Job titles, meetings, reports, teams: this list gathers the Turkish words you need to talk about work and business, from çalışmak (to work) and şirket (company) to müdür (director) and toplantı (meeting). Each entry comes with an English translation and an example sentence, so you can see the word doing its job in context before you try to recall it yourself.
Study it as a themed toolkit rather than a random word list: learn ekip (team) alongside patron (boss) and çalışan (worker), or group toplantı and görüşme, two words both glossed as meeting, so you notice how they overlap. With Vocab Voyage's flashcards you type the Turkish word for an English prompt, spaced repetition brings back the ones you're shakier on, and accents are forgiven, so you can focus on the vocabulary itself rather than hunting for a Turkish keyboard.
Free forever · No card · No password
| # | Turkish | English | Type | Example |
|---|---|---|---|---|
| 1 | çalışmak | to work | verb | Sınav için çok çalışmak zorundayım. |
| 2 | görev | duty | noun | Öğretmenin görev öğrencileri eğitmek. |
| 3 | çalışma | work | noun | Bu çalışma çok ilginç bir konuya sahip. |
| 4 | şirket | company | noun | Bu şirket yeni projelere yatırım yapıyor. |
| 5 | patron | boss | noun | Bugün patron ofiste yok. |
| 6 | ajan | agent | noun | O, gizli bir ajan olarak çalışıyor. |
| 7 | kurmak | to establish | verb | Yeni bir şirket kurmak istiyorum. |
| 8 | kaptan | captain | noun | Geminin kaptan çok deneyimli. |
| 9 | ekip | team | noun | Proje için bir ekip oluşturduk. |
| 10 | asker | soldier | noun | O, bir asker olarak görev yapıyor. |
| 11 | dedektif | detective | noun | O, ünlü bir dedektif olarak çalışıyor. |
| 12 | çalışan | worker | noun | Ofiste çok sayıda çalışan var. |
| 13 | şef | chief | noun | Restoranın şefi çok yetenekli. |
| 14 | rapor | report | noun | Öğrencilerin raporu çok iyi. |
| 15 | ofis | office | noun | Yeni ofis çok ferah. |
| 16 | toplantı | meeting | noun | Bugün önemli bir toplantı var. |
| 17 | görüşme | meeting | noun | Yarın önemli bir görüşme yapacağım. |
| 18 | ayarlamak | to arrange | verb | Randevuyu ayarlamak için aradım. |
| 19 | hizmet | service | noun | Restoranda çok iyi bir hizmet aldık. |
| 20 | planlamak | to plan | verb | Yaz tatilini iyi planlamak gerekir. |
| 21 | araştırmak | to research | verb | Yeni bir konu hakkında araştırmak yapmalıyım. |
| 22 | servis | service | noun | Okulda yemek servis saat üçte başlıyor. |
| 23 | profesör | professor | noun | Üniversitedeki profesör ders veriyor. |
| 24 | savunma | defense | noun | Takımın savunma çok güçlü. |
| 25 | müdür | director | noun | Okulun müdür toplantıya geldi. |
| 26 | albay | colonel | noun | Kampanyada albay önemli bir rol oynadı. |
| 27 | teğmen | lieutenant | noun | O, genç bir teğmen olarak göreve başladı. |
| 28 | emretmek | to command | verb | Patron, çalışanlarına emretmek zorunda kaldı. |
| 29 | lider | leader | noun | O, takımın en iyi lideridir. |
| 30 | çavuş | sergeant | noun | Askerler çavuşun emirlerine uymalıdır. |
| 31 | yardımcı | assistant | noun | Öğrenciler, öğretmene yardımcı oldular. |
| 32 | oyuncu | actor | noun | Filmdeki oyuncu çok yetenekliydi. |
| 33 | uzman | expert | noun | Bu konuda bir uzman ile görüşmelisin. |
| 34 | usta | master | noun | Ahmet, çok iyi bir usta olarak tanınır. |
| 35 | alet | tool | noun | Bahçede çalışmak için bir alet bulmalıyım. |
| 36 | idare | administration | noun | Okulun idare toplantısı var. |
| 37 | proje | project | noun | Yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. |
| 38 | yazar | writer | noun | O, çok ünlü bir yazardır. |
| 39 | kariyer | career | noun | Başarılı bir kariyer için çok çalışmalısın. |
| 40 | binbaşı | major | noun | O, orduda bir binbaşı olarak görev yapıyor. |
| 41 | görevli | officer | noun | Müze görevlileri ziyaretçilere yardımcı oluyor. |
| 42 | yönetim | management | noun | Şirketin yönetim toplantısı yarın yapılacak. |
| 43 | inşa | construction | noun | Yeni bir okul inşa ediliyor. |
| 44 | profesyonel | professional | adjective | O, işinde gerçekten profesyonel biri. |
| 45 | pilot | pilot | noun | O, bir pilot olarak çalışıyor. |
| 46 | eser | work | noun | Bu sanat eser çok değerlidir. |
| 47 | gönüllü | volunteer | noun | gönüllü olarak çalışmak istiyorum. |
| 48 | çalıştırmak | to operate | verb | Bu motoru çalıştırmak için önce kontrol etmelisin. |
| 49 | müfettiş | inspector | noun | müfettiş okulu denetlemeye geldi. |
| 50 | pozisyon | position | noun | Şirketin yeni pozisyonu çok ilginç. |
| 51 | yönetici | manager | noun | Yeni yönetici toplantıda projeleri değerlendirecek. |
| 52 | yönetmek | to manage | verb | Şirketi yönetmek için deneyim kazanmalısın. |
| 53 | fabrika | factory | noun | Şehirde büyük bir fabrika var. |
| 54 | yapım | construction | noun | Bu filmin yapım süreci çok uzun sürdü. |
| 55 | deneyim | experience | noun | Bu işte deneyim kazanmak önemlidir. |
| 56 | sürücü | driver | noun | Taksi sürücü çok nazik biriydi. |
| 57 | ticaret | trade | noun | Uluslararası ticaret her geçen gün artıyor. |
| 58 | subay | officer | noun | O, orduya yeni bir subay olarak katıldı. |
| 59 | işçi | worker | noun | Fabrikanın işçileri çok çalışkan. |
| 60 | personel | staff | noun | Oteldeki personel çok yardımsever. |
| 61 | garson | waiter | noun | Restoranda garson çok nazik. |
| 62 | hizmetçi | servant | noun | Evde bir hizmetçi çalışıyor. |
| 63 | muhafız | guard | noun | Kale muhafız gece gündüz görevdeydi. |
| 64 | satıcı | seller | noun | Pazar yerindeki satıcı çok güler yüzlüydü. |
| 65 | yönetmen | director | noun | Filmin yönetmen çok başarılıydı. |
| 66 | devriye | patrol | noun | Polis devriye geziyor, güvenliğimiz için önemli. |
| 67 | asistan | assistant | noun | Doktorun asistan hastaları karşılıyor. |
| 68 | işbirliği | cooperation | noun | İki şirket arasında işbirliği yapıldı. |
| 69 | danışman | consultant | noun | Öğrencilerim için bir danışman arıyorum. |
| 70 | uygulamak | to apply | verb | Yeni kuralları hemen uygulamak zorundayız. |
| 71 | savunmak | to defend | verb | Kendini savunmak zorundasın. |
| 72 | nöbet | duty | noun | Gece nöbet tutmak zorundayım. |
| 73 | atamak | to appoint | verb | Yeni müdürü atamak için toplantı yapılacak. |
| 74 | sözleşme | contract | noun | Yeni bir sözleşme imzaladık ve projeye başladık. |
| 75 | komuta | command | noun | Askerler komuta altında hareket ettiler. |
| 76 | sekreter | secretary | noun | Ofisteki sekreter çok yardımcı oluyor. |
| 77 | gazeteci | journalist | noun | gazeteci, önemli bir haberi araştırıyor. |
| 78 | departman | department | noun | Şirketin departman müdürü çok çalışkan. |
| 79 | denizci | sailor | noun | Babam bir denizci olarak çalışıyor. |
| 80 | istifa | resignation | noun | Patron, istifa mektubunu aldı. |
| 81 | üretmek | to produce | verb | Yeni fikirler üretmek önemlidir. |
| 82 | taktik | tactic | noun | Bu oyunda kazanmak için iyi bir taktik gerekiyor. |
| 83 | şoför | driver | noun | Taksi şoför beni evime götürdü. |
| 84 | mürettebat | crew | noun | Geminin mürettebat denizde çalışıyordu. |
| 85 | çiftçi | farmer | noun | Babam bir çiftçi olarak çalışıyor. |
| 86 | geliştirmek | to develop | verb | Kendimi sürekli geliştirmek istiyorum. |
| 87 | organize | to organize | verb | Etkinliği organize etmek için bir ekip kurmalıyız. |
| 88 | muhabir | reporter | noun | O, ünlü bir muhabir olarak çalışıyor. |
| 89 | makale | article | noun | Dergideki makale çok bilgilendiriciydi. |
| 90 | kurul | board | noun | Yeni bir yönetim kurul oluşturuldu. |
| 91 | amiral | admiral | noun | Denizdeki en yüksek rütbeli subay amiral olarak görev yapar. |
| 92 | kurum | institution | noun | Bu kurum sağlık hizmetleri sunmaktadır. |
| 93 | cerrah | surgeon | noun | O, başarılı bir cerrah olarak tanınıyor. |
| 94 | gözetim | supervision | noun | Çocuklar parkta gözetim altında oynuyor. |
| 95 | firma | company | noun | Bu firma çok başarılı bir projeye imza attı. |
| 96 | sektör | sector | noun | Teknoloji sektörü hızla büyüyor. |
| 97 | inşaat | construction | noun | Yeni bir inşaat projesi başlatıldı. |
| 98 | bekçi | guard | noun | Gece boyunca parkı koruyan bir bekçi vardı. |
| 99 | mesai | work hours | noun | Bugün fazla mesai yapmam gerekiyor. |
| 100 | temsilci | representative | noun | Şirketin temsilci toplantıya katılacak. |
| 101 | liderlik | leadership | noun | İyi bir liderlik her zaman takımı başarıya götürür. |
| 102 | örgüt | organization | noun | Bu örgüt, çevre koruma çalışmalarına destek veriyor. |
| 103 | aynı | same | adjective | Biz aynı fikirdeyiz. |
| 104 | girişim | initiative | noun | Yeni bir girişim başlatmak için hazırlık yapıyorum. |
| 105 | ajans | agency | noun | Reklam ajansı çok başarılı. |
| 106 | yarbay | lieutenant colonel | noun | O, bir yarbay olarak görev yapıyor. |
| 107 | mühendis | engineer | noun | O, çok başarılı bir mühendis olarak çalışıyor. |
| 108 | yaver | aide | noun | Onun yaverı her zaman yanındadır. |
| 109 | başvuru | application | noun | İş için başvuru formunu doldurmalısın. |
| 110 | rehber | guide | noun | Şehir turunda bizimle bir rehber vardı. |
| 111 | menajer | manager | noun | Futbolcunun menajeri onun kariyerini yönetiyor. |
| 112 | vardiya | shift | noun | Bugün gece vardiya çalışacağım. |
| 113 | büyükelçi | ambassador | noun | Ülkemizin büyükelçisi, önemli bir toplantıya katıldı. |
| 114 | detektif | detective | noun | O, bir cinayeti çözmek için bir detektif olarak çalışıyor. |
| 115 | kontrat | contract | noun | İş için bir kontrat imzalamamız gerekiyor. |
| 116 | savcılık | prosecutor's office | noun | O davayı savcılık üstlendi. |
| 117 | çevirmen | translator | noun | O, iyi bir çevirmen olarak çalışıyor. |
| 118 | şarkıcı | singer | noun | O, ünlü bir şarkıcı oldu. |
| 119 | vekil | deputy | noun | Mecliste her partinin bir vekil temsilcisi vardır. |
| 120 | partner | partner | noun | Bu projede benim partner ile çalışıyorum. |
| 121 | teşkilat | organization | noun | Bu teşkilat birçok sosyal projeye destek veriyor. |
| 122 | lisans | license | noun | Üniversiteden lisans aldı. |
| 123 | onbaşı | corporal | noun | Asker, onbaşı rütbesine terfi etti. |
| 124 | grev | strike | noun | Çalışanlar, hakları için grev yapacak. |
| 125 | birleşme | merger | noun | İki şirketin birleşme süreci başladı. |
| 126 | ticari | commercial | adjective | Bu ürünün ticari değeri oldukça yüksek. |
| 127 | terapist | therapist | noun | Bir terapist ile konuşmak bana iyi geldi. |
| 128 | teşebbüs | initiative | noun | Yeni bir teşebbüs başlatmak için hazırlık yapıyorum. |
| 129 | nöbetçi | guard | noun | Gece nöbetçi kapıda bekliyor. |
| 130 | uzmanlık | expertise | noun | Bu alanda uzmanlık gereklidir. |
| 131 | strateji | strategy | noun | Başarılı bir strateji geliştirmek gerekiyor. |
| 132 | ekipman | equipment | noun | Dağa tırmanmak için gerekli ekipman almayı unuttum. |
| 133 | kurucu | founder | noun | Şirketin kurucu üyeleri toplantıya katıldı. |
| 134 | federasyon | federation | noun | Spor federasyon yeni kurallar açıkladı. |
| 135 | organizasyon | organization | noun | Bu etkinlik için bir organizasyon kurmalıyız. |
| 136 | endüstri | industry | noun | Ülkemizdeki endüstri sektörü hızla gelişiyor. |
| 137 | emlak | real estate | noun | Şehirdeki emlak fiyatları her geçen gün artıyor. |
| 138 | işletmek | to operate | verb | Bu işletmeyi daha iyi işletmek için yeni bir yönetim ekibi kurmalıyız. |
| 139 | barmen | bartender | noun | O, en iyi barmenlerden biridir. |
| 140 | ortaklık | partnership | noun | İki firma arasında bir ortaklık kuruldu. |
| 141 | danışmanlık | consultancy | noun | O, finansal danışmanlık yapıyor. |
| 142 | mühendislik | engineering | noun | O, üniversitede mühendislik okuyarak başarılı bir kariyer hedefliyor. |
| 143 | rehberlik | guidance | noun | Yeni öğrencilere rehberlik yapacaklar. |
| 144 | tetikçi | trigger man | noun | Filmdeki tetikçi çok tehlikeliydi. |
| 145 | stajyer | intern | noun | Ofiste bir stajyer çalışmaya başladı. |
| 146 | editör | editor | noun | Derginin editörü yeni yazıları kontrol ediyor. |
| 147 | tamirci | repairman | noun | Bir tamirci çağırmalıyız. |
| 148 | devralmak | to take over | verb | Şirketi devralmak için hazırlık yapmalıyız. |
| 149 | tüccar | merchant | noun | O, eski bir tüccar ve çok deneyimli. |
| 150 | fotoğrafçı | photographer | noun | Düğün için profesyonel bir fotoğrafçı tutmalıyız. |
It suits A2 to C1 learners who already know some Turkish grammar. Lower levels can start with core nouns like şirket (company) and ofis (office), while advanced learners can work on pairs such as toplantı and görüşme.
Every word here relates to work and business: roles like patron (boss) and müdür (director), actions like çalışmak (to work) and planlamak (to plan), and office staples like rapor (report) and toplantı (meeting). The result is a usable set for professional contexts rather than scattered general words.
You type the Turkish word for an English prompt, for example producing çalışan when shown worker, and spaced repetition brings each word back for review at increasing intervals. Sign-up is free with just an email, no card or password, and accents are forgiven so typing stays fast.
Learn Turkish · Words · Nouns · Verbs · Adjectives · Adverbs · Catalan vs Turkish: nearly identical words · Czech vs Turkish: nearly identical words · Danish vs Turkish: nearly identical words · Dutch vs Turkish: nearly identical words · Finnish vs Turkish: nearly identical words · French vs Turkish: nearly identical words · German vs Turkish: nearly identical words · Indonesian vs Turkish: nearly identical words · Italian vs Turkish: nearly identical words · Norwegian vs Turkish: nearly identical words · Polish vs Turkish: nearly identical words · Portuguese vs Turkish: nearly identical words · Romanian vs Turkish: nearly identical words · Spanish vs Turkish: nearly identical words · Swedish vs Turkish: nearly identical words · How many Turkish words do you need? · Turkish words you already know · Turkish City & Places vocabulary · Turkish Talking & Communication vocabulary · Turkish Art & Culture vocabulary · Turkish Describing Things vocabulary · Turkish Emotions & Personality vocabulary · Turkish Family & People vocabulary · Turkish Food & Drink vocabulary · Turkish Health & the Body vocabulary · Turkish Home & Daily Life vocabulary · Turkish Money & Finance vocabulary · Turkish Nature & Animals vocabulary · Turkish Numbers & Quantities vocabulary · Turkish School & Learning vocabulary
Free forever · No card · No password