Politics, law, and society vocabulary shows up constantly in Turkish news, courtroom dramas, and everyday conversations about current events. This list gathers words you'll actually need to talk about government, crime, justice, and conflict in Turkish, each paired with a clear translation and an example sentence so you can see the word doing real work.
Type the Turkish word for each English prompt and let spaced repetition handle the rest -- accents are forgiven, so you can focus on the word itself rather than hunting for the right keyboard symbol. Sign up free with an email, no card and no password, and build this topic alongside any others you're working through.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | polis | police | noun | polis burada devriye geziyor. |
| 2 | suç | crime | noun | Bu bir suç değil. |
| 3 | hak | right | noun | Her bireyin hak vardır. |
| 4 | dava | case | noun | O dava çok önemli bir konu. |
| 5 | cinayet | murder | noun | Bu filmde bir cinayet var. |
| 6 | güvenlik | security | noun | Bu binanın güvenlik sistemi çok iyi. |
| 7 | millet | nation | noun | Bu millet çok farklı kültürlere sahip. |
| 8 | ülke | country | noun | Bu ülke çok güzel bir yer. |
| 9 | savaş | war | noun | Geçmişte birçok büyük savaş oldu. |
| 10 | avukat | lawyer | noun | O, başarılı bir avukattır. |
| 11 | seçim | election | noun | Bu yılki seçim çok önemli. |
| 12 | düşman | enemy | noun | O, benim en büyük düşmanım. |
| 13 | ceza | penalty | noun | Kurallara uymayanlara ceza verilir. |
| 14 | öldürülmek | to be killed | verb | Bu hikaye bir cinayetle öldürülmek başlıyor. |
| 15 | tehdit | threat | noun | O, bana bir tehdit etti ama ben korkmadım. |
| 16 | savaşmak | to fight | verb | Adalet için savaşmak her zaman önemlidir. |
| 17 | ordu | army | noun | Ülkemizin ordu güvenliği çok önemlidir. |
| 18 | başkan | president | noun | Toplantının başkanı çok kararlıydı. |
| 19 | devlet | state | noun | devlet kurumları, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışır. |
| 20 | yargıç | judge | noun | yargıç adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynar. |
| 21 | komutan | commander | noun | Askerlerin komutanı stratejik kararlar alır. |
| 22 | hükümet | government | noun | Yeni hükümet kararlar alıyor. |
| 23 | şerif | sheriff | noun | Küçük kasabanın şerif güvenliği sağlıyor. |
| 24 | suçlamak | to accuse | verb | Herkesi suçlamak yerine önce düşünmelisin. |
| 25 | hırsız | thief | noun | Gece evin önünde bir hırsız gördüm. |
| 26 | soruşturma | investigation | noun | Olayla ilgili bir soruşturma başlatıldı. |
| 27 | adalet | justice | noun | Herkesin eşit muamele görmesi için adalet önemlidir. |
| 28 | kanıtlamak | to prove | verb | Gerçekleri kanıtlamak zorundayız. |
| 29 | barış | peace | noun | Dünya barış içinde yaşamalı. |
| 30 | mahkeme | court | noun | Dava mahkeme başladı. |
| 31 | kriz | crisis | noun | Ülke ekonomik bir kriz yaşıyor. |
| 32 | kanun | law | noun | Herkes kanunlara uymalıdır. |
| 33 | oy | vote | noun | Bu akşamki oy çok heyecanlıydı. |
| 34 | bakan | minister | noun | Yeni bakan projeyi açıkladı. |
| 35 | yahudi | jew | noun | O, yahudi kültürü hakkında bilgi sahibidir. |
| 36 | yasal | legal | adjective | Bu işlem yasal olarak kabul ediliyor. |
| 37 | yasa | laws | noun | Yeni bir yasa yürürlüğe girdi ve herkesin uyması gerekiyor. |
| 38 | sosyal | social | adjective | Bu etkinlik sosyal bir buluşma olacak. |
| 39 | federal | federal | adjective | Ülkenin federal yapısı oldukça karmaşık. |
| 40 | rahip | priest | noun | Köyde bir rahip yaşıyor. |
| 41 | ulusal | national | adjective | Bugün ulusal bayram kutlanıyor. |
| 42 | yasak | prohibition | noun | Burada sigara içmek yasak. |
| 43 | suçlama | accusation | noun | Ona haksız bir suçlama yapıldı. |
| 44 | yetki | authority | noun | Bu konuda karar verme yetki ona ait. |
| 45 | toplum | society | noun | Herkes bu toplum için çalışmalı. |
| 46 | jüri | jury | noun | Film yarışmasında jüri çok önemli bir rol oynuyor. |
| 47 | belediye | municipality | noun | belediye hizmetleri çok iyi çalışıyor. |
| 48 | yetkili | authorized | adjective | Bu konuda yetkili kişi benim. |
| 49 | temsil | representation | noun | O, şirketi uluslararası alanda temsil ediyor. |
| 50 | köle | slave | noun | Geçmişte köle ticareti yasaktı. |
| 51 | terörist | terrorist | noun | O, bir terörist olarak yakalandı. |
| 52 | işkence | torture | noun | Bu filmdeki sahneler çok fazla işkence içeriyor. |
| 53 | soygun | robbery | noun | Gece yarısı bir soygun gerçekleşti. |
| 54 | tahliye | evacuation | noun | Bina tahliye edildi, herkes dışarı çıktı. |
| 55 | savcı | prosecutor | noun | savcı davayı incelemeye başladı. |
| 56 | tutuklamak | to arrest | verb | Polis onu tutuklamak zorunda kaldı. |
| 57 | hukuk | law | noun | O, hukuk okuyor ve avukat olmak istiyor. |
| 58 | darbe | coup | noun | Ülke darbe girişimiyle sarsıldı. |
| 59 | hırsızlık | theft | noun | Gece hırsızlık olayı yaşandı. |
| 60 | vali | governor | noun | Şehirde yeni bir vali atandı. |
| 61 | şahit | witness | noun | Duruşmada şahit olarak ifade verecek. |
| 62 | aday | candidate | noun | Sınavda başarılı olmak için çok çalıştım, şimdi aday olarak bekliyorum. |
| 63 | meclis | assembly | noun | Yeni yasalar meclis tarafından onaylandı. |
| 64 | uluslararası | international | adjective | Bu uluslararası bir organizasyon. |
| 65 | insanlık | humanity | noun | insanlık tarihi çok derin bir geçmişe sahiptir. |
| 66 | kraliyet | royalty | noun | Şehirde bir kraliyet sarayı var, çok güzel görünüyor. |
| 67 | taciz | harassment | noun | Herkesin güvenliğini sağlamak için taciz önlenmelidir. |
| 68 | adli | judicial | adjective | adli rapor, davanın seyrini değiştirebilir. |
| 69 | krallık | kingdom | noun | O krallık çok eski ve ilginç bir tarihe sahip. |
| 70 | vatandaş | citizen | noun | Her vatandaş ülkesine karşı sorumluluk taşır. |
| 71 | miras | inheritance | noun | Bütün aile, babasından kalan miras için toplandı. |
| 72 | çatışma | conflict | noun | İki grup arasında bir çatışma çıktı. |
| 73 | politika | politics | noun | Ülkede politika değişiklikleri tartışılıyor. |
| 74 | idam | execution | noun | Bu suç için idam cezası verildi. |
| 75 | devrim | revolution | noun | Bu, büyük bir devrim yaratacak. |
| 76 | boşanma | divorce | noun | Onların boşanma süreci çok zordu. |
| 77 | tutuklanmak | to be arrested | verb | O, suçlamalarla tutuklanmak üzere. |
| 78 | ayrılma | separation | noun | Onunla olan ayrılma kararını vermek zorundayım. |
| 79 | politik | political | adjective | Bu politik durum herkesin dikkatini çekti. |
| 80 | yasadışı | illegal | adjective | Bu davranış yasadışı kabul ediliyor. |
| 81 | bayrak | flag | noun | Stadyumda büyük bir bayrak dalgalanıyordu. |
| 82 | mahkum | prisoner | noun | O mahkum yıllarca hapis yattı. |
| 83 | esir | captive | noun | Filmde bir esir kurtarıldı. |
| 84 | rüşvet | bribe | noun | Yolsuzluk rüşvet ile mücadele edilmeli. |
| 85 | başbakan | prime minister | noun | Ülkenin başbakan önemli bir konuşma yaptı. |
| 86 | haksızlık | injustice | noun | Bu duruma haksızlık yapmak istemiyorum. |
| 87 | konsey | council | noun | Şehir konsey toplantısı bu akşam yapılacak. |
| 88 | hakim | judge | noun | Mahkemede bir hakim karar verecek. |
| 89 | tutuklama | arrest | noun | Polis, suçlunun tutuklama işlemini yaptı. |
| 90 | kamu | public | noun | kamu hizmetleri herkes için önemlidir. |
| 91 | baskın | the raid | noun | Gece bir baskın yapıldı. |
| 92 | komite | committee | noun | Okulda yeni bir proje için bir komite oluşturduk. |
| 93 | komplo | conspiracy | noun | Olayın arkasında bir komplo olduğu söyleniyor. |
| 94 | topluluk | community | noun | Köyde büyük bir topluluk bir araya geldi. |
| 95 | başkanlık | presidency | noun | Bu başkanlık için birçok aday var. |
| 96 | komünist | communist | noun | O, bir komünist olarak tanınıyor. |
| 97 | işgal | occupation | noun | Bu bölge, uzun yıllar süren bir işgal altında kaldı. |
| 98 | cumhuriyet | republic | noun | Türkiye, 1923 yılında cumhuriyet ilan edilmiştir. |
| 99 | pist | track | noun | Uçak pistte kalkış için hazır. |
| 100 | siyasi | political | adjective | Bu siyasi tartışmalar çok ilginç. |
| 101 | isyan | rebellion | noun | Bu isyan halkın hakları için önemliydi. |
| 102 | sanık | defendant | noun | Mahkemede sanık kendini savunacak. |
| 103 | ulus | nation | noun | Her ulus kendi kültürünü korumalıdır. |
| 104 | suçlanmak | to be accused | verb | Yanlış bir şey yapmadım, suçlanmak istemiyorum. |
| 105 | tecavüz | rape | noun | Bu tür tecavüz suçları toplumda kabul edilemez. |
| 106 | kaçırılmak | to be kidnapped | verb | Oyun parkında kaçırılmak istemiyorum. |
| 107 | kelepçe | handcuff | noun | Polis, suçluyu kelepçe ile yakaladı. |
| 108 | ırk | race | noun | Her ırkın kendine özgü özellikleri vardır. |
| 109 | katliam | massacre | noun | Bu olay bir katliam olarak kaydedildi. |
| 110 | yasaklamak | to prohibit | verb | Okulda cep telefonlarını yasaklamak gerekiyor. |
| 111 | terör | terror | noun | Dünya genelinde terör ile mücadele ediliyor. |
| 112 | mafya | mafia | noun | Filmde bir mafya hikayesi var. |
| 113 | norm | norm | noun | Toplumda kabul edilen norm değişiyor. |
| 114 | politikacı | politician | noun | O, tanınmış bir politikacıdır. |
| 115 | muhbir | informer | noun | O, bir muhbir olarak çalışıyor. |
| 116 | yargılamak | to judge | verb | Başka insanları yargılamak doğru değil. |
| 117 | suikast | assassination | noun | Tarihteki en ünlü suikast olaylarından biri. |
| 118 | hücum | attack | noun | Takım, rakibe karşı hızlı bir hücum başlattı. |
| 119 | müttefik | ally | noun | Ülkeler arasında güçlü müttefik ilişkileri var. |
| 120 | dernek | association | noun | Kültürel etkinlikler için bir dernek kurduk. |
| 121 | reis | chief | noun | Balıkçı reis denizden döndü. |
| 122 | protesto | protest | noun | Halk, hükümeti protesto etmek için toplandı. |
| 123 | istila | invasion | noun | Şehir, düşman tarafından istila edildi. |
| 124 | casusluk | espionage | noun | Filmde casusluk teması işleniyor. |
| 125 | dışişleri | foreign affairs | noun | dışişleri Bakanlığı önemli bir açıklama yaptı. |
| 126 | direniş | resistance | noun | Onlar, direniş göstererek haklarını savundular. |
| 127 | infaz | execution | noun | Mahkumun infaz tarihi belirlendi. |
| 128 | sendika | union | noun | Çalışanlar sendika oluşturdu. |
| 129 | oylama | voting | noun | Seçimlerde oylama yapıldı ve sonuçlar açıklandı. |
| 130 | elçi | ambassador | noun | Ülkemizi temsil eden elçi önemli bir görev üstlendi. |
| 131 | imparatorluk | empire | noun | Geçmişte birçok imparatorluk dünya tarihini etkilemiştir. |
| 132 | başkomiser | chief inspector | noun | Şehirdeki en yetkili başkomiser suçları araştırıyor. |
| 133 | demokrasi | democracy | noun | Ülkede demokrasi her bireyin hakkıdır. |
| 134 | senatör | senator | noun | Ülkemizin en genç senatör seçildi. |
| 135 | kaçakçılık | smuggling | noun | Ülkede kaçakçılık ile mücadele ediliyor. |
| 136 | vakıf | foundation | noun | Bu şehirde birçok hayır vakıf bulunmaktadır. |
| 137 | medeni | civil | adjective | Herkesin medeni haklara sahip olması gerekir. |
| 138 | cezaevi | prison | noun | O, cezaevi hayatını değiştirmek zorunda kaldı. |
| 139 | yargılama | judgment | noun | Adalet sistemi, her davada adil bir yargılama süreci yürütmelidir. |
| 140 | diplomatik | diplomatic | adjective | İki ülke arasında diplomatik ilişkiler geliştirilmelidir. |
| 141 | dolandırıcılık | fraud | noun | Bu olay bir dolandırıcılık vakası olarak kaydedildi. |
| 142 | senato | senate | noun | Yeni yasa tasarısı senato tarafından onaylandı. |
| 143 | tarikat | sect | noun | Bu şehirde birçok farklı tarikat bulunuyor. |
| 144 | uyuyakalmak | to fall asleep | verb | Film izlerken uyuyakalmak istemiyorum. |
| 145 | imparator | emperor | noun | Tarihte birçok imparator önemli rol oynamıştır. |
| 146 | cumhuriyetçi | republican | noun | O, bir cumhuriyetçi olarak tanınıyor. |
| 147 | davalı | defendant | noun | Mahkemede davalı olan kişi çok gergin görünüyordu. |
| 148 | soyguncu | robber | noun | Polis, soyguncu ile ilgili ipuçları topluyor. |
| 149 | kaçırılma | abduction | noun | Haberlerde bir kaçırılma olayı duyuldu. |
| 150 | müdafaa | defense | noun | Avukat, müvekkilinin müdafaa için çalışıyor. |
Not inherently, but it leans more on Arabic-origin loanwords such as dava, hak, and ceza, which don't follow typical Turkish word-building patterns, so a little rote memorization helps alongside the grammar you already know.
No -- Turkish has no grammatical gender, so devlet (state) and başkan (president) stay the same regardless of who or what they refer to, which removes one layer of difficulty compared with many European languages.
Pair the flashcards with short exposure to real Turkish content, such as news headlines or court-related dialogue, so words like seçim, avukat, and güvenlik start to feel familiar in natural sentences, not just isolated prompts.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary
Free forever · No card · No password