36 | aktör | actor | noun | O, en sevdiğim aktör filmlerinde oynuyor. |
| 37 | geleneksel | traditional | adjective | Bu yemek, geleneksel tariflerle yapılıyor. |
| 38 | dini | religious | adjective | Onun dini inançları çok güçlüdür. |
| 39 | kültür | culture | noun | Her ülkenin kendine özgü bir kültürü vardır. |
| 40 | masal | fairy tale | noun | Bana her gece bir masal anlatırdı. |
| 41 | büyülü | magical | adjective | O masal büyülü bir dünyada geçiyor. |
| 42 | çizim | drawing | noun | Onun yaptığı çizim çok güzel. |
| 43 | tasarım | design | noun | Yeni bir kıyafet tasarım yapmak için çalışıyorum. |
| 44 | komedi | comedy | noun | Geçen hafta izlediğim film bir komedi idi ve çok güldüm. |
| 45 | art | art | noun | Bu yıl artış fiyatları çok yükseldi. |
| 46 | trajedi | tragedy | noun | O olay bir trajedi olarak tarihe geçti. |
| 47 | tanrıça | goddess | noun | Eski mitolojide bir tanrıça çok önemliydi. |
| 48 | ressam | painter | noun | Ünlü bir ressam sergisini gezdim. |
| 49 | müzisyen | musician | noun | O, tanınmış bir müzisyen olarak biliniyor. |
| 50 | oyunculuk | acting | noun | Onun oyunculuk yeteneği herkesi etkiledi. |
| 51 | antika | antique | noun | O, çok değerli bir antika koleksiyonu yapıyor. |
| 52 | pop | pop | noun | Bu pop müzik parçası herkesin dilinde. |
| 53 | samuray | samurai | noun | Filmde bir samuray kahramanı vardı. |
| 54 | orkestra | orchestra | noun | Konserde bir orkestra çaldı. |
| 55 | drama | drama | noun | Bu yıl okulda bir drama sergileyeceğiz. |
| 56 | edebiyat | literature | noun | Türk edebiyat dersinde çok şey öğreniyoruz. |
| 57 | opera | opera | noun | Bu akşam opera izlemeye gideceğiz. |
| 58 | şair | poet | noun | O, ünlü bir şair olarak tanınır. |
| 59 | caz | jazz | noun | Bu akşam caz konserine gideceğim. |
| 60 | müzikal | musical | adjective | Bu akşam bir müzikal izlemeye gideceğiz. |
| 61 | başrol | lead role | noun | Bu filmdeki başrol çok yetenekli bir aktör. |
| 62 | sergi | exhibition | noun | Bugün şehirde bir sanat sergi var. |
| 63 | sihirbaz | magician | noun | Çocuklar, sihirbazın gösterisini izlemek için toplandı. |
| 64 | bale | ballet | noun | Kızım, bale derslerine katılmak istiyor. |
| 65 | melodi | melody | noun | Bu şarkının melodi çok güzel. |
| 66 | keman | violin | noun | O, keman çalmayı çok seviyor. |
| 67 | kurgu | fiction | noun | Bu romanın kurgu kısmı oldukça ilginç. |
| 68 | koro | choir | noun | Okulda bir koro oluşturmayı planlıyoruz. |
| 69 | belgesel | documentary | noun | Bu akşam belgesel izlemek istiyorum. |
| 70 | sanatsal | artistic | adjective | Onun sanatsal yetenekleri çok etkileyici. |
| 71 | aktris | actress | noun | O, çok yetenekli bir aktris. |
| 72 | kültürel | cultural | adjective | Bu etkinlik, kültürel mirasımızı kutlamak için düzenlendi. |
| 73 | manga | manga | noun | Çocuklar manga okumayı seviyor. |
| 74 | tango | tango | noun | Gece kulübünde tango dans etmeyi çok seviyorum. |
| 75 | galeri | gallery | noun | Sanat galerisinde birçok eser var. |
| 76 | romantizm | romanticism | noun | Edebiyatta romantizm akımı çok önemlidir. |
| 77 | anıt | monument | noun | Şehirdeki anıt her yıl ziyaret edilir. |
| 78 | blues | blues | noun | Bu akşam blues müziği dinleyeceğim. |
| 79 | komedyen | comedian | noun | O komedyen sahnede herkesi güldürdü. |
| 80 | eleştirmen | critic | noun | Bir eleştirmen olarak, eserleri değerlendiriyor. |
| 81 | portre | portrait | noun | Duvarımda bir portre asılı duruyor. |
| 82 | mit | myth | noun | Bu hikaye bir mit üzerine kurulmuş. |
| 83 | filozof | philosopher | noun | O, bir filozof olarak tanınır. |
| 84 | punk | punk | noun | Onun tarzı tamamen punk. |
| 85 | karnaval | carnival | noun | Şehirde büyük bir karnaval düzenleniyor. |
| 86 | artist | artist | noun | O, sahnede bir artist gibi performans sergiledi. |
| 87 | jazz | jazz | noun | Bu akşam bir jazz konserine gideceğim. |
| 88 | fa | fa | noun | Müzikteki fa notası çok önemlidir. |
| 89 | sergilemek | to exhibit | verb | Sanatçılar eserlerini sergilemek için toplandı. |
| 90 | boyama | painting | noun | Çocuklar boyama yapmayı çok seviyor. |
| 91 | şiirsel | poetic | adjective | Onun yazdığı metinler çok şiirsel bir dille yazılmış. |
| 92 | ritüel | ritual | noun | Bu ritüel her yıl tekrarlanır. |
| 93 | çağdaş | contemporary | adjective | Bu sanat eseri çağdaş bir tarzda. |
| 94 | edebi | literary | adjective | Onun edebi eserleri çok beğeniliyor. |
| 95 | rönesans | renaissance | noun | Sanatta bir rönesans dönemi yaşanıyor. |
| 96 | kültürlü | cultured | adjective | O, çok kültürlü bir insandır. |
| 97 | taslama | sketch | noun | Bu taslama çok ilginç bir sanat eseri. |
| 98 | teşhir | exhibition | noun | Sanat eserlerinin teşhiri büyük bir etkinlikte yapıldı. |
| 99 | dekorasyon | decoration | noun | Evin dekorasyon için yeni bir renk seçtik. |
| 100 | resimli | illustrated | adjective | Çocuklar için resimli kitaplar alacağım. |
| 101 | merasim | ceremony | noun | Düğün merasim çok güzel geçti. |
| 102 | dram | drama | noun | Bu film bir dram içeriyor. |
| 103 | soprano | soprano | noun | Konserde bir soprano şarkı söyledi, sesi harikaydı. |
| 104 | denizkızı | mermaid | noun | Çocuklar, denizkızı masallarını çok sever. |
| 105 | büyücülük | sorcery | noun | Eski kitaplarda büyücülük ile ilgili birçok hikaye var. |
| 106 | yaratıcılık | creativity | noun | Sanat, yaratıcılık ve hayal gücünü geliştirir. |
| 107 | gladyatör | gladiator | noun | Filmdeki gladyatör dövüş sahneleri çok heyecanlıydı. |
| 108 | ayin | ceremony | noun | Her yıl bu tarihte bir ayin düzenlenir. |
| 109 | şenlik | festival | noun | Köyde her yaz büyük bir şenlik yapılır. |
| 110 | fantazi | fantasy | noun | Bu kitap bir fantazi hikaye içeriyor. |
| 111 | ozan | poet | noun | ozan şiirleriyle tanınır. |
| 112 | senfoni | symphony | noun | Orkestranın çaldığı senfoni çok etkileyiciydi. |
| 113 | zarafet | elegance | noun | Onun zarafet ile yürüyüşü dikkat çekiciydi. |
| 114 | mimarlık | architecture | noun | O, üniversitede mimarlık okuyacak. |
| 115 | taki | ornament | noun | Onun taki çok güzel. |
| 116 | vahiy | revelation | noun | Kutsal kitaplarda vahiy vardır. |
| 117 | abide | monument | noun | Şehirdeki abide çok ziyaretçi alıyor. |
| 118 | düet | duet | noun | Onların düet performansı çok beğenildi. |
| 119 | karikatür | cartoon | noun | Gazetede bir karikatür gördüm, çok komikti. |
| 120 | ayet | verse | noun | Kur'an'da birçok önemli ayet bulunmaktadır. |
| 121 | güzelleşmek | to become beautiful | verb | Doğada vakit geçirerek ruhumun güzelleşmek istediğini hissediyorum. |
| 122 | namaz | prayer | noun | Her gün namaz kılmayı unutmamalıyım. |
| 123 | fotoğrafçılık | photography | noun | Hobim fotoğrafçılık ile ilgilenmek. |
| 124 | mimari | architecture | noun | Bu binanın mimari tasarımı çok ilginç. |
| 125 | şaheser | masterpiece | noun | Bu tablo gerçekten bir şaheser. |
| 126 | ahenk | harmony | noun | Müzikte ahenk çok önemlidir. |
| 127 | animasyon | animation | noun | Çocuklar için yeni bir animasyon filmi izledik. |
| 128 | destan | epic | noun | Bu kitap bir kahramanlık destan anlatıyor. |
| 129 | polisiye | detective story | noun | Bu akşam bir polisiye film izlemek istiyorum. |
| 130 | tarot | tarot | noun | O, tarot kartları ile geleceğini tahmin ediyor. |
| 131 | kroşe | crochet | noun | O, kroşe tekniğini çok iyi biliyor. |
| 132 | totem | totem | noun | Kabileler genellikle bir totem ile tanınır. |
| 133 | külkedisi | cinderella | noun | Masalda külkedisi prensi buldu. |
| 134 | besteci | composer | noun | O, ünlü bir besteci olarak tanınıyor. |
| 135 | rapçi | rapper | noun | O, en iyi rapçilerden biri olarak biliniyor. |
| 136 | kına | henna | noun | Düğün öncesi kına gecesi düzenlendi. |
| 137 | arya | aria | noun | Sanatçı, sahnede güzel bir arya söyledi. |
| 138 | oyma | carving | noun | Ahşap oyma sanatı çok eski bir gelenektir. |
| 139 | mukaddes | sacred | adjective | Bu yer, birçok insan için mukaddes bir anlam taşıyor. |
| 140 | oya | lace | noun | Annem, oya yapmayı çok sever. |
| 141 | cadılık | witchcraft | noun | Eski zamanlarda cadılık ile ilgili birçok efsane vardı. |
| 142 | harem | harem | noun | O, bir harem kültürünü araştırıyor. |
| 143 | mitolojik | mythological | adjective | Bu hikaye mitolojik bir karakter içeriyor. |
| 144 | yaradılış | creation | noun | Bu kitabın konusu yaradılış ile ilgili. |
| 145 | skeç | sketch | noun | Tiyatroda bir skeç sergilenecek. |
| 146 | başyapıt | masterpiece | noun | Bu roman, yazarın en büyük başyapıt olarak kabul ediliyor. |
| 147 | hıristiyanlık | christianity | noun | hıristiyanlık tarihi çok derin bir geçmişe sahiptir. |
| 148 | defile | fashion show | noun | Moda defile çok ilgi çekici ve renkliydi. |
| 149 | grafiti | graffiti | noun | Şehrin duvarlarında birçok ilginç grafiti bulunuyor. |
It suits learners from A2 to C1. Earlier learners get everyday words like film, müzik, and resim, while more advanced learners can use terms such as efsane (legend) and heyecanlı (exciting) to discuss books, shows, and exhibitions in more detail.
Watch the near-duplicates gösteri and şov, which both mean show, and derived pairs like sihir (magic) and sihirli (magical), where the ending shifts the word from a noun to an adjective.
Type each word from its English prompt instead of just reading it, since active recall sticks better than recognition. Use Vocab Voyage's spaced repetition flashcards so words like sanatçı or konser resurface right when you're about to forget them, and build short sentences about films, songs, or artists you actually know.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary · Turkish Shopping & Clothes vocabulary
Free forever · No card · No password