Technology and media words are some of the most useful in modern Turkish, since so much daily conversation touches on a telefon, a bilgisayar, or what was on televizyon last night. This list covers core Turkish technology vocabulary you'll meet in news, apps, and everyday chat, from concrete nouns like kamera and kablo to common verbs like kullanmak and indirmek.
If you're looking for Turkish words for technology and media that actually show up in real sentences, this set is built for that. Each entry comes with its English translation and an example sentence, so you can see how words like uygulama, veri, or otomatik behave in context before you start testing yourself with spaced repetition.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kullanmak | to use | verb | Bu aracı kullanmak zorundayım. |
| 2 | telefon | telephone | noun | Yeni bir telefon almak istiyorum. |
| 3 | kamera | camera | noun | Bu kamera çok kaliteli. |
| 4 | makine | machine | noun | Bu makine çok güçlü çalışıyor. |
| 5 | bilgisayar | computer | noun | Yeni bilgisayarım çok hızlı çalışıyor. |
| 6 | indirmek | to download | verb | Uygulamayı indirmek için buraya tıklayın. |
| 7 | motor | engine | noun | Bu motor çok hızlı gidiyor. |
| 8 | televizyon | television | noun | Akşamları televizyon izlemek çok keyifli. |
| 9 | video | video | noun | Yeni bir video izlemek için sabırsızlanıyorum. |
| 10 | elektrik | electricity | noun | Evde elektrik kesildiği için karanlıkta kaldık. |
| 11 | gaz | gas | noun | Arabanın gaz deposunu doldurmalıyım. |
| 12 | cihaz | device | noun | Bu cihaz yeni bir teknoloji ile çalışıyor. |
| 13 | veri | data | noun | Proje için gerekli veri toplandı. |
| 14 | teknoloji | technology | noun | Yeni teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor. |
| 15 | radyo | radio | noun | Arabada müzik dinlemek için radyo açtım. |
| 16 | robot | robot | noun | Yeni robot ev işlerini yapabiliyor. |
| 17 | kaset | tape | noun | Eski kasetleri dinlemek nostaljik. |
| 18 | yayın | broadcast | noun | Yeni bir yayın çıkacak, çok heyecanlıyım. |
| 19 | uydu | satellite | noun | Yeni uydu uzaya fırlatıldı. |
| 20 | devre | circuit | noun | Elektrik devre kapalı. |
| 21 | kablo | cable | noun | Bilgisayarımın kablo kopmuş. |
| 22 | internet | internet | noun | Evde internet bağlantısı çok hızlı. |
| 23 | uygulama | application | noun | Yeni bir telefon uygulama indirdim. |
| 24 | otomatik | automatic | adjective | Yeni arabamın otomatik vites sistemi var. |
| 25 | icat | invention | noun | Bu yeni icat hayatı kolaylaştırıyor. |
| 26 | medya | media | noun | medya haberleri takip ediyorum. |
| 27 | elektronik | electronic | adjective | Yeni elektronik cihazlar hayatımızı kolaylaştırıyor. |
| 28 | şarj | charge | noun | Telefonun şarjı bitmek üzere. |
| 29 | ekran | screen | noun | Bilgisayarın ekran bozuldu, tamir ettirmem lazım. |
| 30 | gps | gps | noun | Yolda kaybolduğumda gps kullanıyorum. |
| 31 | plak | record | noun | Eski bir plak dinlemek çok keyifli. |
| 32 | sanal | virtual | adjective | Oyunlar artık sanal dünyada oynanıyor. |
| 33 | mikrofon | microphone | noun | Konuşma için mikrofon hazırlandı. |
| 34 | pil | battery | noun | Uzaktan kumandada pil bitmiş. |
| 35 | versiyon | version | noun | Bu oyunun yeni versiyon çok eğlenceli. |
| 36 | dvd | dvd | noun | Film izlemek için bir dvd almayı unuttum. |
| 37 | web | web | noun | Yeni bir web sitesi açmayı planlıyorum. |
| 38 | lazer | laser | noun | Yeni lazer cihazı çok etkili çalışıyor. |
| 39 | data | data | noun | Yeni projede çok fazla data topladık. |
| 40 | yüklemek | to upload | verb | Dosyaları bilgisayara yüklemek için bekliyorum. |
| 41 | dijital | digital | adjective | Bu yeni telefonun ekranı çok dijital ve net görünüyor. |
| 42 | radar | radar | noun | Uçak, radar ile takip ediliyor. |
| 43 | yazılım | software | noun | Yeni bir yazılım geliştirmek için çalışıyoruz. |
| 44 | avatar | avatar | noun | Oyun karakterinin avatar çok ilginç görünüyor. |
| 45 | mekanik | mechanical | adjective | Bu saat tamamen mekanik bir sistemle çalışıyor. |
| 46 | sensör | sensor | noun | Kapının sensör çalışmıyor gibi görünüyor. |
| 47 | tuş | key | noun | Klavyedeki tuş bozuldu. |
| 48 | noun | Öğretmenime e-mail göndermeyi unuttum. | ||
| 49 | mekanizma | mechanism | noun | Bu mekanizma oldukça karmaşık görünüyor. |
| 50 | elektromanyetik | electromagnetic | adjective | elektromanyetik dalgalar, iletişimde önemli bir rol oynar. |
| 51 | ampul | bulb | noun | Oda karanlık, bir ampul takmalıyız. |
| 52 | reaktör | reactor | noun | Yeni reaktör projesi, enerji üretiminde devrim yaratabilir. |
| 53 | şebeke | network | noun | Evde internet bağlantım yok, çünkü şebeke kopmuş. |
| 54 | aygıt | device | noun | Bu yeni aygıt çok işlevli ve kullanımı oldukça kolay. |
| 55 | kablosuz | wireless | adjective | Evdeki internet kablosuz bağlantısı çok hızlı. |
| 56 | mıknatıs | magnet | noun | Bu mıknatıs metal nesneleri çekiyor. |
| 57 | telesekreter | answering machine | noun | Evde bir telesekreter var, mesaj bırakabilirsin. |
| 58 | tarayıcı | browser | noun | Yeni bir tarayıcı yükledim ve çok hızlı çalışıyor. |
| 59 | anten | antenna | noun | Televizyonun anten sinyali zayıf. |
| 60 | hacker | hacker | noun | Bir hacker bilgisayar sistemine girdi. |
| 61 | donanım | hardware | noun | Bilgisayarın donanım çok güçlü. |
| 62 | mikrodalga | microwave | noun | Yemekleri ısıtmak için mikrodalga kullanıyorum. |
| 63 | izleyebilmek | to be able to watch | verb | Filmi izleyebilmek için bilet almak zorundayım. |
| 64 | taşınabilir | portable | adjective | Bu bilgisayar oldukça taşınabilir ve her yere götürülebilir. |
| 65 | seyyar | mobile | adjective | seyyar satıcılar sokaklarda dolaşıyor. |
| 66 | elektriksel | electrical | adjective | Bu cihazın elektriksel özellikleri çok ilginç. |
| 67 | çip | chip | noun | Bu telefonun içinde bir çip var. |
| 68 | çevrimiçi | online | adjective | Bugün çevrimiçi ders yapacağız. |
| 69 | simülasyon | simulation | noun | Bu simülasyon oyunu çok gerçekçi buldum. |
| 70 | terminal | terminal | noun | Uçak terminal çok kalabalıktı. |
| 71 | turbo | turbo | noun | Aracımda turbo motor var. |
| 72 | tweet | tweet | noun | Sosyal medyada bir tweet attım. |
| 73 | teyp | tape | noun | Eski teyp müzik dinlemek için kullanılıyor. |
| 74 | daktilo | typewriter | noun | Eski bir daktilo buldum, çok hoşuma gitti. |
| 75 | blog | blog | noun | Yeni bir blog açmayı düşünüyorum. |
| 76 | monitör | monitor | noun | Bilgisayarımın monitör bozuldu. |
| 77 | laptop | laptop | noun | Yeni laptop aldım, çok hızlı çalışıyor. |
| 78 | grafik | graphic | noun | Sunumda grafik kullanmayı unuttum. |
| 79 | dürbün | telescope | noun | Dağları görmek için bir dürbün almayı unuttum. |
| 80 | pervane | propeller | noun | Fanın pervane sesi çok rahatsız edici. |
| 81 | tornavida | screwdriver | noun | Sökme işlemi için bir tornavida bulmalıyım. |
| 82 | hoparlör | speaker | noun | Müzik dinlemek için bir hoparlör alacağım. |
| 83 | indirme | download | noun | Uygulamanın indirme işlemi başladı. |
| 84 | vinç | crane | noun | Büyük vinç inşaatta kullanıldı. |
| 85 | onarmak | to repair | verb | Eski eşyaları onarmak için bir ustaya ihtiyacım var. |
| 86 | x-ray | x-ray | noun | Doktor, x-ray çektirmek istedi. |
| 87 | batarya | battery | noun | Telefonun batarya bitmek üzere. |
| 88 | traktör | tractor | noun | Bahçede bir traktör çalışıyor. |
| 89 | kulaklık | headphones | noun | Müzik dinlemek için kulaklık takmalısın. |
| 90 | teleskop | telescope | noun | Gökyüzünü incelemek için bir teleskop kullanıyoruz. |
| 91 | hologram | hologram | noun | Müze, bir hologram sergiliyor. |
| 92 | yazıcı | printer | noun | Yeni bir yazıcı almak istiyorum. |
| 93 | wi-fi | wi-fi | noun | Evdeki wi-fi bağlantısı çok yavaş. |
| 94 | güncelleme | update | noun | Uygulamaya yeni bir güncelleme geldi. |
| 95 | droid | droid | noun | Yeni bir droid filmi izlemeyi planlıyorum. |
| 96 | algoritma | algorithm | noun | Bu programın algoritma çok karmaşık. |
| 97 | programlanmış | programmed | adjective | Bu robot, programlanmış görevleri yerine getirmek için tasarlandı. |
| 98 | klavye | keyboard | noun | Bilgisayarımın klavye bozuldu, yeni bir tane almam gerekiyor. |
| 99 | mikroskop | microscope | noun | Bilim laboratuvarında bir mikroskop kullanarak hücreleri inceledik. |
| 100 | plütonyum | plutonium | noun | plütonyum nükleer enerji için kullanılır. |
| 101 | drone | drone | noun | Yeni drone ile havadan fotoğraf çekmek çok eğlenceli. |
| 102 | programlama | programming | noun | Bilgisayar programlama dersine katılmayı düşünüyorum. |
| 103 | icad | invention | noun | Bu icad hayatımızı kolaylaştırdı. |
| 104 | tıklamak | to click | verb | Bilgisayarda dosyayı tıklamak için buraya basmalısın. |
| 105 | network | network | noun | Şirketin network sistemi çok geniş. |
| 106 | kodlama | coding | noun | Bilgisayar kodlama öğrenmek istiyorum. |
| 107 | makineler | machines | noun | Fabrika makineler her gün çalışıyor. |
| 108 | mikroçip | microchip | noun | Yeni telefonlarda mikroçip teknolojisi kullanılıyor. |
Quite often, yes. Words such as telefon, kamera, radyo, televizyon, video, internet, motor, and robot are recognisable loanwords, which makes this topic a friendly starting point even at A2.
Type them in short sentences about things you really do, using an object such as bilgisayar or uygulama, and let spaced repetition bring them back just before you would forget the -mak/-mek pattern.
No. Turkish nouns have no grammatical gender and there is no definite article, so for bilgisayar, cihaz, and the rest of this list you simply learn the word and its meaning.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary
Free forever · No card · No password